Anasayfa » GENÇLİK » Dünya Kupası: Varoşlar ne kazandı?

Dünya Kupası: Varoşlar ne kazandı?

Ezilenciler; “Dünya Kupası’nı, Avrupa’nın varoşlarından İspanya kazandı!”, diyorlar. Sınıfsal meşreplerine uygundur!

Ezilenciler; okurlarımız bilir; işçi sınıfını, emekçi halk yığını içerisinde eritirler. İşçi sınıfının, sermaye sınıfı ile uzlaşmaz sınıf karşıtlığını; uzlaşmaz sınıf mücadelesini, arka plana atarlar. Kitleler içinde bir kitle; mücadelelerin içerisinde bir mücadele, derekesine indirgerler. Böylece de; sınıf kutuplaşması olağanüstü gelişip derinleştiği halde; işçi sınıfının; savaşımlar içinde yeni ihtiyaçlar, niteliklerle donanarak, sayıca da toplumun ezici çoğunluğunu oluşturmaya başlayarak, öncekinden çok daha güçlü olarak, yeniden oluşmaya başladığı bir dönemde; sınıf mücadelesini geliştirerek sınıfsallığını oluşturup geliştirmesini (ve tersi), darbelemiş, sınırlandırmış olurlar. Geleneksel ve yeni orta sınıfları; bunların, geçmişe özlemlerini ve “düzeltilmiş kapitalizm” taleplerini esas aldıkları; işçi sınıfını da bunların kuyruğuna taktıkları için; gericidirler. İşçi sınıfının, sınıf düşmanıdırlar! İşçi sınıfını; sermayenin ve Çelebi’sinin “sivil toplumculuk”, “sosyal diyalog” vb. bataklıklarında boğmak; sosyal forum hapishanelerinde çürütmek, isterler.

Ezilenciler, sınıf düşmanımızdır!

Buyrun İspanya ve Güney Afrika’ya
İşçi okurlarımızı; şimdilik tatil için olmasa da, bu yazı içinde; İspanya ve Güney Afrika’ya davet ediyoruz…

Dünya Kupası sırasında; kuşkusuz tekelci medyayı takip etmişsinizdir (kaynak: euronews):

Piyasalar Kemer Sıkma Politikalarını Olumlu Karşıladı
Euro bölgesinden gelen büyüme rakamları ve İspanya’nın bütçe açığını azaltmak için sert önlemler açıklamasıyla dünya borsaları yükselişe geçti. Avrupa borsaları da günü pozitifte tamamladı.
Endeksler genel itibariyle yüzde 1 civarında değer kazanırken Frankfurt borsasında artış yüzde iki buçuğun üzerine çıktı. İMKB 100 endeksi de yüzde 2.68 oranında yükselerek günü 57 bin 976 puanda tamamladı.
Olumlu havaya rağmen dikkatler bir süre daha borç krizinin Yunanistan’dan sonra diğer ülkelere yayılma ihtimali üzerine odaklanacak.
Şimdi piyasalar, açıklanan paketten sonra, ekonomik dengeleri sağlıklı olmayan ülkelerin mali disiplini sağlamak için harcadığı çabaları takip ediyor.
Yunanistan krizinin ardından Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ekonomik koordinasyonu arttırmayı amaçlayan bir dizi öneriyi açıklayan Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manule Barroso bütçe dengelerini korumak için bazı yaptırımların şart olduğunu vurguladı:
‘Yaptırımlar olmadan yeterli kredibiliteyi sağlayamayız. Bu nedenle yaptırım kelimesini özellikle kullandık. Üye ülkelerin istikrar ve büyüme paktına uymaları için bunun olması çok önemli. Olmazsa güven aşılayamaz.’”

2010 Dünya Kupası’nın favorileri
İspanya ve Brezilya, cuma günü başlıyacak 19. Dünya Kupası‘nın en büyük favorileri olarak gösteriliyor. Ancak bu ikiliyi zorlayacak, ipi göğüsleyecek güçlü ekipler de var. Kupaya ev sahipliği yapacak Afrika kıtası da bu şampiyonada ses getirmek istiyor. Euronews, bu büyük turnuva öncesi grupları sizler için değerlendirdi.”

İş imkanı
Güney Afrika, dünya kupası için 5 milyar 600 milyon euro yatırım yaptı. Beş yeni stadyum inşaa edildi ve beş stadyum da baştan sona yenilendi.
Ülke ekonomisinin güçlendirilmesi amacının yanısıra, sosyal adaletsizliğin de ortadan kaldırılması hedeflendi. 50 bin kişiye iş imkanı sağlandı ve on binlerce kişi bu işten gelir sağladı.
Ekonomik kriz ve güvenlik ile ilgili endişelerden dolayı taşrada beklentiler çok yüksek değil.
Dünya kupası nedeniyle ülkeye gelecek yabancı ziyaretçi sayısının 450 bin beklenmesine rağmen, gerçek rakamların 250 binlerde kalması tahmin ediliyor.
Durban’da yeni inşa edilen Moses Mabhida stadyumunda 13 bin kişi çalıştı. Ama şu anda hepsi yeniden işsiz kaldı. Bunun yanısıra Umlazi’de spor severler için yatırım yapan birçok kişi, şu ana kadar hiçbir rezervasyon bile alamadı.”

İşkence adasında futbol
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Robben Adası.
Apartheid döneminde hapishane olarak kullanıldı. Rejim karşıtlarının hapsedildiği adayı dünya kupasının oynanacağı Green Point stadından rahatça görmek mümkün.
Güney Afrika tarihinin kara sayfalarına damgasını vuran adada siyahi lider Nelson Mandela 18 yıl hapis yattı. İşkenceleriyle ün salan adada siyasi tutuklular futbolla acılarını unutmaya çalıştı.
Tutuklular futbol oynamakla kalmayıp Makana Futbol Derneği’nin kurulmasını da sağladı.
Marcus Soloman derneğin kurucuları arasındaydı:
‘Bize, Hey! Futbolcular! Burası bir otel değil, kan dökülen bir hapisane, diye bağırırlardı. Bizse midemize bir lokma yemek girmezken güzel futbol oynamanın mümkün olup olmadığını tartışırdık.’
1969 yılında yapılmaya başlanan karşılaşmalar derneğin FIFA’nın belirlediği kurallara uygun bir futbol ligi kurmasını sağladı. Derneğe bağlı 9 futbol kulübü kuruldu.
Bugün Apartheid dönemi sona ermiş bile olsa Marcus Soloman’a göre yapılacak hala çok iş bulunuyor.
Marcus Soloman: ‘Orada daha iyi bir dünya için savaşan insanlar vardı. Bu savaş hala devam ediyor. Çünkü bizim elde etmek için savaştığımız birçok konu Güney Afrika’da henüz uygulanmıyor.’
Apartheid döneminin sona ermesiyle derneğin yöneticileri politikaya atıldı. Örneğin Güney Afrika Devlet başkanı Jakob Zuma, düzenlenen birçok maçta hakemlik yaptı.
2007’de FIFA başkanı Sepp Blatter derneği federasyon üyesi yaparak onurlandırdı.”

Varoşlar patlamaya hazır bomba gibi!
2010 Dünya Kupası‘na sayılı günler kala, euronews muhabiri, Güney Afrika’ya giderek güvenlik sorununu yakından inceledi. İngiliz televizyoncu, en tehlikeli varoşlardan Diepsloot’ta yerel muhabir Golden Mtika ile görüştü.
Chris Cummins: ‘Johanesburg’un dışında, gelir düzeyi çok düşük insanların yaşadığı Diepsloot kasabasındayız. Burası Dünya Kupası‘nda açılış maçının oynanacağı Soccer City stadına sadece elli kilometre mesafede. Burada, Johonesburg’dakine göre çok farklı bir hayat var.’
‘Güvenlik Güney Afrika’da önemli bir sektör haline geldi. Özel güvenlik şirketleri gün geçtikçe artıyor. Parası olan zenginler, özel sitelerde huzur içinde yaşıyorlar. Ancak bu kamp görünümlü varoşlarda, bambaşka bir hayat var. Diepsloot’un etrafında farklı kanunlar geçerli.’
Golden Mtika: ‘Cinayetler en çok bu bölgede işleniyor.’
Euronews: ‘Halk burada kendini nasıl koruyor?’
Golden Mtika: ‘Yani, halk kendi kanunu kendisi yapıyor. Polise güvenmiyorlar. Suçluları yakalayıp polise teslim edince, onların iki gün içinde salıverildiğini görüyorlar. Bu yüzden polislere karşı bir kızgınlık ve güvensizlik var.’
Euronews: ‘Peki sonuçta ne oluyor?’
Golden Mtika: ‘Adaleti halk, kendisi veriyor..Eğer şüplendikleri biri varsa, onu yakalıyorlar. Etrafını çeviriyorlar. Sonra onun üstüne benzin boşaltıyorlar. Ve en sonunda da ateş geliyor.’
Euronews: ‘İnsanları canlı canlı mı yakıyorlar?’
Golden Mtika: ‘Evet onları canlı olarak yakıyorlar. Hiç acımıyorlar. Önce kurbanları taşlıyorlar, Taş, kesisi maddeler ellerine ne geçerse..Sonra vücuduna araba lastiğini geçiriyorlar. Zavallı insan kendinden geçmeye başlayınca kibriti çakıyorlar ve onu diri diri ateşe atıyorlar.’
Euronews: ‘Gün boyunca etrafta bir çok insan var, kadınlar alış veriş yapıyor, çocuklar top oynuyor. Caddelerde gülerek gezen insanları gördüm. Karanlık çökünce peki neler oluyor?’
Golden Mtika: ‘Gün batımından sonra burda tehlike başlıyor. Bu kasabada yaşan insanların bir geleceği yok. Su elektrik gibi en temel ihtiyaçların kesintisinde insanların çok güçlü protestolar düzenleyeceğini bekliyorum. Bu protestolar dalga dalga yayılacak. Domino taşı etkisi yapacak.’
Euronews: ‘Peki sence daha sonra neler olur?’
Golden Mtika: ‘Daha sık şiddet, daha fazla büyük isyanlar.’
Euronews: ‘Neden siyasetle şiddet arasında büyük bir bağ olduğunu düşünüyorsun?’
Golden Mtika: ‘Şöyle bir şey var. Geçmişte Afrika Ulusal Konseyi ırkçı rejime karşı mücadele taktiğini benimsemişti. İnsanlar ayırmıclığa karşı savaşıyordu. Şimdi sokaklarda toy toy dansı yapmaya, ve insan yakmaya başladılar. İnsanlar kızgınlıklarını bu şekilde yansıtıyorlar.’
Euronews: ‘Zimbabwe’deki kargaşadan, başkan Mugabe’den kaçan insanlar için ne düşünüyorsun?’
Golden Mtika: ‘Çok fazla bir göç var. Sınırdaki parmaklıklardan atlıyorlar ve oları dışarda bekleyen kamyonlara binip uzaklaşıyorlar. İlk durakları da şu an gezdiğimiz Diepsloot kasabası oluyor. Sonre ne oluyor, korkunç bir barakanın içine 20 yada 15 kişiyi tutuyorlar. Özgür değiller, o derme çatma kulübenin içinden çıkamıyorlar. Sonrasındaysa bir yakını gelip parayı öderse serbest kalabiliyorlar.’
Euronews: ‘Yani içeride kilitli mi kalıyorlar?’
Golden Mtika: ‘Evet kapıyı dışarıdan kilitliyorlar. İçiride sadace tuvaletlerini yapmaları için küçük bir kova bırakıyorlar. Bazen de kadınlara taciz olayları, tecavüzler de yaşanıyor.’
Euronews: ‘Güney Afrika’ya daha iyi bir hayat için mi geldiler?’
Golden Mtika: ‘Dünya Kupası‘ndan sonra burada bir çok şey olabilir. Geçen yıl mayıs ayında yaşanan xenophobia olayları hala unutulmadı. Korkarım aynı şeyler yeniden tekrarlanacak. Şimdi dünya kupası öncesinde insanlar huzurluymuş gibi gözüküyorlar. Çünkü dünya kupasını korumak istiyorlar. Güney Afrika’nın kötü bir ülke olduğu göstermek istemiyorlar. Fakat kulaktan kulağa o olayların tekrarlanacağı konuşuluyor.’”

Dünya Kupası öncesinde güvenlik endişesi
Güney Afrika, dünya kupası için 5 milyar 600 milyon euro yatırım yaptı. Beş yeni stadyum inşaa edildi ve beş stadyum da baştan sona yenilendi.
Ülke ekonomisinin güçlendirilmesi amacının yanısıra, sosyal adaletsizliğin de ortadan kaldırılması hedeflendi. 50 bin kişiye iş imkanı sağlandı ve on binlerce kişi bu işten gelir sağladı.
Ekonomik kriz ve güvenlik ile ilgili endişelerden dolayı taşrada beklentiler çok yüksek değil.
Dünya kupası nedeniyle ülkeye gelecek yabancı ziyaretçi sayısının 450 bin beklenmesine rağmen, gerçek rakamların 250 binlerde kalması tahmin ediliyor.
Durban’da yeni inşa edilen Moses Mabhida stadyumunda 13 bin kişi çalıştı. Ama şu anda hepsi yeniden işsiz kaldı. Bunun yanısıra Umlazi’de spor severler için yatırım yapan birçok kişi, şu ana kadar hiçbir rezervasyon bile alamadı.
euronews ekbi, Güney Afrika’nın Umlazi kentine gitti ve dünya kupası öncesi, ülkede hakim olan olumsuz havayı yerinde görme şansı buldu.

Dünya Kupası öncesinde güvenlik alarmı
Güney Afrika’da Dünya Kupası‘na geri sayılırken ülkede güvenlik, en önemli konu haline geldi.
11 Haziran’da dünyanın dört bir yanından gelen binlerce kişiyi ağırlayacak olan Güney Afrika’da suç oranı son yılların en yüksek seviyesinde. Bunun üzerine hem polis hem de özel güvenlik güçleri tatbikatlar düzenleyerek önlemlerini almaya başladı.
Güney Afrika polisi, suç düzeyinin abartıldığı görüşünde: ‘Tabii ki kabul ediyoruz bir güvenlik sorunumuz var, ama bu demek değildir ki gittiğiniz her yerde bir suçun kurbanı olacaksınız. Suç sadece belirli bölgelerde yoğunlaşıyor.’
İstatistiklere göre Güney Afrika’da cinayet oranları sabit kalırken, helan tecavüz ve hırsızlıkta artış var.
450 bin futbol tutkununu ülkelerinde ağırlamayı bekleyen Güney Afrika yönetimi güvenliği sağlamak için 70 bin Euro harcadı.”

Dünya Kupası’nda olaylar çıktı
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde düzenlenen 2010 Dünya Kupası organizasyonunda olaylar çıktı.
Aldıkları yevmiyeyi beklediklerinin altında bulan 500 stadyum çalışanı gösteri düzenlemeye kalkınca polisin tepkisi sert oldu.
Polis, Durban’daki Moses Mabhida Stadyumu’nda yürüyüşe geçen işçilere göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi ile müdehale etti. Olayların Almanya’nın Avustralyayı 4-0 yendiği maç sonrası çıktığı kaydedildi. Yürüyüş yapan kalabalığın maç sırasında top toplayıcı olarak görev yapan çalışanlar olduğu ve normalde 50 Dolar ücret almaları gerekirken yarı para ödenince yürüyüşe geçtikleri belirtildi. Polis iki göstericiyi göz altına alırken bir kadının yaralandığı açıklandı.”

FIFA Dünya Kupası protestoların gölgesinde geçiyor
FIFA 2010 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Güney Afrika’nın Cape Town kentinde maaşlarını alamayan özel güvenlik çalışanları protesto gösterisi yaptı.
Maçların oynandığı stadyum çevresinde toplanan yaklaşık 200 kadar göstericiye polisin müdahalesi sert oldu. Güney Afrika polisi, protestocuları dağıtmak için plastik mermi ve göz yaşartıcı bomba kullandı. Yetkililer, izinsiz gösteri düzenleyen güvenlik görevlilerinden 7’sinin göz altına alındığını belirtti.
Turnuvada stadyumların güvenliğini sağlamakla görevli onlarca güvenlik personeli, ayrıca bağlı oldukları özel güvenlik firmasının merkezi önünde de gösteri düzenledi.
Durbon kentindeki genel merkezin önünde toplanan eylemciler, işverenlerini protesto etti: ‘Biz hiçbirşeyi kırıp dökmeye ya da kanuna karşı gelmeye çalışmıyorduk. Biz haklarımızı korumak için mücadele ediyoruz. Hak ettiğimiz ödemeleri almak istiyoruz.’
Bu arada, Dünya Kupası maçlarının oynanacağı dört stadyum için özel güvenlik firmalarıyla daha önce imzalanan sözleşmeler feshedildi; buralarda güvenliği Güney Afrika polisi sağlayacak.”

Bir gelecek için futbol
‘Bazıları için futbol, bir eğlence oyunu. Fakat burada, Pretoria’nın dışında, Mamelodi şehrinde Mahlasadi Masana İlköğretim Okulu’nda futbolun eğlenceden daha fazla anlamı var.’
Burada yürütülen program (dip not 1) futbolu bir eğitim aracı olarak kullanıyor. Futbol, fakir ve iyi durumda olmayan çocukların karma karışık ev hayatından çıkmalarına yardım ediyor.
Joe Vuma, Masana İlköğretim Okulu Müdürü: ‘Burası fakirlerin içindeki en fakir yerlerleden biri. Eğitim gören çocukların ailelerinin çoğu geçim sıkıntısı yaşıyor, hemen hepsi işsiz. Bu da bizim okuldaki işleri yürüymemizi zorlaştırıyor. Okuladaki öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayamıyoruz.’
Kate Mokoke, Sokak Futbolu Teknik Direktörü: ‘Bir diğer önemli konuda çocuk tacizleri. Çocuklar evlerinde tacize uğruyorlar. Bazıları çok küçük yaşlarda örneğimin altı yaşında tacize uğruyor. Şu anda okullarda eğitim gören birçok çocuğun bu durumlara maruz kaldığını biliyoruz. Ailelerde bu konularda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Kız çocuklarına tecavüz ediliyor.’
Nosipho Mafu, Sokak Futbolu Teknik Direktörü: ‘Kavga etmeyi seviyorlar. Fakat Sokak Futbolu sayesinde onlar yeni arkadaşlıklar kuruyor ve bir takım olarak çalışıyorlar. Bazı aileler, bu gençler tarafından idare ediliyor. belki de bu kızın bir ailsi yok. Evde kendinden küçük olan diğer kardeşlerine bakmaz zorunda olabilir. Bu durumda o yetişkin gibi davranır. Onları korumak zorundadır. Eğer geçinmek için paraları yoksa dışarı çıkıp para kazanmak için bazı planlar yapmalı.’
Bu proje Almanya ve Güney Afrika’nın ortaklığı ile gerçekleşiyor. Avrupa Birliği tarafından desteklenen projeyi GTZ kurumu yönetiyor. Çocukları eğitmek için sadece spor kullanılmıyor, aynı zamanda sanatsal aktiviteler de yapılıyor.
Joe Vuma, Masana İlköğretim Okulu Müdürü: ‘Bu program bir bütünlüğe sahip. Sadece spora odaklanmıyor. Aynı zamanda manevi değerlere ve hayatın geneline yönelik dersler veriyor. Bilirsiniz çocukların gelişimi için çok önemlidir. Biz bu projeden çok faydalandık.’
Mabu Maholo ve Kambro: ‘Biz onlara sanat yapmalarını öğretiyoruz, hayat becerileri veriyoruz, liderlik, doğa bilinci ve toplum bilinci konularında öğretiyoruz. Onlarla oturup yaşadıkalrı ortam ve hayatları gibi konu başlıkalrında tartışıyoruz.’
Mahlasedi Masana, eve karşı olumlu bir denge sağlıyor. Aynı zamanda onun işlemesine de…
Kate Mokoke, Sokak Futbolu Teknik Direktörü: ‘Burada yapılanlar oldukça başarılı. Fakat bazı zorluklarla karşılaşıyoruz. Özellikle ligde oynamak için biryerlere gitmek istediğimizde zorluk yaşıyoruz. Çünkü diğer okullara gitmek için seyehat yapmak zorundayız ve bizim de bunu karşılayacak paramız yok. Fakat yapmaya çalışıyoruz.’
Portie, sokak futbolu konusunda çocuklarla birlikte çalışıyor: ‘Aslında çocuklarla oynamayı seviyorum. Onların mutlu olduklarını, güldüklerini ve eğlendiklerini görmek hoşuma gidiyor. Onları üzülen diğer çocuklar gibi görmekten nefret ediyorum.’”

Dünya Kupası’nda promasyon çılgınlığı
Kupa heyecanı tüm dünyayı sardı. Pazar günü İspanya ile Hollanda’nın karşılaşacağı dev final öncesi, büyük markalar da çılgın kampanyalar başlattı.
Bir İspanyol bankası, kupayı almaları halinde, herkese yüzde 4 faizle kredi vereceğini ilan etti.
Bazı firmalar bedava buzdolabı ve televizyon vaad ederken, Carrefour’un Madrid şubesi 1 Milyon Euro değerinde 100’er Euro’luk banknotlar dağıtacağını duyurdu.
Dükkan sahibi Miguel Marchante şöyle konuştu: ‘İspanya’nın final maçındaki skorunu tahmin edene, bizden bedava buzdolabı. Bu sayede sektörü ayakta tutmaya ve satışları arttırmaya çalışıyoruz.’
Final öncesi, Hollanda’da nefesler tutuldu. Ülkedeki bütün mağazalarda takımın turuncu renkteki forma ve bayrakları yok sattı.
1974 ve 1978’de Dünya Kupası‘nda iki kez final oynayan Hollanda takımının taraftarları, Güney Afrika’daki finali izlemek için yollara düştü.
KLM havayolu şirketi Johannesburg’a 3 ek sefer koydu. Şirket ayrıca, Paris’teki taraftarları Johannesburg’a taşıyacak bir uçak kaldıracak. Ancak, kupa heyecanına şahit olmak isteyen birçok taraftar, uçaklarda yer bulamayınca hayal kırıklığına uğradı.
Bir seyahat acentası çalışanı şöyle konuştu: ‘Ne yazık ki KLM’in Güney Afrika’ya sadece 4 ek seferi var. Yarı final başladığından beri, 14 bin rezervasyon başvurusu aldık. Ancak bunlardan sadece bin tanesini cumartesi günü sabah saat 5’de kalkacak uçağa yerleştirebildik.’”

İspanya, milli takımını örnek almalı
Almanya’da, Çarşamba günü İspanya karşısında alınan mağlubiyetin ardından piyasalar ve iş dünyası asıl işlerine odaklanmaya çalışsada söz dönüp dolaşıp futbola geliyor.
Uzmanlar, İspanya’ya milli takımlarını örnek almalarını tavsiye ediyor:
‘İspanya kesinlikle ekonomisini yönettiğinden daha iyi futbol oynuyor. Bu nedenle dünya şampiyonu olacaklar fakat borçlarını da kontrol altına almaları gerektiğini görmeliler.’
‘Bence İspanya maliye bakanı milli takımlarından bazı tüyolar alabilir, özellikle takımın yüksek moral ve motivasyonu konusunda. Futbolcuları gerçek bir uzman,İspanyol hükümeti bundan faydalanmalı.’
Yüksek borçlar ve işsizlik nedeniyle zor günler geçiren İspanya’nın tarihinde ilk defa dünya kupası finaline yükselmesi ülkede moralleri biraz olsun düzeltti.
Kaybeden taraftaysa piyasa uzmanları İspanyolların takım oyununu överek ekonomik konularda da böyle birbirlerine kenetlenmelerini öneriliyor.”

Dünya Kupası’na kırmızı kart
euronews: ‘Dünya Kupası küresel bir çılgınlık. FiFA çok uluslu özel bir güç ve futbolcuların hepsi zengin milyoner. Fabien Ollie, siz bir filozof aynı zamanda What Sport isimli Fransız dergisinin yazı işleri müdürüsünüz ve futbol hakkında Foot Mania da içinde olmak üzere bir çok kitaba imza attınız. Siz Dünya Kupası için Güney Afrika’ya gidecekmisiniz?’
Fabien Ollier: ‘Hayır Dünya Kupası‘na katılmıyorum. Çünkü, davet edilmedim. Beni esas ilgilendiren, medyanın bize ne verdiğini takip etmek değil. Medya bir ulusun adeta hayallerini, kutlamalarını aktarıyor. Bu görüntülerin dışında taraftarlar, alkolle de bağlantılı, bazen korkunç, bazen aptalığa kadar varan davranışlar sergileyebiliyor. Nelson Mendela’nın küçük torunun başına gelenlere baksanıza. Mendela ailesi için, bu kupanın bekledikleri bir bayram olmadığı kesin.
euronews: ‘Fakat sporun aynı zamanda birleştirici de bir özelliği var. Örneğin rugby Güney Afrika’da ırkçılıktan sonra barış ve uzlaşının sembolü oldu.’
Fabien Ollier: ‘Güney Afrika halkının büyük bir kısmı, Dünya Kupası‘ndan hiç bir şey kazanmayacak. Onlar ne ekonomik, ne de sosyal hiç bir yarar sağlamayacak. Ortada adeta bir çeşit şizofrenik durum var. Güney Afrika’da bir tarafta zenginler var, diğer taraftaysa halkın yüzde 40’ı günde 2 avro’nun altında gelirle yaşamak zorunda.’
euronews: ‘Siz zorunlu toplumsal histeriden bahsediyorsunuz. Taraftarların, takımlarla ilgili tutkulu davranışları, sizce savaş milliyetciliğine mi dönüşüyor ?’
Fabien Ollier: ‘Ulusal renkli milli takım formalarıyla, vuvuzela üfleyen Güney Afrikalılara bir bakın. Irkçı rejimden acı çekmiş bir halk için acınacak bir görüntü. Güney Afrika takımı ve halkı için bu durumun, iyi bir görüntü çizdiğini düşünmüyorum. Ben bunun uzun yıllardır devam eden ve herkesi bir futbol taraftarı olmaya iten bir devlet politikasının sonucu olarak görüyorum. Örneğin Güney Afrika’da talebeler genelde, okul üniforması giyiyor. Ancak Dünya Kupası sırasında, milli takımlarının formasıyla okula gitmelerine izin veriliyor. Bunun futbol yoluyla yönlendirilmiş kötü bir devlet politikası olduğunu düşünüyorum.’”

Kupanın ardından Güney Afrika
2010 Dünya Kupasının ardından akıllarda vuvuzela sesleri, Almanya’nın yenilgisi, İspanya’nın bayramı ve görkemli kupaya ev sahipliği yapan Güney Afrika kaldı.
Renkli görüntülerle son bulan kupanın ardından Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma, ‘Bu zor sınavı başarıyla verdiklerini’ belirtti. Final maçının ardından Cape Town’daki ırkçıların beyaz turistlere tehditler savurmasına rağmen ülkede korkulan olmadı. Turistler ülkelerine güvenle dönmeye başladı.
Binlerce kişi herhangi bir şiddet olayının yaşanmamasında kupa çoskusunun etkili olduğunu düşünüyor.
Zuma, ‘Güney Afrika ile gurur duyuyorum. Hiçbir olay yaşanmadı. Şimdi eğitim, turizm ve ekonomimiz için yeni bir umut doğdu’ dedi.
Öte yandan, Güney Afrika’da Dünya Kupasının yaldızlı vitrinin kapanmasıyla gerçekler yine gün yüzüne çıktı. Ülkede hala milyonlarca insan sosyal altyapı olanaklarından yoksun bir şekilde yüksek suç oranlarına sahip gecekondu bölgelerinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. İşsizlik rakamları ve HIV/AIDS vakaları ise her geçen gün biraz daha artıyor.”

Öncü işçilere, sendika aktivistlerine bir önerimiz var!
Emperyalist medya tekellerinden, euronews’tan olduğu gibi aktardığımız, bu Dünya Kupası haber dizisini, sınıfa karşı sınıf ekseninde değerlendirmeyi, bugün için, işçi okurlarımıza bırakıyoruz. Yarın, değerlendirmemizi yazıya dönüştürmeyi hedefliyoruz…

Öncü işçilere, sendika aktivistlerine de, bir önerimiz var. Bu haber dizisini; küçük bir işçi eğitim broşürü haline getirelim. İşçileri kahkahadan kıracak esprilerle, kahredecek kara mizah ve eleştirel değerlendirmelerle, fotoğraflarla zenginleştirerek. Hiç uzun tutmadan, isterseniz her haberin sonuna iki satırlık; isterseniz, broşürün başına ve sonuna kısa bölümler olarak, vurucu değerlendirmeler koyalım. Öncü işçiler, aktivistler; Dünya Kupası sırasında, işçiler arasındaki sohbetlerden vb. hatırladıklarını da, yabancılaştırma öncesinde, özdeşliği vurgulamak için, broşürün içine ekleyebilirler. Aralara, vurucu, sarsıcı, yabancılaştırıcı sorular serpiştirilebilir… Ne dersiniz?

Dip notlar:
1-Programın adı, “Kalkınma İçin Spor Programı.” Emperyalist Birleşmiş Milletler/Unicef tarafından programlandı, organize edilerek, uygulanıyor.
Görünüşte; Afrika’daki “sefalete ve suça itilmiş” on milyonlarca çocuğun, bu bataklıktan çıkarılmasına, eğitilmesine hizmet eden, son derece insani bir program gibi duruyor. Zaten, emperyalistler, tam da böyle algılanmasını, yaşantılanmasını, işçi sınıfı ve emekçilerin içinde propaganda edilip, çekim etkisi yaratmasını amaçlıyorlar.
Gerçekteyse; emperyalistlerin, örgütleri BM’nin hiç de böyle bir girişimi, niyeti yok! Onların, yaşama geçirmekte oldukları bu programla da, biricik derdi; sömürü, talan ve ezmelerinin sonucunda birikip patlamalarla ortaya çıkan, sınıfsal uçlarda birikmenin, sınıfsal kutuplaşmanın, sınıf kininin; Güney Afrika’daki Dünya Kupası öncesinde, sırasında yer yer kendini ortaya koyduğu gibi, militan kitlesel kolektif sınıf ve kitle eylemlerine dönüşmesinin; yeni rejimlerini ve sömürü ve ezme düzenlerini tehdit eder düzeye ulaşmasının önüne geçmek.

“Kalkınma İçin Spor Programı”nda; diğer etkinliklerin yanısıra, asıl olarak iki çalışma öne çıkıyor: Futbol ve liderlik.
Futbol eğitimi ve çalışmasının neyi amaçladığını, neye hizmet ettiğini, katılan çocuklar anlatsın: “Sahadayken, bir gün en iyisinin ben olabileceğim hissine kapılıyorum. Belki de başarılı bir profesyonel futbolcu olurum!” (15 yaşında, profesyonel futbolcu olmak istiyor, teneke mahallelerden birinde, kutu gibi bir evde, 15 kişilik ailesiyle üstüste yaşıyor).
Liderlik eğitimi ise, diğer sosyal eğitimlerle birlikte; sefalet içindeki küçüklerin beyinlerine ve ruhlarına, “girişimcilik ruhu”nu, kapitalist sömürü ve ezme ilişkileri ve düzeninin mutlaklığını, kapitalist rekabeti ve bireyciliği dolduruyor; içselleştirmelerini sağlıyor…

Program doğrultusunda, Dünya Kupası süresince, Güney Afrika’daki tüm okullar, 4 haftalığına tatil edildi. Tüm öğrenciler, futbol başta gelecek şekilde spor gezilerine, turnuvalara vb. çıkarıldı.
Program doğrultusunda, Dünya Kupası başlamadan çok önce, özellikle orta öğretim öğrencileri, pek çok etkinlikle, Dünya Futbol Kupası’na yöneltildi; yürüyüşler, gösteriler yaptırıldı…

Emperyalist kapitalizm, çürüyen ve çürütendir; işçi sınıfının çürümesine karşı çıkmak, engellemek bir yana; (çürüme burjuvaların villalarını tehdit edip, “Varoşlardan inip, boğazımızı kesecekler!” paniğini yaratmadığı sürece), sürekli geliştirip derinleştirmeye çalışır. Çalışıyor…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*