Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Emperyalist sermayenin zirvesi Davos sona erdi

Emperyalist sermayenin zirvesi Davos sona erdi

Bu yıl İsviçre’nin Davos kentinde 41’incisi gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Formu, Tunus ve Mısır’da yaşanan görkemli halk ayaklanmalarının emperyalistlerde yaratmış olduğu korku ve endişenin gölgesinde geçti.
Zirvenin ilk günü İsviçreli bir sanatçının Davos’ta devletin aldığı güvenlik önlemlerini protesto etmek amacıyla 20 metre uzunluğunda bir maketle resmettiği güvenlik önlemleri Aargau kantonunda bir müzede sergilenmesi oldu. Serginin birçok basın yayın kuruluşu tarafından yayınlanmasından sonra devlet yetkililerinin sergiye tepkisi ise bunun büyük bir “Provakasyon” olduğu yönünde gerçekleşti. İsviçre devletine ikinci şok ise 11 bin nüfuslu Bölgenin 4 bin güvenlik görevlisiyle tamamen işgal edilmesine rağmen toplantının yapıldığı alanın çok yakınındaki bir otelde yaşanan patlama oldu. Patlamada ölen ve yaralanan olmazken devlet yetkilerinin yaptığı açıklamada eylemin sol bir grup tarafından üstlenildiği yönünde oldu ancak isim verilmedi. Bu iki eylemden farklı olarak devrimci demokratik güçler birçok bölgede küçük çaplı gösteriler düzenlediler.
Davos zirvesindeki toplantıda öne çıkan başlıklar öncelikli olarak Tunus ve Mısır’daki halk ayaklanmaları olmak üzere diğer konu başlıkları şöyle: “Küresel kriz”, AB’nin geleceği”, “Çin’in hızla büyüyen ekonomisi ve alınacak önlemler” biçiminde. Toplantıda ne gibi kararların alındığı ise kamuoyuna açıklanmadı.
Tunus ve Mısır’da yaşanan işçi ve emekçilerin ayaklanmasına ilişkin, bu iki ülkede artık ekonomik ve sosyal reformlara gidilmesinin bir zorunluluk olduğu biçiminde vurgular yapıldı. BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan’da, “Mısır’ ve Tunus’ta artık geriye dönüşün mümkün olmadığını” belirtti. Yine AB Dışişleri Bakanları’nın Pazartesi günü bir araya gelerek Tunus ve Mısır’da yaşanan halk ayaklanmalarını değerlendirecekleri belirtildi.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, katıldığı bir panelde emperyalist sistemin S.O.S verdiğini çok çarpıcı bir cümleyle ifade ediyordu. “Yürürlükteki ekonomik modelin, ‘küresel bir intihar anlaşması’ olduğunu yeni bir düzenlemeye gidilmemesi durumunda felaketle sonuçlanacağını” söylüyordu. Yürürlükteki ekonomik model nedir peki? En genel anlamda mali sermayenin, neoliberal ekonomi politikalardır. Bunun alt başlıkları ise esnek üretim, kısa süreli çalıştırma, saat ücretli çalıştırma, sendikasız ve sigortasız çalıştırma, taşeronluk sistemi, özel istihdam büroları ve bunların sonucu olarak kartopu gibi giderek büyüyen işsizliktir.
Zirvede Spekülatör Soros’un Avrupa Birliğine yönelik söylemleri çok sert tartışmalara neden oldu. Soros: “Fakat Euro zengin AB ülkelerini yoksul ülkelerden ayırdığı için, reformlar başarısız kalacak ve Euro’nun gerçek sorunlarına hitap etmeyecek. Fakir ve zengin ayrımıyla hızla büyüyen bir Avrupa ortaya çıkacak ve bu siyasi olarak birliğinizi bozar. Siyasiler çözümü olmayan bu sorunun farkında olmalılar” belirlemesinde bulundu. Bu yaklaşıma cevap Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’den geldi. “Euro’ya karşı bahse girenler pişman olacaktır. Euro’nun çökmesine asla izin vermeyeceğiz, asla. Onu savunmak için her zaman burada olacağız. Euro’nun kaybedilmesi felaketle sonuçlanabilir. Bunu düşünemeyiz bile” diye konuştu.
İngiltere Başbakanı David Cameron ise İngiliz hükümetinin aldığı “tasarruf paketini” savundu. “Biz iddialı programımızla bu tehlikeli bölgeden kendimizi dışarı çıkarmayı başardık. Fakat bu programın hayat bulması biraz zaman alacak” diyordu konuşmasında. “Tehlikeli bölgeden çıkmak” için yapılan kesintilere ve hak gasplarına karşı 10 binlerce öğrencinin sokaklara çıkarak gösteriler düzenlemesi, bankalara saldırması da tasarruf paketinin geri çekilmesine yetmedi. Ama bu daha başlangıç, devamının geleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
Milyonlarca işçi emekçiyi açlığa mahkum ederek, neoliberal politikaları yaşama geçirirken en sert önlemleri uygulayan Çin’in ekonomik kriz süresince de büyüme göstermesi emperyalist kapitalist sermayenin yönünü belirleyen güçler arasında önemli bir yer tutmuş alması Davos zirvesinde de üzerinde yoğun olarak durulan gündemlerden biri oldu. Ancak Çin’in, bütün istatistki gelişmelere ve büyüyen ekonomisine rağmen birçok analizci tarafından, henüz emperyalist mali sermayenin sürükleyici gücü olması ihtimalinin mümkün olmadığı yönünde ortaklaşıldı.
Emperyalist mali sermaye hiç beklemediği bir anda Tunus ve Mısır halk ayaklanmasıyla karşılaşınca tüm konsantrasyonunu yitirdi. Öyle ki, her yıl canlı yayınlara konu olan zirve bu yıl basında çok sınırlı yer bulabildi. Çünkü Davos’taki emperyalist güçlerin ve orada bulunan basının da gözü kulağı Mısır ve Tunusta yaşanan ayaklanmadaydı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*