Anasayfa » GÜNDEM » Eğitim Fakültelerinin kontenjanları azaltılacakmış!

Eğitim Fakültelerinin kontenjanları azaltılacakmış!

Yüzbinlerce öğretmenin işsiz olması fazla mezundan değil, ihtiyaca rağmen öğretmen ataması yapılmamasındandır.

Bakan Nimet Çubukçu’nun başkanlık ettiği YÖK Genel Kurulu toplantısının hemen ardından yazılı bir açıklama yapılarak alınan kararlar kamuoyuna duyuruldu.

Alınan kararlardan bir tanesi de, eğitim fakültelerinin kontenjanlarının azaltılması veya kontenjan verilmemesi ile ilgili. Bu karara göre önümüzdeki dönemde eğitim fakültelerine alınacak öğrenci sayısı düşürülecek, kimi bölümlere ise kontenjan verilmemesi sözkonusu olacak.

MEB bu yolla işsizliğin çözümü konusunda adımlar attığı izlenimi yaratacak ve kamuoyunun “kontenjanlar azaltılsın” beklentisini karşılamış olacak. Toplumun hatta onbinlerce öğretmenin de, 300 binden fazla öğretmenin işsiz olmasının nedeninin fazla mezun olması yanlış kanaati böylece avantaja çevirilmiş olacak. 100 PUAN!

İşsizlik bilinçli olarak derinleştirilmiştir

Bilinçli bir politika olarak, eğitim fakültelerinin kontenjanlarının yıllardır şişirildiği bir gerçek. Özellikle son yıllarda her ile bir üniversite kurulmasıyla, eğitim ve fen edebiyat fakültelerinin sayısının arttırılmasıyla kontenjanlar iyiden iyiye artmıştır. Öyle ki kısa süre önce açıköğretim fakültelerine öğretmenlik hakkı tanınması kararlarını alanların, “kontenjanları azaltacağız” demelerinin anlamını ortaya çıkarmaktadır.

MEB ve YÖK tarafından el birliği ile yıllardır uygulanan bu politika ile dev diplomalı işsizler ordusu yaratmak amaçlanmış ve de başarılmıştır. İş bekleyen geniş işsiz kitlelerinin varlığı özellikle kadrolu öğretmenlerin haklarının gittikçe geriye çekilmesi yolunda her zaman bir tehdit olmuştur. Çünkü “işine geliyorsa çalış, dışarıda iş bekleyen yüzbinler var” denmiştir.

Yine sözleşmeli, vekil, ücretli öğretmen çalıştırmanın sigortasıdır da aynı zamanda yüzbinlerce işsiz öğretmen. ‘Kadrolu’ çalışma hakkı edinemeyen onbinler daha az ücrete, güvencesiz çalışmaya razı olmuşlardır. Yetmemiş, KPSS aracılığıyla yüzbinler azgın bir rekabetin içine sokulmuş geniş öğretmen kitleleri birbirine düşman kılınmıştır.

Eğitimin piyasalaştırılması sonucunda pıtrak gibi sayıları artan özel okul ve dershaneler onbinlerce öğretmene kölelik koşullarında çalışmayı dayatmaktadır. İşsizlik, yüzbinlerce öğretmenin dershane patronları tarafından azgınca sömürülmesinin kaynağı olmuştur. 100 binden fazla eğitim işçisi dershanelerde ve özel okullarda ağır sömürü koşullarında çalışmaktadırlar.

KPSS kursları, yayınevleri, sınav ücretleri, özellikle son KPSS’de ihale yapılarak dağıtılan kalem, silgi vs. yeni bir sermaye birikiminin kaynağını oluşturmaktadır.

Öğretmen olma umutları kullanılan onbinlerce genç, 4 yıllık üniversite hayatları boyunca meşgul edilmiş, gençliğin sistemiçileştirilmesi yolunda üniversiteler güçlü birer araç olarak kullanılmıştır. Toplumda gittikçe büyüyen tepki birikimi ertelenmek istenmiştir aynı zamanda. Sözkonusu onbinlerce gencin üniversiteye gidememesi, boşta kalması sistem için önemli bir tehdittir çünkü.

İşsizliğimizin nedeni ücretli kölelik düzenidir

Kontenjanlar düzenlenebilir. Bu YÖK’ün ve üniversite rektörlüklerinin alacağı küçük bir kaç karar ile çözülebilir. Ancak yüzbinlerce öğretmenin işsiz olması fazla mezundan değil, ihtiyaca rağmen öğretmen ataması yapılmamasındandır.

MEB ve başka yetkili kurumların yaptıkları açıklamalarla, 400 bine yakın öğretmen ihtiyacının varlığını her defasında itiraf etmektedirler. Bu açıklamalar bunca öğretmen ihtiyacına rağmen öğretmen ataması yapılmadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.

(http://egitimemekcileridernegi.org/haber/2105)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*