Anasayfa » BASINDAN » Erdoğan’ın değil sermayenin diktatörlüğü!

Erdoğan’ın değil sermayenin diktatörlüğü!

Bugün Erdoğan, TOBB’da, işverenlere AKP iktidarının 15 yıllık icraatını çok güzel özetledi. Adeta tarihi maddeci yaklaşımla konferans veren bir sosyoloji profesörü gibiydi. Sadece taraf olarak emekçileri değil de, patronları seçmişti. Uslubu da bu seçime uygundu. Kendi ifadesiyle “samimi, hasbi, delikanlıca, dostça!”..
***
Cumhurbaşkanı yabancı iş adamlarına “kazan-kazan” ilkesi bağlamında şu çağrıda bulunuyordu: “Sizler sermayenizi, birikiminizi, teknolojinizi, organizasyon gücünüzü koyacaksınız; biz pazarımızı, insan kaynağımızı, bölgesel gücümüzü, beklentilerimizi ortaya koyacağız ve hep birlikte yürüyeceğiz!”. Mesaj buydu ve “pazarlayıcı”lar da alkışlıyordu; sadece “pazarlanan”lar salonda bulunmuyordu; herhalde bu iş gününde kaybedecek zamanları yoktu!?.. Her neyse, onların yerine de Erdoğan konuştu ve işverenlere OHAL’i şöyle anlattı: “Biz göreve geldiğimizde, on beş sene önce, Türkiye’de OHAL vardı; ama bütün fabrikalar hep grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri! Ama şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine! Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ile anında müdahale ediyoruz; diyoruz ki, hayır! burada greve müsaade etmiyoruz; çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız; bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i!”.. (Alkışlar)..
***
Şimdi OHAL’in amacı ve gerçek teröristlerin kimler olduğu anlaşıldı değil mi? Meğerse bunların önemli bir kısmı da “anayasal hak” aldatmacasıyla “iş dünyamızı sarsmaya” çalışan emekçilermiş? Ve böylece korunması gereken “mağdur”ların kimler olduğu da ortaya çıkmış oluyordu: İşverenler, patronlar!..
***
Bu konferansın bugün hakkıyla anlaşılacağından emin değilim; fakat ilerde tarihçilerin ve sosyologların, Erdoğan’a, bugünkü OHAL rejimi ile ilgili bu açıklamasından dolayı minnettar olacaklarından da kuşku duymuyorum. Aslında Erdoğan, TOBB konuşmasıyla, diktatörlüğün kişisel diktatörlüğü değil, sermayenin diktatörlüğü olduğunu ve güvenin tesisinde kendisine ve ekibine düşenleri de anlatmış oluyordu.. Son derece açık ve net bir şekilde!.. Dedik ya, tam bir sosyoloji profesörü gibi.

Taner Timur

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*