Anasayfa » GÜNDEM » KESK burjuva mahallesinde!

KESK burjuva mahallesinde!

KESK üyeleri, 1-2-3 Temmuz 2011 tarihlerinde düzenlenen KESK 7. Olağan Genel Kurulu’nda imzaya açılan ve KESK ve Genel Merkezlerine iletilen imza metni ile KESK Genel Merkez binasının Ankara’da emekçilerin ulaşabilecekleri, merkezi bir yere taşınmasını talep ettiler. Metnin tam halini sunuyoruz:

“BURJUVA MAHALLESİ”NDEN “AŞAĞI”YA !..
EMEKÇİLERİN ARASINA!

KESK Genel Merkezi, “burjuva mahallesi”nden “aşağı”ya; emekçilerin arasına; emekçilerin yoğun olarak bulunduğu veya kolay ulaşabileceği Kızılay, Sıhhiye, Necatibey, Ulus, Kolej vb bir yere taşınmalıdır.

Emekçilerin mücadele örgütü olacaksa KESK, emekçilerin arasında, bağrında olmalıdır.

Emekçilerin ne işi var KESK’te? Gidecekse herkes kendi Sendikasına gitsin,KESK Yöneticileri de rahat rahat işlerini yapsın…” diyen mantık daha işin başında KESK Yöneticiliğine seçilen kişiyi “ulaşılmaz” kılar, içinden çıktığı emekçi tabandan uzaklaştırır, yabancılaşmanın kapısını aralar.

Ulaşılması güç bir mekânda oturan, etrafı burjuva yaşam tarzıyla kuşatılmış, saray yavrusu bir “malikâne”de yaşayan bir “emekçi”; sık sık yerli-yabancı heyetlerle lüks lokantalarda yemek yer, uçakla, lüks arabalarla seyahat eder, lüks otellerde konaklar, lüks salonlarda seminerlere, konferanslara katılırsa vb. içinden geldiği emekçi yaşam tarzının yerine “yeni” bir yaşam tarzının boy vermesi hiç de zor olmaz.

Bu faktörlerin yanında karar alma süreçlerinde; Genel Kurul’dan Genel Kurul’a bütün bir dönem boyunca tek başına yetkili olan bir yönetim aygıtının üyelerinde; “ben neymişim…” havasının gelişmesi kaçınılmaz olur. Bilgi ve ilişki tekelinin onlarda birikmesi ile de giderek sürece hakimiyet elde ettikten sonra artık onları tutabilene aşk olsun !.. “Her şeyi onlar bilir, her şeyden en iyi onlar anlar…” vs.

Bir süre sonra da artık içinden çıktığı sınıfa tepeden bakan, burnu bir karış havada bir kişilik yapısının karşımıza çıkması “sürpriz” olmaz. O, sanki; “yönetmek için yaratılmış”tır !.. Bir daha ona bir köy ya da kenar mahalle ilkokulunda Öğretmenlik yaptırmaya, bir köy sağlık ocağında Doktorluk, Hemşirelik , Ebelik, Sağlık Memurluğu vb yaptırmaya, bir ilçe belediyesinde ya da vergi dairesinde “gönül rızası” ile çalıştırmaya olanak yoktur. Gözü hep “yukarda”, “daha yukarda” olur. O, “Milletvekillliği’ne, Belediye Başkanlığı’na…” falan olursa oradan ayrılabilir…” !..

“Onu seçen ‘irade’ denetler…” mi diyorsunuz?

Belki !..

Fakat genelde O, kendini seçen “irade”yi manipule eder. “Suç” isnatları; rakiplerin “bizim adam”a veya “bizim kadın”a kuru iftirası, çekememesi, ya da “komplo”su olur !..

Gruplar arasında ittifakların kurulup bozulmasında ilkesel tartışmalardan ziyade bireysel güç ve iktidar yarıştırmalarının rol oynaması rastlantı mıdır?

Kurulduğu günden beri KESK içindeki –iktidar gücü olan- bileşenlerin neredeyse bütün enerjilerini KESK içinde iktidar olmaya, rakiplerini altetmeye, yenilince KESK’in altını oymaya harcaması ve KESK’in giderek küçülüp güçten düşmesi rastlantı mıdır?

Elbette KESK’te perspektif kayması ve “yasalcı” savrulmaları göz ardı edemeyiz, ancak bunun da kapitalist sistemi yıkmak yerine sistem içinde küçük kırıntılar elde etme, küçük iktidar adacıkları oluşturma vs. ile; bunun da bireysel ihtiraslarla doğrudan ilişkisi yok mudur?

Kurulduğu, hele de “yasa”nın çıktığı günden beri iç çekişmeler ve didişmelerle sürekli kan kaybeden, küçülen, tabanından kopan KESK süreci bize bir şey anlatamadıysa Olağanüstü Genel Kurul’a gitmek zorunda bırakan “taciz” –ya da “komplo”- rezaleti de mi ders vermeyecek?

Burjuva-bürokratik bakış açısı mı KESK’i emekçilerin ulaşamayacağı uzak semtlere taşıdı yoksa KESK’in emekçilerden uzak oluşu mu belirleyicidir? sorusunda elbette birinci şıkkı esas alırız, ancak bunun diyalektik bir ilişki olduğu da ortada…

Unutmayalım ki KESK’in bulunduğu “yer”, sadece bir “mekân” veya “biçim” sorunu değildir. “Biçim” dediğimiz şey çoğu yerde “öz”ü şekillendirir.

Ve saray yavrusu malikânelerde ya “pembe hayatlar” veya “saray darbeleri-Bizans entrikaları” boy verir.

Elbette her şey ondan ibaret değil ama emekçilerin mücadele örgütünün kitlelerin gözünün önünde, kitle denetiminde olması hayati önemdedir.

Sadece “yeri” ile değil, “karar alma mekânizmaları” ile de…

Bu bağlamda;

Orda…

Bir KESK var uzakta, Burjuva mahallesinde…

Git(e)mesek de, gör(e)mesek de…

O KESK bizim KESK’imiz….

…dememek için…

1-) KESK Genel Merkezi , Ankara’daki çoğu KESK üyesinin hiç görmediği, taksicilerin bile adresini çıkaramadığı, Ankara’nın elit burjuva semtlerinden Gaziosmanpaşa’daki saray yavrusu malikâneden emekçilerin arasına, Kızılay’a, Ulus’a, Necatibey’e, Sıhhiye’ye, Kolej’e vb. bir yere taşınmalıdır.

2-)KESK’in tüzüğü değişmeli, tabanın işyeri temeli üzerinden söz ve karar sahibi olduğu, taban inisiyatifine dayalı mekânizmalar “karar organı” olarak belirlenmeli, Yönetim Kurulu, bu organların aldığı kararları uygulayan bir “yürütme organı” pozisyonuna dönmelidir.

Bürokratik yozlaşmaya, yabancılaşmaya “dur” diyen fiili ve meşru mücadeleci bir KESK için ileri !..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*