Anasayfa » DÜNYA » Ennahda da düştü

Ennahda da düştü

Tunus‘ta son aylarda yaşanan siyasi suikastlerle yeniden tetiklenen kitle eylemlerinin basıncı altında sıkışan, büroları yakılan ve kitle hareketi ile hükümet arasında müzakereleri sürdüren Tunus Genel İşçi Sendikaları(UGTT) tarafından geçtiğimiz hafta koşulsuz görevi bırakmaya çağırılan liberal islamcı Ennahda hükümeti istifa etti.

UGTT, dün hükümetin istifayı kabul ettiğini duyurdu. Ennahda yetkililerinden Lütfi Zityun‘da sendikanın planının parti tarafından koşulsuz kabul edildiğini açıkladı.

Geçtiğimiz hafta içinde Ennahda‘nın istifasına yönelik altı kentte gösteriler düzenlenmişti. Eylemlerde hükümet, ekonomik ve sosyal açıdan önceki rejimin yarattığı koşulları iyileştirememek, iktidarı islamlaştırmak, radikal islamcı çetelerin suikastlerinin ve faaliyetlerinin önünü açmak, gerçekleştirilen siyasi suikastlerin üzerine gitmemekle suçlanıyordu.

Ennahda‘nın hükümetten çekilmek zorunda kalması, Mısır’da İhvan üzerinden tesis edilmeye çalışılan din soslu geri burjuva demokrasisinin çöküşünün, bölgesel kapitalist dönüşüme birinci planda eşlik etmesi planlanan AKP‘nin rol modelini oluşturmaya soyunduğu muhafazakar burjuva hükümetlerinin bölgesel düzeyde yaşadığı kırılmanın bir uzantısı olarak belirginleşiyor. Küresel mali oligarşinin desteğiyle bölgesel kapitalist entegrasyonun taşlarını döşemeye soyunan Mursi‘de, değişen toplumsal dinamikler ve kitle eylemlerinin gücüyle iktidardan çekilmek zorunda kalmış, küresel mali oligarşi ve bölgesel tekelci burjuvazinin bölgesel planı esnemek, Müslüman Kardeşler arkasındaki desteğini çekmek zorunda kalmıştı. UGTT‘nin grev tehdidi ve kitle eylemlerinin soluğuyla birlikte Ennahda‘yı güçten düşüren iktidarının arkasında rüzgarın bölge genelinde yön değiştirmesi oldu.

Bölgede daha fazla kar alanı yaratmak, küresel sermaye birikimini bir üst evreye taşımak odaklı dizayn edilen bu taktik yönelim, Suriye‘de islamcı muhalefetin güç ve etkinlik kaybı, küresel diplomaside RusyaÇin ve İran‘ın öne çıkışıyla yeni bir pazarlık ve rollerin yeniden üretimi sürecinin başlaması, AKP’nin iç ve dış politikada aldığı hasarlar eşliğinde Türkiye‘nin bölgenin ana gücü olma yöneliminin duvara çarpması, Mısır‘da kitle dinamizminin düzenli kapitalist organizasyon ve İhvan siyasetine alan bırakmaması sonucu tümüyle ortadan kalkıyor, Ennahda’nın düşmesi bu tabloya son halkalardan biri olarak yerleşiyor.

Bununla birlikte küresel mali oligarşinin, bölgeye üşüşen emperyalist kampların ve bölgesel tekelci güç odaklarının taktiksel esnekliği, yeni bir konuma geçiş çabası da gözle görünürdür. ABD-Rusya ve ABD-İran diplomasisinden küresel siyasetteki tezahürünü gördüğümüz süreç, Mısır’da darbe hükümetinin desteklenmesi ve 14 milyon katılımlı kitle eylemlerinin pasifleştirilmesi, rejim krizinin ve kriz derinleştikçe patlayan taban öfkesinin kontrol altına alınacağı yeni uzlaşma masalarının kurulmasıyla da kendini bölge sathında göstermektedir.

Tunus’ta kitle eylemlerinin öne çıkarttığı iki güç Halk Cephesi ve UGTT oldu. Şimdi bu aktörlerin oldukça kuvvetli oturacağı bir müzakere masası ve teknokratlar hükümeti kurulacak. Halk Cephesi, bir dizi siyasal kurumun laik-ulusalcı-anti-Ennahda çizgisindeki birlikteliğini simgeliyor. Dinci gericiliğe ve ABD’nin bölge hegemonyasına kısıtlı bir zeminden karşıtlık üretmesine karşın işçi, emekçi, yoksullar cephesinden daha fazlasını vaad etmiyor. UGTT bürokrasisi ise kitle eylemleri sürecinin siyaseten bağımsız görünmeye çalışan tarafıydı ve Ennahda’nın gidişini sağlamak kadar Tunus’ta burjuva siyasal rejimin krizden çıkmasını, bunun koşullarını üretmeyi de içeren bir rol üstlendi.

Bölgedeki diğer halkalara göre sendikal örgütlülük, grev, eylem deneyimi yüksek düzeyde olan, otokrasinin devrilmesi sürecinin başat rollerinden birini oynayan Tunus işçi sınıfının önüne azalmak bir yana dursun daha da derinleşen bir görev seriliyor. İşçi sınıfı kendi yaşamsal talepleri, tarihsel çıkarları doğrultusunda kitle enerjisinin yeni burjuva taktiklerince emilmesinin de önüne geçmelidir. Ennahda’nın düşmesi, islamcı liberal fay hattının tümüyle kırıldığını, rejim krizinin derinleştiğini ifade eder, daha fazlasını değil. Burjuva iktidarı, kapitalist yönetim, tahakküm mekanizmaları, rejim krizinin tolere edilmesi, düzenli biçimde kapitalist üst aşamaya geçiş sürecinin yeniden canlandırılması hamleleri yerli yerinde durmaktadır.

UGTT tarafından Halk Cephesi gibi Ennahda’nın ve tüm burjuva güçlerin katılımıyla kurulacak yeni masa kapitalist rejim krizinin absorbe edilmesi, kitleler tarafından tahrip edilen burjuva sisteminin yamalarının onarılması, tüm küresel-bölgesel güçlerin konumlarını sarsan fiili kitle eylemlerinin zemininin ortadan kaldırılması gibi roller de üstlenecek, sınıf uzlaşısını öğütleyecek karakterde kuruluyor. İşçilerin kapitalistlerce yağmalanan yaşamlarından doğan öfkesi bu masanın da sınırlarına sığmaz.

Tunus işçi sınıfı üzerine kolayca tahakküm kurulamayacaktır. Bin Ali’nin devrilmesinden bu yana işçilerin gördüğü fiili eylemlerinden doğan somut kazanımlardır. Sınıfın öncülerinin burjuva kontrolün, tahakküm ilişkilerinin uzlaşma zemininden doğacak yeniden tesisinin üreticisi olmak değil rejim krizini derinleştirmek, sermayenin denklemden tümünün definin koşullarını hazırlamak görevi öne çıkacak ve sınıf cephesinden burjuva siyasetin her biçimine karşıtlığın, sosyalist sınıf politikasının üretilmesi rolünün başarılması Tunus’un ve tüm bağlamlarıyla bölgenin, dünyanın geleceğini belirleyecektir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*