Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Direnişteki Bosch işçileri: Bizim sorunumuz artık ücretli kölelik düzeniyledir!

Direnişteki Bosch işçileri: Bizim sorunumuz artık ücretli kölelik düzeniyledir!

Bosch’ta öncü işçilerden Akan Yılmaz işten atılalı 2 hafta oldu. O işten atılınca, yalnız Birleşik Metal’de örgütlü işçilerde değil Türk Metal’e bağlı işçilerden bir kesiminin bile ciddi infiali oldu. Bosch fabrikalarında 2 bine yakın işçinin katıldığı yemek boykotu yapıldı. Birleşik Metal bu sıcak infial sürecinde atıl kaldı, tabanını eyleme geçirmedi. Arkasından Bosch’tan bir Rextroth’dan birer öncü işçi daha atıldı. Öncü işçilerin atılması, faşist Türk Metal çetesi tarafından fabrikalarda halay çekerek ve göbek atarak kutlandı!! Birleşik Metal İş ise demiri tavında dövmek ve Bursa’da fabrikanın önünde direniş ve fabrikada eylem önerileri yerine, Bursa’da bir basın açıklaması yaparak İstanbul’da Bosch Genel Merkezi önünde direniş çadırı kurma kararı aldı.

İstanbul’da işten atılan Bosch işçilerinin yürüyüş, basın açıklaması ve çadır kurma eylemine, Birleşik Metal şube yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin çoğunluğunu oluşturduğu 100 kişi katıldı. İşçi Meclisi, Metal İşçileri Birliği, TKP 1920 ve TKP İl Yönetimi de eylemde yer aldı.

İstanbul’un mali sermaye merkezi olan plazalarının arasından yapılan sloganlı yürüyüşten sonra, metal işçileri Bosch genel merkez plazasının önünde toplandı. Metal işçileri yürüyüş ve açıklama sırasında, “Bu yola girdik geri dönüş yok”, “Teslim olmadık olmayacağız”, “Bosch işçisi köle değildir”, “Biz biz biz Bosch işçisiyiz, sarı sendikayı göndereceğiz”, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Bosch’ta referandum istiyoruz”, “Patronlara köle olmayacağız”, “Atılan işçiler onurumuzdur” sloganları atıldı. Birleşik Metal genel başkanının Adnan Serdaroğlu’nun ve yönetim kurulu üyesi Sosyal-İş genel başkanının konuşmalarından sonra Bosch genel merkezinin hemen karşısında ve Atatürk Oto Sanayi Sitesi 2. Kısım A Kapısı girişindeki küçük yeşillik alana Bosch işçilerinin direniş çadırı kuruldu. Eylem, sloganlar, basın açıklaması, işten atılan bir işçinin kurduğu canlı cep telefonu bağlantısı üzerinden Bursa’daki fabrikada toplanan bir grup Bosch işçisi tarafından da naklen izlendi. Bosch işçileri çadırda beklemeye hiç niyetli değil. Haftada en az bir kaç “plaza yürüyüş eylemi” ve çeşitli başka eylem ve etkinlikler yapmayı düşünüyorlar.

Direniş çadırının kurulmasından sonra direnişteki 3 Bosch işçisiyle ilk söyleşileri yaptık, ilk yorgunluk atma yemeğini paylaştık.

İŞÇİ MECLİSİ: Bosch’taki örgütlenme sürecinden bu yana yaşamınızda, düşüncelerinizde nasıl bir değişim oldu?

Metin Gürgün: 14 Temmuz öncesi işyerinde 8 saatini doldurmaya çalışan, suya sabuna dokunmayan, sadece boyun eğen bir insandım. 14 Temmuz sonrası haklarımı öğrendiğim bir sendikaya geçtim ve bunun mücadelesi içinde yaşamımda inanılmaz bir değişim başladı. Çevremdeki tüm işçilerin, tüm insanların haklarını savunan bir insan oldum. Fabrikada çevremdeki çalışanların çoğu 23 yaş civarındaydı. Haklarını, ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Onlara haksızlığın, sömürücülerin karşısında durma gereğini anlattım. Bunda diğer işçi arkadaşlarımızla birlikte epey de başarılı olduk. İşten atıldıktan sonra da işçi arkadaşlarım tarafından yalnız bırakılmadım. Bu bende onur ve gurur yarattı. O eski kendi halinde, içe kapalı, silik Metin gitti. Güven duyulan sahiplenilen bir insan olmaya, bunun gerektirdiği sorumluluk duygusuna, kendini ve her şeyini ortaya koymaya, büyük bir değişim bizimkisi. Çünkü bizim yaptığımız sadece sendika değiştirmek olmakla kalmadı. Diğer Türk Metal ablukasındaki fabrikalara da desteğe gittik. Yaptıklarımız, MESS’i korkuttu. Kapitalist rejimi değiştirmek olarak anlaşıldı. Bu MESS tarafından böyle algılandı ama zaten bizdeki değişim de bu yöndeydi. Onlar bize saldırdıkça, bizi bastırmaya çalıştıkça, bu değişimi biraz da kendi elleriyle yaratmış oldular. Bizim gibi işçilerin sorunu artık sadece sendikal haklar değil. Bu ücretli kölelik düzenini ortadan kaldırmaktır.

Renault’daki eyleme dayanışmaya gittikten sonra saldırılar arttı değil mi?

Evet, Renault’da Türk Metal’e karşı isyan eden metal işçisi kardeşlerimize desteğe gittik. Renault’da eylemler başlayınca bizim fabrikaya haber geldi. İşçi arkadaşlarla hemen toplandık. 35 işçi yola çıktık. 400 metre gitmeye kalmadan bize yeniden haber geldi, Türk Metal çetesi toplanıyor, saldıracak, gitmeyin diye. Çevremizi aldılar. Biz çekilmeye çalıştık, sendika şubesinden servis istedik. 10 dakika sonra tekbirlerle, satırlar, sopalarla saldırdılar. 500 kişi vardı, çoğu Tofaş’tan “PKK’liler fabrikaya kundaklama yapmaya geldi, vatanımızı, ekmeğimizi koruyalım” diye toplayıp galeyana getirdiği işçiler. Oysa bizim içimizde de Birleşik Metal üyesi olanlar gibi Türk Metal üyesi olan arkadaşlar da vardı. Rolmek’in bahçesine sığındık. Ama Rolmek de Türk Metal’in olduğu bir fabrikaymış. Polisler bilerek gelmedi, biz adeta linç edildik, orada. Bir arkadaşın kafası yarıldı. Bir arkadaşın kolu ve omuzu kırıldı. Bir arkadaşın ayağı sakatlandı. Sonra polis gelip müdahale edebildi. Ama ondan sonra da Bosch yönetimi, MESS’in de artan baskısıyla bizi daha bir hedefe koydu. Bizi gangster gibi göstermeye çalıştı.

Bosch işçisinde Türk Metal’e karşı net bir mücadele varken, patrona karşı aynı net duruş pek yoktu. Son gelişmelerden sonra bu da kırılmaya başladı mı?

Evet. Bosch’un bir sloganı vardı, “biz bir aileyiz” diye. Sermaye ailesi olduğu açığa çıktı. Ve bunu en güzel bir işçi arkadaşımız verdiği cevapta gösterdi. İşveren kendini işçiye acındırmaya çalıştı, “ben sizin babanızım, oğul babasına bunu yapar mı, mahkemeye verir mi” diye. Bir arkadaşımız çıkıp, “sen bizim babamız filan değilsin” dedi. Sen patronsun, biz işçiyiz. Yalanları ortaya çıktıkça, baskılar arttıkça işveren işçi üzerindeki itibarını kaybetti. Bu son işten atmalarla daha da arttı. Bizim işten atılmamız da doğrudan MESS başkanının Bosch’a talimatıyla oldu. MESS genel başkanı Sipahioğlu, bizim 17 Mart’ta yaptığımız 1. yıl etkinliğinden 1 hafta önce, hala bu işi bitiremediniz mi, bakın Bursa’yı kızıştırıyorlar, çıkartın bu adamları diye talimat verdi. Bunun sonucunda işveren de, bizleri atmak için açık aramaya başladı. Bulamayınca da bizzat komplovari biçimde, yazılı iznim olduğu halde, izni veren amiri değiştirip, izin kağıdını da yok ederek beni işten çıkardılar.

Metal Grup TİS’leri ne olur sizce?

Akan Yılmaz: Türk Metal ay sonuna kalmadan satar. O sattığı zaman şubenin önüne yürüyen bir kaç yüz kişi olursa, çok şey olur. Gerisi gelir. Türk Metal’in tabanında büyük bir tepki var. Bunu işten atmalarla söndüremezler. Ama öncüler, liderler, kitleyi cesaretlendirip yönlendirecek insanların olması lazım. Biz geçen sözleşmede Türk Metal sattığında yürüdük. Ertesi gün yine yürüyecektik, ama kartlarımızı iptal ettiler. Bizi yıldıramayacaklarını da gördüler. Her şeyi göğüsleyecek, kendi bireysel çıkarlarını bir yana bırakacak kararlı, özverili öncüler lazım. Bosch bu sayede Bosch işçisi oldu.

İŞÇİ MECLİSİ

Bir yorum

  1. işten atılan bosch işçisinin ismi hakan yılmaz değil akan yılmaz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*