Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » G-20, bitti!
G-20, sermayenin zirvesi. Dünyadaki bütün sermayelerin zirvesi. İster, mahzendeki atelyesinde Kürt çocukları sömüren, kendisi de çalışan tekstilci komşunun üç kuruşluk sermayesi olsun. İsterse, denizimizi de mahveden British Petrol'ün okyanuslar dolusu sermayesi olsun.

G-20, bitti!

G-20, zirveden, dünyanın tüm ülkelerine, kamu açıklarını tez elden kapatmalarını, buyurdu. İşçi sınıfı açısından bu; yaşamından kesinti, kısıntı, tasarruf anlamına geliyor:

Kamu açığı
Kamu açığı, dedikleri ne?

Devlet bütçesinin açığı. Bütçe, işçi sınıfı ve emekçilerden zorla kesilen vergilerin birikip toplandığı fondur. Sermaye, vergi vermez! Eline gözüne dursun, diyerek, sadaka niyetine, 3 kuruş atsa da; teşfik, indirim vb. ile kat kat fazlasıyla, geriye alır. Devlet bütçesi denilen fon, devletin yatırımlarında; bakanların masa ve koltuklarının kat kat cilalanmasında; bakanların, Irak’a, bölgeye, dünyanın her yerine beraberlerinde götürdükleri binlerce “işadamı”nın, binlerce “gazeteci”nin uçak biletlerinin alınmasında, resturant ve hotel masraflarının karşılanmasında; krizle gazı kaçan sermayenin teşviklerle şişirilmesinde; ordunun amatörlükten kurtarılmasında; polisin yeni gazlar keşfedip denemesinde; “Büyük kardeş seni gözlüyor!”u kızdırmamak için, ona olan borçların zamanında ve faizleriyle ödenmesinde kullanılır. G-8, G-20 olmadan önce, devleti ekonomiden çektiği için; devlet üretime yatırım yapmaz.

Az kalsın unutuyorduk: Bütçe denilen fon, bir de, sermayeye teşvik olsun diye bedavadan kaynak olarak aktarıldığı için; sürekli açık vermekte olan, aslında hemen hemen hepsinin artık ne adı, ne de kendisi kalan, çoktan hortumlanmış olan, kimi yerlerde de kullanılır. Örneğin, SSK, tazminat, geçende çocuklarla top oynadığımız hazine arazisi, çay içtiğimiz belediye çay bahçesi, KPSS barikatını geçebilmiş memur komşu Hakkı’nın maaşı, üst kattaki Feyzi amcanın emekli maaşı, Türk-iş’in, altkatta oturan, nihayet iş bulduğu için kutlamak üzere bizi çaya çağıran Şinasi’ye, masabaşında cansiperhane uyuyarak kazandırdığı asgari ücreti vb., gibi harcamalarda kullanılır.

İşte, bütçe harcamalarında, neredeyse dikkate bile alınmayacak, o denli küçük, bizim dahi az kaldı unutacağımız, miktar var ya; G-20’nin “kamu açığı”, dediği şey, budur.

Aslında bütçe; herkes için, herkesin katkısıyla oluşturulan, kolektif toplumsal fondur. Sermaye toplumunda; sermaye ilişkilerinin; yani sermayenin işçi sınıfını sömürmesinin ve devletiyle ezmesinin sürmesi için, sermaye birikiminin, sermayeyi teşvikin sürmesi için; işçi sınıfı ve emekçilerden, yine devleti aracılığıyla zorla kestiği vergi “katkısı”ndan oluşur. Emperyalist kapitalist dünyada; bir araya gelen emperyalistlerin, tek tek emperyalistlere, tek tek kapitalist devletlere, tek tek kapitalist şirketlere verdiği milyar milyar dolarlık teşviğin, bu tek tek emperyalistler ve kapitalistler tarafından, işçi sınıfını sömürmek ve ezmek için kullanılması; fakat, dünya işçi sınıfının emperyalistlere borcu olarak fatura edilmesi, yine dünya işçi sınıfının açlıktan, yokluktan ölmek pahasına herşeyini, emperyalistlere vermesidir. Sosyalist toplumda, herkes için, herkesin verebileceği kadar katkısıyla oluşturulan, kolektif toplumsal fondur. Komünist toplumsa, para olarak fondan bihaberdir! Para denilen “şey”i çoktan unutmuştur. Orada, herşey sadece kullanım değeridir, herkes içindir, herkesin katkısıyladır. Orada herkes, herşeydir…

G-20
G-20, ne?
G-20, sermayenin zirvesi. Dünyadaki bütün sermayelerin zirvesi. İster, mahzendeki atelyesinde Kürt çocukları sömüren, kendisi de çalışan tekstilci komşunun üç kuruşluk sermayesi olsun. İster, Toronto’da camını çerçevesini indirdiğimiz; buradaysa, hamburgerlerini mideye indirdiğimiz, McDonalds’ın dağ gibi sermayesi olsun. İsterse, denizimizi de mahveden British Petrol’ün okyanuslar dolusu sermayesi olsun. Hepsinin; tüm sermayedarların zirvesi.

Sermayenin G-20’si olur da; işçilerin olmaz mı? Olur. Enternasyonal oldu, ikincisi kendine ihanet edip öldü. Komünist Enternasyonal/Kızıl Sendikalar Enternasyonali oldu, öldü. Yine, çok daha gelişkini, güçlüsü olacak…

G-20; tüm sermayeler; tek bir ağız olup, zirveden emrediyorlar: Kamu açıklarını hemen kapatın, diyorlar.
Kime, diyorlar?
Dünyadaki bütün devletlere diyorlar.

Devlet
Devlet, ne?
Önce, sopa. İşçi sınıfına! Kapitalist burjuva talim terbiyesini alması; talimsizlik, terbiyesizlik etmemesi için. Sopayı da öyle her defasında yormayıp; kendi kendisinin sopası olması için. Sonra, yine sopa. Tek tek sermayelere! Öyle, sınıf disiplinini bozup, kafasına göre takılıp, düzeni bozmamaları, riske atmamaları için. Sonra, yine sopa. Yine tek tek sermayelere! Emperyalistlerin ortak, kolektif sopası olarak; borçlarını ödemeyen, bankalardan fahiş faizli kredi almayan, taşeronlaşmayan, yerel, bölgesel sermayelere. Hatta, tüm emperyalistlerin ortak malı olan okyanusları kirlettiği için, BP gibi emperyalist sermayelere. Sonra, yasa. Sınırları içinde; oksijenden suya, kömürden işçiye, bebekten mezara, sağlıktan emekliliğe, işsizlikten yoksulluğa vb., ne varsa; en büyük payı BP gibi emperyalist tekellere vermek üzere; sermayeler arasında; güçleri oranında “hakça” paylaştırmak; birbirleriyle dalaşmalarını, savaşmalarını, düzeni tehdit edecek sınırlara vardırmamak için. Sonra, ödül. Yasaları tanıyan sermayelere, işçiden zorla kestiği vergilerden teşvik sermayesi. Yasaları yapan sermayeye, güçleri ve yaptıkları yasalar oranında, işçiden zorla kestiği vergilerden teşvik sermayesi. Yasaları tanımayan, yeni yasalar yapan sermayeyi, yeni yasalar yapıp, kendisini yasa yapmaktan kurtardığı için, yine teşvik. Devlet, dedikleri; aslında emperyalist kapitalist, bağımlı kapitalist vb., bir sürü çeşidi olan, fakat ille de kapitalist olan, devlettir. Sorumluluğu, görevi, işi; işçi sınıfını, sermayeleri talim terbiye edip, düzeni korumak ve geliştirmek; sermayeyi teşvik etmektir. Sermayenin devletidir. Sermayeleşmiş devlettir.

İşçilerin devleti, olmayacak mı? İşçi sınıfının devleti oldu. Paris Komünü oldu, öldü. Sovyetler Birliği oldu, öldü. Yine, yeni ve öncellerinden çok daha gelişkin, çok daha güçlü olacak…

Sosyalist devlet, ne? Önce, sopa. Sermayedarlar başta gelecek şekilde, her türlüsünden sömürücüyü, talancıyı, spakülatörü, ezmek ezmek ezmek; bir daha oluşamayacak denli ezip yok etmek için. Sonra, yine sopa. İşçi sınıfının sosyalist bilinç, örgütlülük, disiplinine ve değer yasasıyla onu yok etmeye yönelik savaşımına zarar verenleri, dağıtıcı olanları, konformistleri, tembellikleri “tembellik hakkı” sınırını aşanları, geviş getirenleri, talim terbiye etmek için. Sonra, yine sopa. Sınırların öte yakasındaki, emperyalist devletlerin, onların taşeronu bağımlı kapitalist devletlerin, sınırlarının içindeki işçi sınıfının şimdiye dek kazanılmışlıkların tüm sınırlarını aşmakta olan haklarını ortadan kaldırma saldırılarını, girişimlerini, hazırlıklarını, sızmalarını, bertaraf etmek için. Sonra, yasa. İşçi sınıfının gelişen ihtiyaçlarının, işçi sınıfının üretkenliği ve gücü oranında; sürekli geliştirilerek yeniden yeniden yasalaşması. Sonra, teşvik olmaktan çıkmaya başlayan “teşvik”, ödül olmaktan çıkmaya başlayan “ödül.” Maddi özendiricilerin paradan çalışma ve yaşama koşullarının geliştirilmesine dönüşmesi; manevi özendiricilere; sosyalist rekabete dönüşmesi. Komünist toplumsa, devletten bihaberdir. Çoktan unutmuştur devlet denilen “şey”i. Orada, sopa da, ödül de, çoktan unutulmuştur. Herşey herkes içindir. Herkes, herkes içindir.

Ülke. Bölge. Avrupa. Dünya.
Kamu açığı. G-20. Devlet.
G-20, dünyanın tüm devletlerine, kamu açıklarını derhal kapatmalarını, emretti.
Zaten, kimileri, emirden önce başlamışlardı kapatmaya: Yunanistan’da, Portekiz’de, İspanya’da yürürlüğe konan “tasarruf paketleri.” G-20’den sonra ise… Çok daha hızlanacak. Dünyanın tüm ülkelerinde birden…

Dünya işçi sınıfı da başlamıştı: Yunanistan’da, Portekiz’de, İspanya’da vb.: Grev!
Avrupa çapında, Avrupa grevini örgütlemenin yollarını aramaya başlamıştı.
Dünya çapında…?!

İşçi sınıfı: Dünyayı istiyoruz, kırıntı değil.
İşçi sınıfı: Rüyasında dahi…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*