Anasayfa » BASINDAN » Haziran direnişi ve beyaz yakalı işçiler-2

Haziran direnişi ve beyaz yakalı işçiler-2

Gezi Ruhu Plazalarda
H. Burak Öz, Birgün.net, 31 Ağustos 2013

Plazaların ‘yalnız’ kalabalığı, Gezi direnişinde dayanışmayla tanıştı. Haziran ayı boyunca “sabah işyerinde akşam Gezi’de” mesai yapan beyaz yakalılar, plazalarda çalışanların yakından tanıdığı, mobbingden bitimsiz mesailere her tür hukuksuzluğa sessiz kalmalarına neden olan ‘görünmez yalnızlık duvarı’nı kırmaya başladılar. Plaza çalışanları İstanbul’da son aylarda salıları Yoğurtçu Parkı’nda, çarşambaları Abbasağa Parkı’nda toplanıyorlar. Artık AVM’lere gitmekten imtina ediyorlar, tüketimin ‘öznesi’ olmaktan uzaklaşıyorlar. Yıkılan yalnızlık sayesinde işyerlerindeki ‘saçma’ uygulamalara ses çıkarmaya başladıklarını, hatta ‘patronlarının dahi dönüşüm içinde olduğunu’ ifade ediyorlar.

ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

BirGün, Plaza ve büro çalışanlarının bir araya geldikleri yeni örgütlülüklerden Plaza Eylem Platformu üyeleriyle konuştu. Plaza çalışanları hala isimlerini vererek röportaj gerçekleştirmiyorlar, “Bu, örgütlenme iyice yayılana ve meşru zeminden hukuki zemine kayana kadar mümkün olmayabilir” diyorlar. Ancak çalışmalarını sürdürüyorlar.

Gezi süreci boyunca öğle tatillerinde eylemler yapanlar, tepki duyulan holdinglerin markalarına boykotlar uygulayanlar, haber kanallarının önüne gidip protestolar düzenleyenler, mesai çıkışlarında Taksim’in yolunu tutanlar, onlardı. Sonra eylemler kesildi. İlk sorumuz da bu oldu: “Protestolar bitti mi, ofislerde rutin seyre dönüldü mü? Yoksa bir şeyler değişmekte mi?”

BİR ŞEYLER VAR DEĞİŞECEK…

Yanıtları net oldu: “Gezi süreci bizim hayatımızda bir turnusol kağıdı görevi gördü. Plazalarda, insanlar politik görüşünü herkesten saklarlardı, adı konmamış bir zorunluluk gibiydi bu. Şimdi, bebek adımlarıyla da olsa paylaşmaya başladık. Ruh halinde belirgin bir değişiklik görüyoruz plazalarda. İşten kalan tüm zamanını eylemlerde geçiren birinin, işteki saatlerini bundan tamamen bağımsız kılması beklenemezdi. Direnişe katılanlar arasındaki dayanışma işte de devam etti, hala ediyor. Yalnız bu durum, eylemlere karşı olanlara ya da çekingen kaldığı için katılamayanlara karşı bir kamplaşma da oluşturmadı.”

ÖĞLE ‘EYLEMİ’ ZAMANI

Eylem günlerinde, “İş arkadaşlarımızla birlikte işten çıkıp gezi mesaimize devam ettik” diyen plaza çalışanları örgütünün üyeleri, sadece bununla yetinmeyip, öğle iznini yemekte değil medya protestolarında geçirmeye başladıklarını hatırlattılar.

YALNIZLIK DUVARI…

“Zaten hepimizin aklı, kalbi, dolayısıyla gerçek mesaisi Gezi’deydi” diye Haziran günlerindeki psikolojik durumlarını ifade eden çalışanlar, “Böylece iş arkadaşlarımızla yeni bir iletişim biçimi kurma fırsatı keşfettik. Bir kısmımız forumları işyerlerine de taşıdı, çalışma şartlarını, yaşadığımız hayatı birlikte konuşup tartışabileceğimizi gördük, bu bize bir özgüven kazandırdı. Ece Temelkuran’a referansla söylediğimiz bir şey var: Beyaz yakalı işçiler olarak her birimiz çıkmakta zorlandığımız o yalnızlık duvarını yıktık ve arkadaşlarımızla kolektif bir ruhta birleştik” dediler.

PATRONLAR DA DEĞİŞTİ

Plaza Eylem PLatformu üyeleri, Gezi’nin değişiminin yönetici ve ‘patronlar’ üzerinde de etkili olduğunu ifade ettiler. “Daha önce yasal izinlerimizi bile doğru düzgün kullanamaz haldeyken, içinde bulunduğumuz ruh halinin farkında olan patronlar bu konuda daha fazla ‘müsamaha’ göstermeye başladı. Bu tavır değişikliği, kollektif hareketimizin sonucu oldu. Belki patronların bir kısmı eylemleri zaten destekliyordu. Ama patronların, işçilerin kollektif hareket etmelerinden hoşlanmadıkları gerçeğini unutmamak gerek. En ufak ortak talebi dahi müzakere ederken, teker teker, özel görüşmelerle işi halletme taraftarıdırlar. Bu süreçte, Gezi’yle birlikte beyaz yakalılarda uyanan kollektif isyan ruhunun kendilerine dönmemesi için uğraştılar diyebiliriz. Belki bu sebeple kendilerince kimi tavizler verdiler. Örneğin, bir şirketin önceden planladığı, aslında mesaiye giren tekne gezisi çalışanların tepkisiyle iptal edildi. Ya da şirkette durmasına gerek olmayan arkadaşlar dışarıda çalışmak için kolayca izin almaya başladılar.”

‘AVM’LERDEN UZAKLAŞTIK’

Gezi eylemleri sırasında yapılan AVM’lerdeki eylemlerin neden sona erdiği sorusuna ise, “Eylemlerin devam edebilmesi için bir neden gerekli” diye yanıt verdiler. “Eylemlerin yapılması için oluşan neden ortadan kalkmadı, ama o dönemde verilmek istenen mesaj verilmiş oldu. Başlatılan eylemler, boykotun devam ettirilmesi şeklinde boyut değiştirdi. Alışveriş merkezine gitmesi gerektiğinde vicdan azabı duyan ya da ne olursa olsun gitmeyen bir kitle var şu anda. Aktif eylemler ne kadar sona ermiş olursa olsun AVMlere karşı genel bir tepki oluşmuş durumda. Artık bu tarz rant projelerinde hükümetin iki kere düşünmesi gerekiyor ve fiilen bu konuda bir süre dikkatini, göz önünde olmayan, kent dışı projelere yönelteceği anlaşılıyor” şeklinde konuştu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*