Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Fransa’da karantina günleri

Fransa’da karantina günleri

Aralık ayında Çin’de açığa çıkan, açığa çıkan diyorum; çünkü neoliberal despot Çin rejimi bu salgının üzerini kapatmaya çalıştı. Böylece neoliberal yükselişlerini korumak ve hız kesmeden yükselişin devam etmesi perspektifiyle hareket etiler. Virüs kontrolden çıkınca artık çok geç kalınmıştı. Sonra özellikle İtalya, İspanya ve İran’da hızlı yayılmasına tanık olduk. Bu tesadüf müydü, tabiki değildi; özellikle İtalya, İspanya, Belçika ve Fransa sağlık alanındaki neoliberal dönüşümler sonucunda sağlık hizmetlerinin minimize edildiği ülkelerde hızlı yayılırken buna karşı iflaz etmiş sağlık sistemleriyle baş edemeyeceklerini anlayınca, maksimum manipülasyona yöneldiler vaka sayısını az göstererek ve ölüm vakalarını manipüle ederek bir süre böyle götürdüler. İtalya üzerini kapatamadı, sistem iflası verince olayın vahameti ortaya çıktı. 

Fransa’da tekelerin Cumhurbaşkanı çıkıp bir yanda halka duygusal tonlu bir konuşma yaparken bir yandan da halen insanları sandığa gitmeye oy kullanmaya çağırıyordu, bu virüs korkusunu iki yıldır yaptıklarını unutturur belki, insanlar korkudan  o ünlü deyimle belki denize düşen onun etrafında toplanır, yılana sarılır düşüncesiyle bir yandan insanları karantinaya çağırıyor; diğer yandan ise sandığa çağırdılar. Bu cidiyetsiz ve halen neoliberal dönüşümün bekasını merkeze koyarak düşünme tarzı hem virüsün yayılma hızını artırmış oldu hemde ölümlerin artmasına neden oldu. Fransa’da corona virüsü ve sağlıkta neoliberal dönüşüm Fransa’da son 20 yıldır tüm hızıyla devam ediyordu. En son altın vuruşu geçen yıl gerçekleştirdiler. Acil servisleri daraltılar, çok kötü olan sağlık çalışanlarının çalışma koşulları iyice ağırlaştırıldı ve sağlık çalışanlarının sağlığını hiçe sayan ve sağlık çalışanlarını kar getirmeyen, devleti sürekli zarara uğratan beceriksiz işçiler gibi kamuoyuna anti propagandalar eşliğinde saldırdılar. Buna karşı acil servislerde aylarca tek başına direndiler ve saldırının sadece kendilerine olmadığını, bütün topluma yönelik olduğunu anlatmaya çalıştılar ama bunu başaramadılar. Altı ay önce grevdeki bir sağlık emekçisine uzatılan mikrofonda şöyle diyordu: Burada gasp edilen sadece bizim haklarımız değil toplumun sağlıklı yaşama hakkını gasp ediyorlar, hastanelerin ne teknik altyapısı nede çalışanların şu anki talebini karşılayacak durumda değil. 

Fransa’da hastaneler okullar ve benzeri kurumlar kar getirmeyen kurumlar kategorisinde. En basit bir boya ve hijyene bile bütçe ayrılmayan kurumlar durumunda, buna birde kentlerin neoliberal dönüşümünü ekleyince kent merkezinde kalan yüzyıllara dayanan, Paris’in en büyük hastanesi gibi (neredeyse bir mahalle büyüklüğünde) bu hastaneleri kapattılar buna karşı bir yıla aşkın hem hastane çalışanlarının hemde mahalle sakinlerinin mücadelesini de dikkate almadılar, bütün alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da hem hastane kapatarak, hem teknolojik yenilik yapmayarak, hemde çalışan hastabakıcı; doktor ve hemşire sayısında sınırlamaya gittiler. Bir yandan da hastanelerin acil servislerini küçülterek ölümcül hastalara müdahale edilebilecek düzlemde sınırladılar. Artık hastalarda mecbur kalmadıkça gitmek istemedikleri lanetli bir yer gözüyle bakmaya başladılar acil servislere, ben kendimde sağlık sorunu olan biri olarak onlarca kez acile gidip, acilde bir gün boyunca bekleyip, orada beklerken iyileşip geri dönmüşümdür eve. Neden bunları anlatıyorum, yaşamımızda virüsler hep vardı olacakta, sorun Fransa’da bir işçi ücreti net 1460 euro alıyor brüt olarakta yaklaşık 2900 Euro alıyor, 1300 Euro işçiden kesiliyor ve bu para daha iyi bir sağlık hizmeti, eğitim ve benzerine harcanması gerekirken bu bizden gasp edilen paralarla tekelere ve kendi deyimleriyle kar güden alanlara akıtıyorlar. Bugün korona virüsü ile gündeme gelen işi soğutma sistemi ve hava basınçlı oda sayısı Almanya’da 45 bin Fransa’da 7 bin İtalya’da 5 bin İspanya’da 5 bin, Türkiye’de ise neredeyse yok denebilecek kadar az. Türkiye’de özel hastanelerde bulunuyor bu özel odalar. Parası olan bu odalarda yatarak kurtulma şansını artıracak, özel hastanelerde şimdikten ellerini ovuşturarak bu yıl karlarını kaça katlayacaklarını hesap etmekle meşguller, Fransa’da an itibariyle TV kanallarına bağlanan sağlık emekçileri en basit koruyucu önlem eldiven maske ve dezenfekte malzemesi sıkıntısı çektiklerini  açıklıyorlar, bir yıl boyunca işçilerin üzerine atacak gazı üreten devlet insanı yaşatmaya gelince basit bir maske bile üretemez durumda.

Fransa Cumhurbaşkanı nerdeyse günlük ekranlara çıkıp  bu bir savaştır başlığıyla duygusal tonda açıklamalar yapıyor; aslında savaş olmasını çok isterlerdi; çünkü uzun yıllardır en karlı alan olarak gördükleri savaşa yönelik muazzam bir alt yapıya sahipler, insansız uçaklar, uzun menzili silahlar, denizaltıları, konvansiyonel silahlar ordu asker jandarma polis özel birlikler istihbarat vb kapitalist devletler öldürme ve yıkım üzerine  oldukça hazırlıklılar. 20 yıldır bir türlü aşamadıkları kriz döneminde en çok kar getiren alan olduğu için en büyük yatırımı yıkım öldürme ve kontrolü altında tutmaya harcadılar, yukarıda verdiği net ve brüt üzerinde gasp ettikleri emeğimizide bu alana yatırdılar. Şimdi yüzsüzce bütün bu süreçte sorumlu değillermiş gibi timsah gözyaşları dökerek korona virüsüne karşı hepimizi aynı gemiye bindirmeye çalışıyorlar ve tarihi vuruşun yayılmaya başladığı günden başlatıyorlar. 

Fransa’da tekkelerin hükümetinin aldığı sokağa çıkma yasağı getirildi. Şehir merkezine kamyon dolusu asker getirildi. İki kişinin yan yana gelmesi yasaklandı ama ikiyüz kişinin kapalı alanda çalışması serbest. Hastanelerde aldıkları en etkili önlem, hastanelere gelmeyin evde kalın kendinizi odaya hapsedin oldu. Bütün yükü o haklarına göz diktiği ve bütün haklarını gasp ettiği sağlık emekçilerine yıktı, onların fedakarca mücadelesine karşı gelişen toplumdaki büyük sempatiye önderlik etme ikiyüzlülüğüne bile kalkıştılar.

Korona virüsüne karşı mücadele ederken doktorların ve sağlıkçıların önerilerini dikkate alacağız mutlaka; ama şunuda bilince çıkarmak zorundayız; sorun sadece bugün bizi tehdit eden korona virüsü olmadığını, kapitalizmin gezegenimizde yürüttüğü yıkıcı faaliyetlere karşı, doğa-insan ilişkisini kapitalizmi aşan ve daha üst bir kollektivizm perspektifli mücadelelerle geliştirmeliyiz.

Bir yorum

  1. merhaba arkadaslar

    kütüphane sayfasında bir sorun oluşmuş kitap ve broşürlere ulaşılamiyor düzeltirseniz iyi olur.
    iyi calışmalar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*