Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Gıdaları parçalamak: 2 milyar obez, 2 milyar aç ve hasta bir dünya…

Gıdaları parçalamak: 2 milyar obez, 2 milyar aç ve hasta bir dünya…

Gıdaları parçalamak: 2 milyar obez, 2 milyar aç ve hasta bir dünya…William Morris (1834-1896); İngiliz şair, sanat yazarı, ressam ve tasarımcı… İlk İngiliz sosyalistlerinden olup kâra ve nitelikten yoksun kitle üretimine dayalı kapitalist sistemi eleştirerek sanatın da gelişmesini engellediğini ifade eder. Çevre ve mimari varlığın da savunucularından biri olan Morris 1821 yılında William Cobbeett’in (1763-1835) yazdığı ve 19. yüzyılda gıdalarda hızla ortaya çıkan taklit ya da eş etkili ürünleri önceden bildiren Cottage Economy (küçük ölçekli ekonomi) adlı eserinden etkilenip şunları yazar: “Güzelim ekmek kayboldu. Çünkü çağdaş değirmencinin amacı zengin buğday tanelerini beyaz bir toza dönüştürmektir ve bu beyaz tozun özelliği de tebeşir tozuna benzemesidir. Çünkü değirmenci ağzımıza layık, tadı güzel nitelikli ekmek yerine beyazlığın inceliğine önem verir.”

Bugün gıdaların başına gelen de bu. Ne tadı var ne rengi.

Gıdalarımızla oynuyorlar. Her gün “sağlık bombası” yaratıyorlar. Gıda-tarım sanayi sadece ve sadece “Nasıl kâr ederim” diye düşünerek sağlımızı hiç ama hiç umursamıyor. 70-80’li yıllarda başlayan gıda parçalanması ya da dönüştürülmesi (cracking industriel) tüm hızıyla devam ediyor.

Üreticiden ucuza aldıkları sütü parçalayarak yüzde 70’ini yeni katkı maddesine dönüştürerek diğer ürünlere katıyorlar. Aşırı dönüştürülen ya da sahte bu gıdaların sağlığa etkisi de tam olarak bilinmiyor. Bilinse de saklanıyor.

Fransa’da her yıl üretilen 26 milyar litre sütün sadece 2,6 milyar litresi süt olarak satılıyor.

Meyveler, sebzeler de parçalanıyor.

Sonuçta obez, sağlıksız, kırılgan bir toplum ortaya çıkıyor. Ve sonra da bu sağlıksız insanlara ilaç satıyorlar. Kâr döngüsü böyle.

600 milyon obez insan, 300 milyon diyabet 2’li insan aramızda yaşıyor. 2 milyar insan yetersiz beslenirken, 2 milyar ise fazla kilolu. Bu kiloların sorumlularından biri işte bu sahte gıdalar.

Niye parçalanıyor ve ne işe yarıyor?

Petrol gibi, kimyasal ya da mekanik yollarla gıdaların (pirinç, soya, süt, buğday, et vb.) hammadde matrisini parçalamak ya da kırmak ve daha küçük bileşenlere (izolat, hidrolisat, glükoz şerbeti, maltodekstrin vb.) ayırmak, gıda parçalamaktır. Parçalanan bu maddeler hazır yemeklere ve gıdalara eklenirler.

Önceleri amaç üretim fazlalığını değerlendirmek iken şimdi daha az maliyetle yapay alt ürünler elde etmek için kullanılıyor.

Parçalanıp birçok alt ürüne ayrılan birçok ürün (süt, bezelye, meyveler, mısır, soya, yumurta vb.) özyapısını kaybediyor. Oysa önemli olan özyapı, yani matris. Alt ürünlerin adları bize yabancı. Ürünün etiketinde yazılı olsa da anlamamız olanaklı değil. Bu konuda beslenme uzmanlarına danışmak gerekli.

Biz kısaca ekonomik nedenlere ve bu alt ürünlerin nerelerde, nasıl kullanıldığına kısaca bakalım. Sonuç sadece sağlıksız beslenme ve hastalık.

Halk sağlığı gibi sarf edilen sözlerden çok ticari mantığın ön düzlemde olduğu unutulmamalı.

Örnek olarak sütü ele alalım. Sütün yüzde 87’si su; kalan yüzde 13 ise protein, laktoz, yağ, mineral, vitamin, lipid. İşte gıdanın molekülleri kırılıyor ve farklı harçlara ayrılıyor.

Buğdayı ele alalım. Önce kepek ve tohum filizi ayrılıyor. Sonra un elde ediliyor. Undan glüten ve nişasta çıkarılıyor. Nişastadan glukoz şerbeti, maltodekstrin dekstroz, poliol, renkli karamel elde ediliyor.

Gıdalar karmaşık matrislere ve yüzlerce özbesine sahiptir ve sinerjik etkisi ve besleyici matris yapısı sağlık için önemli ve koruyucudur. Kazein, protein, laktoserum, hidrolisat, peptit gibi harçlar elde ediliyor. Sıvı (şerbet) ya da toz şeklinde elde edilen bu harçlar diğer ürünlere katıldığı gibi ilaç sanayi ve diğer sanayi kollarında kullanılıyor.

Neden bu yola başvuruyorlar? Çünkü sütü parçalamak sütü süt olarak satmaktan daha kârlı. Kataliz yoluyla, enzimlerle ya da mekanik yolla (ısı) ucuz ve kolay şekilde elde edilen yeni madde ya da harç tat, renk ve koku olarak ilginç. Patatesten hazır püre ya da cips yaptığınızda ve içine bu harçları kattığınızda güzel renk veriyorsunuz, tadı hoşunuza gidiyor. Doyma duygusunu azaltıyor. Yedikçe yiyorsunuz. Ayrıca ambalajı da çekici. Raf ömrü de uzatılıyor.

Reklamlar ise sağlığınıza zararlı olmadığını sabah akşam söylüyor.

Sanayi parçaladıkça durmuyor.

Bu yolla sanayici yeni harçları standart haline getiriyor ve hammaddelerin çeşitliliğinden kurtuluyor.

Gıdaların yüzde 70’inde en az bir parçalanmış madde bulunmakta.

Hazır çorba, konserve, pastalar, cips, pizza, hazır yemek, çikolata gibi ürünlerin yüzde 15’i bu harçlardan oluşuyor.

Yine sütü ele alalım. Tarım-gıda sanayiinde sütten elde edilen maddeler gıdalarda tat artırıcı, koruyucu, renklendirici olarak kullanıldığı gibi ilaç sanayinde tansiyon ilaçlarında, büyümeye yardımcı madde olarak, akne ve sedef hastalığı için, probiyotik olarak, kozmetik sanayiinde (kremlerde) ve sanayide çeliğe katkı maddesi (otomotiv sanayi) olarak kullanılıyor. Şarapta bile var. Bezelyeden elde edilen elyaf, kâğıt-karton sanayinde kullanılıyor. Hayvan yemine katılıyor. Bezelyeyi parçalayarak elde edilen protein, elyaf ve nişasta tam 2000 ürüne katılıyor.

Katkılı bu ürünleri tükettiğinizde boş kalori alıyorsunuz, doymuyorsunuz. İştah açıcılar da var ürünlerde.

Patatesi cips olarak tükettiğinizde besleyici özelliğinde yararlanamıyorsunuz. Aynı şekilde elma yerine elma ezmesi yemek, elma suyu içmek ya da bademi çiğ yemek yerine toz olarak kullanmak gibi.

Buğday sadece un ve ekmeğe dönüşmüyor. Sanayici buğdaydan 13 farklı katkı maddesi üretiyor. Ucuz ve kolay şekilde.

Yosunu bile şeker ve proteine dönüştürüp hayvan yeminde ve tarım ilacında kullanıyorlar.

Parçalandıkça gıda kaybediyor, sermaye kazanıyor.

Fransa’da yetişkin birinin aldığı kalorilerin yüzde 36’ı bu tür maddelerden. Marketlerin gıda reyonlarında (organik ve diyetetik ürünler dahil olmak üzere) bulunan hazır yemeklerin yüzde 50’sinde bu maddeler var.

Sonuçta obezite, diyabet ve diyabet 2, kalp hastalıkları ve kanser gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya geliyorsunuz.

2019’un mayıs ayında British Medical Journal’de yayımlanan makale dönüştürülmüş gıdalara eklenen yüzde 10’luk parçalanmış maddenin kalp hastalıklarında yüzde 13 artışa neden olduğunu gösteriyor.

Uzun yaşıyoruz ama hastalıklı yaşıyoruz. A.Fardet’nin dediği gibi “Emekliliğe kadar sağlığı iyi, ölüme kadar ise hastalıklı” bir kuşak yetişiyor.

Sonra gıda sanayii sizde yarattığı dengesizliği düzeltmek için ek besin, vitamin öneriyor.

Doğru beslenmenize engel oluyor.

Tümüyle değişen ve çok yağlı, şekerli, tuzlu ve elyaftan yoksun bu ürünleri tükettiğinizde organizmanız şaşırıyor, zayıflıyor, ne istediğini bilemiyor, hastalanıyor ve ölüyor.

Ayrıca bu konuda mevzuat yeterli değil ya da gıda sanayii hep önden gidip mevzuat hastalıklardan sonra geliyor. Bu harçların hangi miktarda diğer gıdalara eklendiği konusunda bilgi yok. Sınırı belli olmayan eklenen miktar arttıkça da daha fazla sahte besin alıp şişmanlıyorsunuz.

Gıda etiketlerinde gördüğümüz E ile başlayan 338 alt madde var ve Avrupa Birliği izin vermiş. 98’inin tehlikeli olduğu söyleniyor, özellikle bu yapay ürünler kokteyl şeklinde sunulduğunda. E171 titan dioksit ve 2020’de yasaklanacak. Diş macununda var.

Özellikle çocuklarımızın beslenmesi konusunda bu tür gıdalara gerekli hassasiyet gösterilmeli. Bırakınız çocuğunuz elmayı, armudu (tabii ki ilaçsız) ısırarak yesin ya da siz suyunu kendiniz elde edin. İçinde ne gibi ve ne kadar katkı maddesi olduğunu bilmediğiniz hazır gıdalardan uzak durun.

Doğal gıdaların üretilmesi için çabalayın, baskı kurun.

Gıda sanayiinin ekmeğine yağ sürmeyin.

Sendika.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*