Anasayfa » BASINDAN » Habeşi: Devrim şimdi başlıyor – II

Habeşi: Devrim şimdi başlıyor – II

Mustafa Kahveci / Mithat Fabian Sözmen – 19/02/2011 – Evrensel

ARAP-Afrika Araştırmaları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Habeşi’nin Makine Mühendisleri Odası İstanbul şubesinde verdiği konferansın ikinci bölümü soru-cevaplarla ilerledi. Sizlere bugün bu bölümü aktararak Habeşi dizimizi sonlandırıyoruz.

Türkiye’de beklenen senaryolardan biri Müslüman Kardeşler’in (İhvan) iktidara gelmesi ve yeni bir baskı döneminin başlaması. Mısır’da beklenen senaryo hakikaten bu mu? Sol güçler bu süreçten güçlenerek çıktı mı?
Mısır’da çok fazla politik güç var, Müslüman Kardeşler de bunlardan bir tanesi. Demokrasiden bahsediyorsak onların da temsil edilme hakkına saygı göstermemiz gerekiyor. Fakat iktidarı alacaklar falan diye konuşurken muazzam bir çoğunluk oluşturmadıklarını bilmemiz gerekiyor. Müslüman Kardeşler’e bakarken onun iç piramitlerine de bakmamız gerekiyor. İhvan’ın liderliği büyük burjuvazide. Bunlar zenginler, çok zenginler ve neoliberal gündemin arkasında duran isimler, ancak bunların izleyicileri pek çok Mısırlı gibi diktatörlüğün uygulamalarından rahatsız olmuş ve Müslüman Kardeşler’in söyleminden umut bulmuş insanlar.

Müslüman Kardeşler politik bir programa sahip mi?
Biz, Müslüman Kardeşler’le yıllarca programınız ne diye tartıştık. Bizim programımız Kur’an diyorsunuz. Sağlık hakkı, barınma hakkı gibi talepleri nasıl çözeceksiniz bunu yazılı hale getirin dedik. Geçtiğimiz yıl uzun tartışmaların ardından bir program hazırladılar ve tam bir felaket ortaya çıktı. Çünkü böyle bir programın sosyal bileşenleri olması gerekir ancak yazdıkları programda bu yoktu ve hiçbir şekilde üzerinde anlaşamadıkları ortaya çıktı. Müslüman Kardeşler’in tepesi ile tabanı arasındaki çatlak burada da görüldü. Bir politik hareketi liderliğine bakarak değerlendirmeliyiz. Çünkü politikaları onlar belirliyor. Ne söylediğine değil ne yaptığına bakmalıyız. Müslüman Kardeşler’i böyle değerlendirdiğimizde son parlamentoda onlara ait 88 tane milletvekili vardı. Ve bu isimler Mecliste bir kere bile hayır oyu vermediler. Konuşmalarına bakıldığında ise Marksistlerle konuşurken onlardan daha Marksist olurlar, Selefilerle konuşurken onlardan daha Selefi olurlar, liberallerle konuşurken de neoliberalin önde gideni olurlar. Ancak esas olan ne dedikleri değil ne yaptıklarıdır.

Solcular, sosyalistler bu süreçte güçlendi mi?

Şimdi rejim taraftarları bu süreci kısa tutmaya çalışıyor ancak bizim ödevlerimizi yerine getirebilmemiz için zamana ihtiyacımız var. Yeni bir sol dalga yaratabilmek için zamana, yeni koşulların ortaya çıkmasına ve hareketin önderliğini sanal alemden gerçek aleme taşımaya ihtiyacımız var. Şunu söyleyebilirim ki yeni hükümetin kurulması için geçiş süreci ne kadar uzarsa sol için o kadar iyi olur. Sürecin kısalmasıysa Müslüman Kardeşler’in işine gelir.

Türkiye, Mısır’a model olabilir mi?
Türkiye örneği ABD ve onun güvenlik konseptinden kaynaklanıyor. ABD, Mübarek gitmeden ayaklanmanın bitmeyeceğini kabullendiğinden hareketi kısa tutmak için bunu gündeme getirdi. Çünkü hareket uzadıkça radikalleşiyordu. ABD, düzgün geçiş dönemi düzenli geçiş dönemi ve iktidar transferi öngördüğünü belirtti.. Bunun için de iki örnek sundu. Biri Türkiye diğeri de Marcos sonrası Filipinler’di. Türkiye, Müslümanlarla ordunun iktidarının kombinasyonu olarak gündeme geldi. Ancak Mısır halkı bunu istemediğini söyledi. Ben bunu başarabileceklerini ve iktidarı alabileceklerini zannetmiyorum.

Orduya neden bu kadar güveniyorsunuz? Bu ordu sosyalistlere silah çevirmez mi? 1977 yılındaki neoliberal dönüşümde bunlar yaşanmadı mı?
1977 yılında ordu sokağa çıktı. Ancak ikinci gün çıktı ve öldürme işini ilk gün polis yaptı ordu ikinci gün sokağa çıktı. Mısır ordusu asla silah çekmedi. Ordunun kurumsallaşmış etik değerleri var. Bir subay bu emri verirken çok fazla düşünmek zorunda çünkü o emrin yerine getirilmeme ihtimali çok yüksektir. Emirlerine uyulmaması bir subayı bitirir. Mısır ordusu Latin Amerika orduları gibi rejimin sopa gücü rolünden çok, politik bir rol oynuyor. Ancak tüm bunlar orduya güvendiğim anlamına gelmiyor. Ordu iktidarının bir ittifak falan değil rejimin devamı olduğunu düşünüyorum. Mübarek gitti ancak eski rejimi ordu sürdürmeye çalışıyor. Şu anda var olan muhalefet güçlerinin sağlam donanımlı bir örgütlülüğe ihtiyacı var.

Talepler listenizde ABD karşıtı sloganlar göremedik. Hareket antiemperyalist değil mi?
Hareket sadece İsrail karşıtı değil aynı zamanda ABD karşıtı sloganlar da içeriyor. Mısır’da ortalama politik düzeye sahip bir insan bile kendi sefaleti ile Mübarek ve Sedat rejiminin ABD’ye olan bağları arasında bir ilişki kurabiliyor. Talepler listesinde bu ifade edilmemiş olabilir. Çünkü biz şu anda eski rejimi devirme aşamasındayız ve bu sürecin bir noktasında Camp David anlaşması tutanakları gündeme gelecek ve biz bunları o zaman göreceğiz. Ancak şu anda hareket bunu sağlayacak bir birliğe sahip değil. Ancak Mısır devrimi gerçek bir devrim. Renkli bir devrim değil. Açıkça bunu ortaya koyamamış olsa da kendi yapısı gereği antiemperyalist bir devrim.

Ayaklanmaya kadınların katılımı nasıl oldu? Kadınlarla ilgili talepler ne kadar yer bulabildi?
Bu karışık bir şey. Mısır’ın laik bir rejimi olduğu söyleniyor. Ancak Sedat döneminden beri Müslüman Kardeşler sola karşı kullanılıyor. ‘70’lerde ben de öğrenciydim ve sol Nasırcılarla sosyalistlerden oluşan muazzam bir öğrenci hareketi yaşadık. Tahrir Meydanı’nı o zaman da doldurduk, tutuklandık ve hiçbir İslamcı güç söz konusu değildi. Bu hareketin ardından Sedat, Müslüman Kardeşler’in Suudi Arabistan ve Batı Almanya’da bulunan liderliğini ülkeye çağırdı. Mısır’da Nasır tarafından üretilen yapıyı yıkmaya dönük bir adımdı bu. Sedat bununla birlikte bir değişikliğe gitti ve Anayasanın 2. maddesine şeriat bütün yasaların üstündedir yazdı. Şimdi bunun değişip değişmeyeceği mücadelenin nasıl evrileceğine bağlı.

BAĞIMSIZ SENDİKALAR KURULUYOR

Mısır’da sendikaların harekete katılımı oldu mu? İşçi sınıfının durumu nedir?
İşçiler harekete katıldı. Devrimin son döneminde önemli bir kazanım elde ettiler. Bağımsız sendika kurdular. Daha önce sadece vergi memurlarının bağımsız sendikası vardı. Mısır’daki sendikal yapı Türkiye’dekinden farklı. Sendikalar doğrudan doğruya rejimin bir parçası. İki gün önce bağımsız sendikanın kuruluşu için muazzam gösteriler oldu. Şu anda Mısır’da hemen herkes eski rejimi desteklemiş olanların kellesini koparmaya çalışıyor. Ve sendikal konfederasyon da bu rejimin önemli bir parçasıydı. İşçiler bunu değiştirmeye çalışıyor. Mısır’da eski rejimde 23 resmi sendika vardı ve bu sendikalara kamu kurumlarında çalışan herkes zorunlu olarak üyeydi. Ne istifa edebiliyor ne de başka bir sendikaya üye olabiliyordunuz. Sendika kurma özgürlüğü söz konusu değildi. İşçilerin harekete daha etkin olarak katılabilmesi için örgütlenmeye ihtiyacı var. Bunun için şimdi çok önemli bir aşamadayız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*