Anasayfa » GÜNDEM » Futbol artık hiç futbol değildir!

Futbol artık hiç futbol değildir!

“Futbol yalnızca futbol değildir” diye bir söz vardır. Artık şöyle demek gerekir: “Futbol artık hiç futbol değildir. Yalnızca tekelci kar ve egemenlik aracıdır.”

Türkiye’de önceki Futbol Federasyonu Başkanlıkları döneminde, futbol açıkça “spor” olarak tanımlanmaktan çıkarılmaya, bir (tekelci kapitalist) “ekonomi sektörü” olarak yeniden tanımlanmaya başlanmıştı. 500 milyon dolara yaklaşan tekelci futbol piyasası ile, Türkiye Futbol Federasyonu devlet ve hükümetten görece özerkleştirilmiş, futbol kluplerinin Futbol Federasyonuna bağlı olduğu eski sistemden, Futbol Federasyonu’nun, Tahkim ve Hakemler Kurullarının doğrudan tekelci futbol şirketleri tarafından belirlenmesine geçilmişti. Büyük banka ve tekeller, Koç, Polat, Demirören gibi tekelci sermaye grupları, daha önce mafyatik burjuvazinin denetimde olan futbol piyasası ve kluplerine daha yoğun bir giriş yapmaya ve tekelci kapitalist endüstriyel futbol temelinde yeniden düzenlemeye başlamışlardı. Liglerde hızla şirket takımları türerken, büyük klupler de borsaya da giren tekelci şirketlere dönüşmüşler, tekelci sponsorluk mekanizmasıyla ligler bile banka, borsa, bahis şirkeleri ve tekellerin markalarıyla anılmaya başlamıştı. Stadyumlar futbol tekellerinin fason ürettirdiği ürünlerinin satıldığı dev çaplı alışveriş merkezlerine dönüştü. Futbol yayınlarının naklen yayın ve şifreli yayın ihaleleri milyar dolar düzeyine yükseldi. Bugün büyük futbol tekellerinin milyonlarca kişiyi bulan taraftarlarına da artık açıkça “müşteri-taraftar” gözüyle bakılmaktadır. Futbol, banka, borsa, spor sanayi, medya, bahis şirketleri sermayelerinin kaynaştığı başlı başına bir mali sermaye birikimi alanı haline gelmiştir.

Geçtiğimiz günlerde belirlenen yeni Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi de, futboldaki tekelci kapitalist ve mali oligarşik dönüşüm sürecinin hem bir devamı hem de bu doğrultuda yeni bir sıçrama anlamına geliyor.

Futbol Federasyonu’nun yeni yönetiminin belirlenmesinde, Türkiye’de futbolun tekçi hükümdarı olarak bilinen Fenerbahçe karanlık patronu Aziz Yıldırım’ın bile etkisi sınırlı kaldı. Yeni yönetim, artık tekelci futbol üretim ve piyasasının, büyük kluplerin de denetimini elinde tutan ve payını artıran bankalar, tekeller, medya şirketleri vb arasındaki pazarlıklarla belirlendi. Ve hiç şaşırtıcı olmayan biçimde, ortaya Tüsiad gibi, futbol endüstrisi üst kurulu gibi bir yönetim kurulu çıktı.

TFF’nun yeni başkanı, son dönemlerin en hızlı yükselen tekelci sermaye gruplarından Acıbadem grubunun sahibi ve Tüsiad yönetim kurulu üyesi Mehmet Ali Aydınlar. Futbol Federasyonu’nun yeni yönetim kurulu da, Koç, Sabancı ve diğer tekelci sermaye grupları tarafından parsellenmiş bulunuyor.

Sonuçların önceden belli olduğu genel kurulda Aziz Yıldırım’ın sözleri her şeyi özetliyor: “Sportif başarı için önce ekonomik güç olmak gerekir.” Şöyle çevrilebilir: Banka ve tekellerin el atmadığı hiçbir toplumsal yaşam ve ilişki alanı kalmadığı günümüzde, futbolda da tekelci sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesi hızlanmış, biricik sportif başarı kriteri de, artık tam bir mali sermaye birikim kanalı olarak yeniden organize edilen futbolda, taraftarların kanının daha fazla nasıl emileceği haline gelmiştir.

Not: Gazetemizin baskıya girdiği saatlerde güne on iki ilde eşzamanlı yapılan “şike” operasyonuyla başlanmıştı. Organize Suçlar polis ekiplerinin Fenerbahçe, Trabzonspor, Beşiktaş ve Sivasspor kulüp binalarına baskın düzenlediği operasyonda, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım dahil çok sayıda kişi gözaltına alındı. Daha öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen şike soruşturması kapsamında 24 Mart ve 8 Nisan 2010 tarihinde düzenlenen operasyonlarda da Fatih Akyel, Arif Erdem, Recep Öztürk, Celil Sağır ve Erkan Ergün’ün de aralarında bulunduğu 55 kişi gözaltına alınmıştı. Bu düzenlenen ikinci büyük ve bu kez kulüp başkanlarına kadar da uzanan operasyon.

Gelişmelerin ayrıntılarına hakim değiliz, ancak futbolda şike organizasyonunun Avrupa çapında olduğu biliniyor, Türkiye’deki operasyonların da Avrupa genelinde düzenlenen operasyonların bir parçası olması muhtemel. Mali oligarşik bir sistem özelliği kazanan futbol dünyası böylesi operasyonlarla regüle edilmek isteniyor. Yasal ve açık şirket güçlerinin dışında gerçekleşen merkezkaç vurgunculuğun sınırlandırılması da hedeflerden biri. Kulüp başkanlarının anlık ve kısa vadeli başarı peşinde koşmaları, bu temelde “geleneksel” şike yollarına başvurmaları, kısacası kulüplerin özel çıkarları ile mali oligarşik bir güç kazanan ve şirket düzeyine çıkan kulüplerin “genel çıkarları” karşıtlaşıyor. Böylesi operasyonlarla tüm kulüplere, tekelci kar ve egemenlik aracı olarak futbolun yeni temelde organizasyonunun kaçınılmazlığı hatırlatılmış oluyor.

(İşçi Meclisi’nin 11.sayısından alınmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*