Anasayfa » DÜNYA » Fransa’da genel grev sürüyor: Grevin örgütlenme yöntemleri ve taktikleri

Fransa’da genel grev sürüyor: Grevin örgütlenme yöntemleri ve taktikleri

Fransa’da Grevin 14’üncü gününü, kitle gösterilerinin üçüncüsünü geride bıraktık.

Genelde alışıldık olagelen; daha görkemli başlar, ama süreç uzadıkça çözülmeye başlar. Fransa’da ki grevlerde de yer yer böyle olmakla birlikte dünkü gösteriler 5 Aralık’takinden yani grevin başladıgı günün, üzerinde bir katılımla gerçeklestirildi. Özelikle Paris görülmeye değerdi. Hem kitleselligiyle, hemde çok yönlü hazırligıyla çok güzeldi. Fransa çapında bir milyon sekizyüz bin kişi katıldı. Büyük kentlerde katılım oldukça yüksekti. Grevin lokomotiv şehri Paris’te gösterilere 350 bin kişi katıldı. 5 Aralıkta bu rakam 180 bin kişiydi. Bu demektir ki neredeyse iki katı. Bu artış bile tek başına hükümeti sallamaya yetti. Hemen demokrasi diyalog falan filan gevelemeye başladılar ve 19 Aralık Perşembe günü görüşme talep ettiler.

Grev 14’üncü gününe girerken her iki cepede boş durmuyor. Burjuvazi medyayı kullanarak kendi bildik kirli yöntemleriyle grevi kırmaya çalışıyor. İşçi sınıfı ve onun içinde örgütlendigi sendikalarda boş durmuyor. Bu çok yönlü greve nasıl hazırlanıldı, grev başladıgından bu yana nasıl yürütülüyor grevin zayıf yanları neler bunlara bir göz atalım.

Grev kararı yaklaşık iki ay önceden alındı. 8 işçi sendikası bu kararı aldılar. Sendikaların bu kararı almış olması yeterli degil, neden diye sorarsanız sendikaların üye sayısı Fransa da işçi sınıfının yüzde yedisine tekabül ediyor. Avrupa’nın en az sendikalı işçisi olan ülke Fransa. Fransa’da sendikaya üye olma zorunlulugu yok bunu fırsat bilen patronlar mobbing ve benzeri uygulamalarla sendikalı olmamayı bir avantaj yada işte kalmanın ya da işte yükselebilmenin koşulu haline getirdikleri için Fransa da düşünülenin de çok altında sendikalı işçi sayısı.

Peki buna rağmen nasıl örgütleniyor bu grev ve gösteriler. Bu sorunun birden çok cevabı var, militan sendikacılık ve taban inisiyatifi gelenegi çok güçlü. Bu grev ve gösterilerde önemli bir rol oynuyor bunun arakasindaysa kuşaklarla ifade edebilecegimiz güçlü bir devrimci mücadele gelenegi var. Bizim ülkemizde yada Avrupa’nın diğer ülkelerinde devrimci mücadelenin hep bir sınıf zeminine çekilmesi sorunu olmustur, Fransa’daysa bu tam tersinedir. Devrimcilik kendini sınıf mücadelesinin içinde var etmiştir ve bu kuşaklara dayanan mücadele birikiminin oluşturduğu bir bilinç düzlemi var, bu düzlem güçlü bir zemin sunuyor.

Sektörlerde sendikalı olanlar sendikalı olmayanlarla ya da degişik sendikalara üye olanlar arasinda bir karşıtlaşmadan çok sürekli bir etkileşim içerisinde olmaları, işyeri zemini ve ordaki sorunları çözme noktasında biraz da koşulların dayatmasıyla oluşan uzlaşı zemini ve sorun odaklı birilikte çözüm arayışları aynı zamanda sendikalar üstü daha geniş bir zeminde buluşma olanakları da oluşmuş durumda. Bu durum daha genis zeminli bir karşı koymayı da güçlendiiriyor. Fransa’da daha platformsal genel çağrılarla gönüllü katılanların da içinde gönüllü görev alma şeklinde gelişen ortak organizasyonlar var. Grev dönemlerinde daha da güçlenerek aktifleşiyor ve katılım daha da artıyor. Grevler sürecinde bu halkalar biçiminde genişleyen forumlar ve daha geniş karar alma mekanizmalarına bu yerel bileşenlerden oluşan temsilcilerin katılımıyla gerçekleşiyor. Bu her yerelde mahalleler düzeyinde, hem de sektörel halkalar biçiminde ileriye dogru ve oradan Fransa’yı kesen ortak halkalar biçiminde çok sayıda yerel ve sektörel veya işyeri bazındaki organizasyonlar kararlar alarak yürütüyor.

Bir kaç örnek verirsek geçen hafta yaklaşık ikiyüz okulda temsilcilerin katıldıgı bir üst toplantı gerçekleşti ve okullardan gelen temsilciler aldıkları kararları bu toplantıda tartıştırdılar. Yine 5 Aralık akşamı yapılan onlarca toplantı ve forumlarda genel oylamayla grevi bir hafta sürdürme kararı aldılar ve her hafta yeniden işyerlerinde ve sektörlerde yürütülen tartışmalarda grevi devam ettirme kararı aldılar.

Tabi bu kararlar kendiligindencilige bırakılmıyor, bu forumlarda biraz önce bahsettigimiz güçlü birikimin dogal iradesi var. Ve gönüllü sendikalı sendikasız işçiler iki aydır hiç durmadan gece gündüz metro başlarında işyerlerinde tv. kanalarında radyolarda aklınıza gelecek her yerde bu yasanın tesiri ve ona karşı mücadeleyi olaganüstü bir emekle yürüttüler.

Yine su anda 14 günlük sürede grevin başarısı için muazzam bir emek harcanıyor. Bunlara illada bir ad koymalıyız diyeceksek gönüllü mücadele birlikleri diyebiliriz. Sabah saat 4’te kalkıp grevi güçlendirmek için özellikle sanayi bölgeleri ve havzalarına giden yolları kapatma ya da kentin giriş ve çıkışlarını kapama eylemin ikinci haftasi devletin özelikle örgütlülügünün zayıf olduğu otobüs işçilerinin birey merkezli düşünerek ise başlamasını engellemek için otobüs garajlarını bloke etme ve benzeri onlarca eylemle grevler güçlendiriliyor.

Bu grevi ve gösterileri digerlerinden ayıran grevin yeninin içerisinde örgütleniyor olması. Nedir bu yeni, önceki grevlerde genelde üretim alanlarında grev başlardı ve grevi uzadıkça stoklar tükendikçe grev hissedilirdi. Bu grevin hem Aralık ayında başlatılması hem de yasanın toplumun bütün kesimleri hedef alıyor olması, ama bazı sektörlerde işçilerin tarihsel mücadele kazanımlarını kaybedecek olması, hareketi güçlendiren etkenler oldu. Bu sektorler demir yolu işçileri, metro ve otobüs işçileri. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte ağır ve zamansız (Cumartesi ve Pazar gece) çalışma koşularından gelen hakları vardı bunlarda elerinde alinmış olacak.

Bunun da etkisiyle grev ulaşım ve piyasanın engellenmesi de hedefleyerek gücünü artırıyor. Asıl olarak Fransa’da tüketim piyasasının doruk ayı olan Aralık’ta, piyasanın engellenmesi hedefleniyor. Bunu yapabilmenin biricik yolu şehirdeki yaşamın organizasyonunu durdurmaktır. İşçiler şehir içi ve şehirler arası ulaşımı durdurarak hem tüketimi durdurmus oldular, hem de güvencesiz çalışan ve Fransa’da işçi sınıfı içinde oranı artan turizm, otel, restorant, kafe, magaza ve benzeri onlarca mekanın fiilen greve katarak yaşamı durdurmayı başardılar.

Özellikle büyük kentlerde yaşam durdurmayı başardılar. Son bir hafta noel ve benzeri gerici propagandalara rağmen işçiler 17 Aralıkta kitleselleşerek ve grevi daha da geniş bir alana yayarak kapitalist devleti bir kez daha masaya oturtmak zorunda bıraktılar.

Bu haftaki greve ek olarak sanatçılar, opera çalışanları, tiyatrolar ve film setlerinde çalışan işçiler, radyo çalışanları, hastaneler, acil servisleri dışında tamamen doktorlar hemşireler ve hastane çalışanları, liseler, ögrenci ve ögretmenleriyle, üniversiteler de katıldı. 5 Aralıktan itibaren devlet apar topar kendisi okulları 1 Ocak’a kadar kapadı. Ögretmenler elektrik işçileri, itfaye işçileri, havaalanı işçileri, büro işçileri, işyerlerinde bire bir örgütlenerek alana gelmeyi tercih ettiler. Herkes ise gider gibi sabahtan işyerlerine giderek orada yaptıkları küçük söyleşi ve sabah kahvaltısı yaparak topluca kendi hazırladıkları döviz ve pankartlarla alanda yerlerini aldılar. Alanda saatlerce yürüyerek bitis noktasına gelerek ayrılındı yine ertesi sabah bütün işyerlerinde yapılan doğal refarandumlara Cuma gününe kadar devam kararı alındı.

Grevde kritik dönemeç burjuvazi açısından hediyelerin havada uçuştuğu herkesin büyükannenin evinde buluşup birbirini hediyeye boğduğu en güzel şarapların açıldığı yemeklerin yendigi ve ülkenin bir ucundan başka bir ucuna çalışmaya giden insanlarin o gün mutlaka büyük aile fotografında gözükmek için yola çıktıgı bir aylık tüketim nerdeyse 11 aya eş değer ve bunun için son hafta ve ardinda bir haftalık tatil bunun için tren gerekiyor, uçak gerekiyor, otobüs gerekiyor. İşçi sınıfı da burjuvazi ve kıymetli Aralık ayı karlarını buradan vuruyor.

Önümüzdeki hafta her iki sınıf açısında da son kozların oynandığı hafta olacak şimdiden “noel ağacı alma grevle dayanış, sabah kahveni grevcilerle paylaş” gibi grevle dayanışma kampanyaları başlatıldı. Bu kampanyalarla hem uzayan grevlerle dayanışma hedefleniyor hem de grevin zemini genişletilmeye çalışılıyor. Devlet ise Noel tatilini fırsata dönüştürerek grevi boşa düşürmeye çalışıyor. Başbakan görüşme sonrası kamera karşısına SNCF (Demir yoları)ve RATP (metro) genel müdürleriyle çıktı. En büyük ikinci sendika Noel’de greve ara verecegini açıkladı.

Her şeye rağmen grev bugün çok etkili bir şekilde devam ediyor, metrolar kapalı, şehirlerarası trenlerde %70 düzeyinde çalışmıyor.

5 Aralık 11 Aralık ve 17 Aralık’ta Sokak gösterileri gerçekleşti. Metro otobüs ve şehirlerarası trenler grevde olunca genel grev havasına dönüştü. Çok geniş bir kesimi içine almayı başardı.

Devrimci Proletarya/Paris

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*