Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Eğitimli kadın işsizliği

Eğitimli kadın işsizliği

İşgücüne katılma oranının %25’ler düzeyinde olduğu, işgücüne katılan kadınların yarısının tarımda ve bunların da %75’inin ücretsiz aile işçisi olarak istihdam edildiği Türkiye’de, kadınların işgücü piyasasındaki konumları temel sorun alanlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Ülkemizde kadınların eğitim düzeyleri arttıkça, buna paralel olarak işgücüne katılma oranları da artmaktadır.

Özellikle üniversite eğitimi görmüş kadınların işgücüne katılma oranı, daha düşük eğitim düzeylerindeki kadınlara göre olağanüstü düzeyde yüksektir. Eğitim düzeyi ile işgücüne katılma oranı arasında böyle bir ilişkinin bulunması normaldir ancak normal olmayan, işgücüne katılma oranları arasındaki büyük farklılıktır. Normal olmayan bir başka durum ise, kadınların eğitim düzeylerinin artmasıyla işsizlik oranlarının da yükselmesidir. Eğitim düzeyi bakımından en yüksek işsizlik oranına sahip grup lise ve üstü eğitime sahip kadınlardır. Erkeklerdeki durum ise bunun tam tersidir. Yani, eğitim düzeyi arttıkça işsizlik oranı da düşmektedir. Buna göre, işsizlik oranının en düşük olduğu grup üniversite mezunu erkeklerdir. Eğitim düzeylerine göre kadınların işsizlik oranlarına yıllar itibariyle bakıldığında, özellikle 2001 yılı sonrasında yükseköğretim mezunu kadınlar arasındaki işsizliğin dikkate değer bir biçimde yükselmiş olduğu göze çarpmaktadır. Bu durum bize, eğitimli kadınların yaşanan ekonomik krizden en olumsuz etkilenen gruplardan birisi olduğunu göstermektedir.

İşsizlik oranının eğitim düzeyi düşük olan kadınlarda düşük olmakla birlikte, özellikle yükseköğrenim görmüş kadınlar arasında yüksek olmasının en temel nedeni, düşük eğitimli kadınların işgücü dışında kalma eğilimleridir. Özellikle kırdan kente göç sürecinde kırsal alanda işgücü içinde yer alan kadınlar, kente geldiklerinde kendilerine uygun iş bulamamaları nedeniyle işgücünden ayrılmaktadırlar. Son yıllarda kadınlar arasındaki işgücüne katılma oranının düşmesinin temelinde de bu olgu yatmaktadır. Yükseköğrenim görmüş kadınlar ise işgücüne daha fazla katılmakta, dolayısıyla işsizlik oranları da yükselmektedir.

2003 yılında yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu’nda, aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamayacağı hükmedilmektedir. Ancak, uygulamada belli iş ve mesleklerin kadınlara uygun işler olarak toplumsal kabul görmemesi, görev dağılımında adil davranılmaması, ekonomik kriz dönemlerinde önce kadınların işten çıkarılması, özellikle kayıt dışı sektörde ücretlerin düşük tutulması gibi bazı ayrımcılık örnekleriyle karşılaşılmaktadır. Ülkemizde eğitimli genç kadınlar işsizlik bakımından en riskli grubu oluşturmaktadırlar. Son yıllarda üniversite mezunu kadınlar arasındaki işsizlik oranı %15’ler düzeyinde iken; 15-24 yaş grubundaki eğitimli genç kadınlar arasında işsizlik oranı, bunun iki katı, yani %30’lar düzeyindedir. Bu oran 2001 krizi sonrasında %40’lara ulaşmıştır.

Dolayısıyla, ülkemizdeki eğitimli genç kadınlar, ekonomik kriz sonrası dönemlerde belki de işsizlik oranı en yüksek grubu oluşturmaktadır.

Prof. Dr. Naci GÜNDOĞAN/Kadının Sesi Dergisi

Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F.
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*