Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Hükümet Cizre’de büyük direniş ve dayanışma karşısında geri adım attı: Sokağa çıkma yasağı kaldırılıyor!

Hükümet Cizre’de büyük direniş ve dayanışma karşısında geri adım attı: Sokağa çıkma yasağı kaldırılıyor!

Hükümet Cizre’deki ve Cizre için giderek büyüyen direniş karşısında geri adım attı. Cizre’nin bağlı olduğu Şırnak Valisi, Cizre’de 1 haftadır süren sokağa çıkma yasağını, 12 Eylül 2015 Cumartesi günü sabah 07.00’de kaldıracağını açıkladı.

Valiliğin yazılı açıklaması şöyle:

“Cizre ilçesinde 4 Eylül 2015 günü saat:20.00 da başlayan sokağa çıkma yasağı 12 Eylül 2015 Cumartesi günü saat 07.00 itibariyle sona erecektir.

Bu süre zarfında güvenlik kuvvetleri teröristlere karşı başarılı bir operasyon gerçekleştirdi. Bu süreçte sabır ve duyarlılık gösteren Cizreli vatandaşlarımıza teşekkür ederiz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da terör örgütü mensuplarına karşı vatandaşımızın can ve mal güvenliğini korumaya ve kamu düzenini sağlamaya devam edecektir.”

Devletin günlerdir yakıp yıktığı, öldürdüğü, aç, susuz, elektriksiz bıraktığı, iletişimi ve giriş çıkışları keserek dünyadan tecrit ettiği, cenazelerin kaldırılmasını ve hastaların tedavisinin yapılmasını yasakladığı Cizre’ye “sabır ve duyarlılık gösterdiği için teşekkür etmesi” ve “can ve mal güvenliğini korumaya devam edeceğini” söylemesi, ancak karanlık ve kanlı bir bürokratik-çete sahtekarlığı örneği olarak, atmak zorunda kaldığı geri adımı örtmeye yetmiyor.

Biz burada, sosyal medyaya ancak çok küçük bir kısmı yansıyan Cizre’de Devletin kitle kırım noktasına varan uygulamalarını bir kez daha tekrarlamayacağız.

Ancak şimdiden tarihsel bir direniş anıtına dönüşen Cizre direniş hareketi ne kadar anlatılsa azdır. Cizre’nin halen bir çok mahallesine ve yarısından fazlasına devletin katliam güçlerini sokmayan Kürt genç milislerin direnişi; keskin nişancıların çoluk çocuk herkese ateş açmasına karşın Cizre halkının sokaklardan çekilmeyen direnişi; kendisi yarı-açken son erzağını ve suyunu birbiriyle paylaşan komünal özsavunma dayanışması ve direnişi; sınırdan geçmesi engellenen Zaho’daki 5 bin kamyon şoförünün sınırı fiilen geçerek ve kurşunların üzerine giderek Cizre için nehirlerden geçerek yürüyüşü; çok gecikmiş olsa da HDP yöneticilerini de artan taban infiali ile yürüyüşe katılmak zorunda bırakan; Şırnak’tan Silopi’den sayısız başka il ve ilçeden binlerce kadın, yaşlı, çocuğuyla bir halkın askerin sayısız barikat ve saldırısına karşın dağ bayır bazılarının yalın ayak 90 kilometre, 120 kilometre yürüyerek Cizre’ye yürüyüşü; binlerce kişinin tüm ablukayı ve yasakları yararak Cizre’ye girmesi ve Cizre halkının özsavunma direnişiyle kaynaşması; İstanbul’da Kürt hal işçilerinin Cizre’de sıkıyönetimin kaldırılması ve katliamın durdurulması için yaptığı siyasal grev; Nusaybin’den Bismil’e kadar kitlelerin zırhlı araçların üzerine yürüdüğü toplamda 10 binlerce kişilik gösteriler; Güney Kürdistan’a Rojava’ya Türkiye’ye Avrupa’ya yayılan protesto ve dayanışma eylemleri, ve Cizre’yi evrensel bir direniş, dayanışma, insanlaşma, özgürleşme anıtı haline getiren sayısız başka mücadele ve dayanışma inisiyatifi…

Başbakan karikatürüne, İçişleri bakanına tüm o “son terörist – yani Cizre halkı- temizleninceye kadar…” tükürüklerini yalatan işte asıl budur.

Tüm dünyada yankılanan Cizre katliam ablukası ve direniş hareketi, sonunda AB’yi, ABD’yi de AKP’ye “daha sert” müdahalelerde bulunmaya mecbur bıraktı. Ancak küresel mali oligarşik efendilerin asıl korkusu, Cizre’nin artık topyekun bir alev topuna, daha büyük bir 6-7 Ekim isyanına ve belki de kopuşuna dönüşme noktasına gelmesiydi. Bu yüzden Erdoğan-AKP’nin kulağını bu kez biraz ciddi çekmek zorunda kaldılar.

Cizre, Cizre…

Cizre bize, Kürt halkının, Kürt gençlerinin hiçbir güç ve yöntemle marjinalleştirilemeyeceğini, itibarsızlaştırılamayacağını, köleleştirilemeyeceğini, teslim alınamayacağını, yok sayılamayacağını, görünmezleştirilemeyeceğini, eskisi gibi yönetilemeyeceğini; tekelci burjuva devletin de ne yaparsa yapsın artık eskisi gibi yönetemeyeceğini gösterdi.

Cizre bize, ölümü kafasında yenenleri hiçbir gücün yenemeyeceğini gösterdi.

Cizre bize, mevcut dünya, bölge, ülke düzeninde yaşamanın, insan kalmanın, insanlaşmanın direnerek, savaşarak, dayanışarak, paylaşarak olacağını gösterdi.

Cizre yalnız kendini değil, hepimizi, tüm işçileri, kent ve kır yoksullarını, ezilen ulus, cins ve gençleri bir adım daha insanlaştırdı ve özgürleştirdi. Çünkü tüm bu görünür görünmez paslı prangalar, işkence ve insanlıktan çıkarılma koşulları altında, insan ve özgür olmanın, insanlaşmanın ve özgürleşmenin de direnerek, savaşarak, dayanaşarak, paylaşarak olacağını gösterdi.

Cizre’de savaşım elbette daha bitmedi. Sokağa çıkma yasağının tekrar konmayacağının, ufak aralarla devam ettirilmeyeceğinin bir güvencesi yok. Resmi olarak kaldırıp fiili olarak devam ettirilmeyeceğinin de bir güvencesi yok. Devlet belki Cizre’de sokağa çıkma yasağını kaldıracak, ancak askeri ablukasını muhtemelen kaldırmayacak, saldırılarını ise çok çeşitli biçimlerde sürdürecek. Katliamları asıl direnişle ve Cizre’nin başlıbaşına bir halk direniş hareketine dönüşmesiyle fena halde deşifre olduğu için, belki ufak vitrin düzenleme revizyonları ile devam ettirmeye çalışacak. Attığı geri adımı örtmek için Cizre Belediye Başkanını görevden alma gibi binbir çeşit kirli keyfi uygulama ve saldırısını sürdürecek. Ama bunlar da “vuruşarak geri çekilme”sinin ötesinde bir anlam taşımayacak.

Çünkü devlet, çok kritik bir muharebeyi daha şimdiden kaybetmiştir. Devletin bu politikasının duvara toslama ve geri tepme belirtileri artmaya başlamıştır. Kürt ulusal direniş hareketinin özerklik ve özyönetim iradesini ezmeye dönük, Cizre’yi düşürdüğü ölçüde 20 il ve ilçeye daha yaygınlaştırmayı hesapladığı kıyım harekatı provasından da yenik çıkmıştır. Dün gece Yüksekova’da ilan ettiği sokağa çıkma yasağını, Yüksekovalıların tüm sokaklara barikat kurarak cevap vermesine rağmen sabah saatlerinde kaldırmak durumunda kalması da bunun bir diğer göstergesidir.

Devlet elbette katliam ve saldırılarını sürdürecek, çok çeşitli kirli ve kanlı tezgah ve yöntemler denemeye devam edecektir. Ama artık her yer Cizre, her yer Kobane, her yer direniştir! Tekelci burjuva devlet ve AKP’nin artan çaresizliğini, sıkışmasını, debelenmesini direnişi büyüterek derinleştirelim!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*