Anasayfa » GÜNDEM » Gazetecilere Özgürlük Platformu: TCK ve TMK kaldırılsın

Gazetecilere Özgürlük Platformu: TCK ve TMK kaldırılsın

Gazetecilere Özgürlük Platformu, 22 Kasım’da Çağlayan Adliyesi önünde tutuklu gazetecilerle dayanışma eylemi düzenledi. Oda TV davasından tutuklu gazetecilerin duruşması izlendikten sonra, Sendikal Güç Birliği Platformu’nun da destek verdiği basın açıklamasında konuşan GÖP Dönem Sözcüsü Ümit Gürtuna, başta TCK ve TMK olmak üzere basın ve ifade özgürlüğü önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istedi. Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Philippe Lerut da konuşmasında, “Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü etrafında yaşananlara sadece öfke duymuyoruz, artık kızgınlığımız giderek artıyor” dedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi ise, “Yılmadan, korkmadan, susmadan bu davaları izleyeceğiz. Medya patronlarına da sesleniyoruz, özgürce haber yazıp program yapıyorsak içerdeki arkadaşlarımızın cesaretinden ötürüdür. Bugün yaşananlara gazetelerinizde, televizyonlarınızda yer verin” diye konuştu.

Gazetecilere Özgürlük Platformu, 23 Kasım’da da, uluslar arası basın örgütleri temsilcileri ile tutuklu gazetecilerin yakınlarını bir araya getirdi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi, Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Arne König, Avrupa ve Kuzey Amerika Basın Özgürlüğü Danışmanı Steven Ellis, Sınır Tanımayans Gazeteciler Örgütü Avrupa Sorumlusu Johann Bihr ve Avrupa Gazeteciler Birliği Başkan Yardımcısı Saia Tsaouasidou katıldılar.
TGC Başkanı Ercan İpekçi, yaptığı konuşmada, “Sadece Ergenekon değil, Kürt basınına yönelik baskılarda da aynı haksızlıklarla karşılaşıyoruz. Türkiye kanunlarına göre sosyalist olmak ve savunmak suç olmadığı halde sosyalist basından yargılanan arkadaşlarımız da var. İktidar propagandasıyla gazetecilik yaptığını iddia edecek, daha farklı düşüncelerle yayın yapanlar yargılanacak, cezaevine konulacak. Türkiye’deki ileri demokrasi budur. Tehdit, baskı, sansüre rağmen cesur ve cesaretli insanların sayesinde gazetecilik yapmaya gayret ediyoruz” dedi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Avrupa Başkanı Johann Bihr, “Birileri çıkıp yazı yazamazsın diyor. Davada örgüt üyeliğine ilişkin hiç kanıt yok. Biz bu davayı unutmuş değiliz. Çabamız devam edecek” dedi. Avrupa Gazeteciler Birliği Başkan Yardımcısı Saia Tsaouasidou, “Yapacak çok işimiz var. Genç gazeteciler bir şeyleri yazmaktan korkmasın, yalnız değilsiniz. Siz yeter ki bizden isteyin” diye konuştu. Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Arne Kornig, “Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü ile ilgili Avrupa’da da durum pek farklı değil. Türkiye’ye benzer durumlar yaşanıyor ama orada insanlar hapiste değiller. Birlikte çalışmak ve ailelerden çok somut öneriler getirmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Uluslarası gazeteci örgütleri temsilcilerinin yaptıkları konuşmaların ardından tutuklu gazetecilerin yakınları söz aldı. Devrimci Karargah davasından tutuklu yargılanan Bilim ve Gelecek dergisi Editörü Baha Okar’ın eşi Suzan Okar, “Türkiye’de demokrasi yok, onlar bir komployla bizim hayatımızı ele geçirdiler. Asılsız iddialarla bir insanın şu an F tipi cezaevinde kapatılması, 8 metrekarelik hücrede yaşaması çok ağır bir şeydir. Korkudan öte şeyler yaşıyoruz. Çok öfkeliyim” diye konuştu.
Oda TV davasından yargılanan gazeteci Nedim Şener’in eşi Vecide Şener, “Nedim sanki hüküm giymiş gibi hükümlülerle aynı koşullarda yatıyor. Diğer hükümlülerden eşimi koruyamayan nasıl bir cezaevi olur. İnşaatı yeni bitmiş yere atıp, yağmurda çatıdan akan suları temizlediler. Haftada 10 saat diğer tutuklularla sosyalleşme haklarını da kullanamıyorlar” dedi.
Oda TV davasından yargılanan Müyesser Yıldız’ın ağabeyi Faruk Yıldız, “Müyesser, emniyette susma hakkını kullanıyor, önce kendisine suçlar atfediliyor, bilgisayarında dosyalar olduğu söyleniyor. Bu işleri yapan siyasilerin, savcıların, polislerin olduğu devlet içinde bir örgüt var. Asıl örgüt onlar, kendilerine muhalif olan herkesi gözaltına alıp tutuklamaktalar” dedi.
Ergenekon davasından tutuklu yargılanan gazeteci Mustafa Balbay’ın kardeşi Suat Balbay, gazeteci Balbay’ın cezaevinden gönderdiği mektubu okudu. “Basmakalıp tutuklama sebepleriyle kardeşimin hala tutukluluğu devam ediyor. Bu yüzden Balbay’ın Zulümhane kitabının İngilizce çevrilerek konuklara verilmesini talep ediyorum” dedi.
Azadiya Welat gazetesi Yazı İşleri Müdürü olarak, “terör örgütlerinin yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlamasıyla 10,5 yıl hapis cezası alan Vedat Kurşun’un babası Şükrü Kurşun, “Oğlum gerçekleri dile getirdiği ve Kürtçe yayın yaptığı için tutuklandı. Oğlumla ilgili çektiklerimi anlatsam bitiremem. Mardin Kızıltepe’den oğlumu ayda bir görebilmek için Diyarbakır Cezaevi’ne 150 km gidiyorum. Basın özgürlüğü için elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım” dedi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*