Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Dilleri de bir tuhaflaştı!

Dilleri de bir tuhaflaştı!

YAŞ’taki krizli atamalardan sonra, 2013’te genelkurmay başkanı olacak Necdet Özel’in, 2. Ordu komutanlığını devrederken yaptığı konuşmada kullandığı dil de “teamül” dışıydı:

“Görev sürem içerisinde, bölücü terörle mücadeleyi tamamen hukuk kuralaları içerisinde yürüttük.Hukuk dışı hiç bir faaliyete yer vermedik.Basında yer alan her iddiayı büyük bir ciddiyetle duyarlılıkla inceledik soruşturduk ve ilgili makamları bilgilendirdik.Bir başka ifade ile hiç bir şeyin üstünü örtmedik bunun huzuru içindeyim.Bir kaç talihsiz kaza dışında yurt içinde ve yurt dışında sivil vatandaşlara yönelik olumsuz hiç bir faaliyetimiz olmadı.Onların zarar görmemesi için çok dikkat ve gayret gösterdik.

Vatandaşlarımızın güvenliği huzur ve rafahı için bölücü terörün ülke gündeminden düşürülmnesinin büyük önem taşımakta olduğu yüksek malumlarıdır.Bu nedenle devletimizin bütün kademeleri, aynı anlayış ve kararlılıkla hareket etmeli, vatandaşlarımızı birbirine düşürme çabalarına fırsat verilmemelidir.Sağ duyu hakim kılınmalıdır,yasaların uygulanmasına özen gösterilmedilir.Güvenlik ihtiyaçları ile insan hakları arasındaki denge iyi kurulmalı, insan hakları savunulurken terörden zarar görenlerin ve görebilecek olanlarında insan hakları unutulmamalı.”

Necdet Özel’in “hukuk”, “insan hakları” vb tarzı “liberal incelmeden neredeyse kırılacak ve bunu TSK teamülleriyle sentezlemeye çalışan” dili, 2. Ordu komutanlığını devralan Korgeneral Servet Yörük’ün geleneksel TSK jargonuyla yaptığı konuşmayla karşılaştığında “teamül” dışı görünüyor: “Bildiğiniz gibi ülkemizin, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün imkansız derecesindeli zorluklarla kurduğu ve mazlum uluslarcada örnek alınarak, insanlık tarihinde önemli bir dönüm noktası oluşturan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasal yapısına, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine yönelik yapılan saldırılarla karşı karşıya kalmıştır. Bu saldırıların ortak hedegi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, üniter yapısının ve ulus bilincini ortadan kaldırmaktır.Yayılmacı emperyal düşünce yüzyıllardır bu hedefi gerçekleştirmek için yoğun bir çaba içerisindedir.Onların bu insanlık dışı saldırılarını boşa çıkarmayı başaran Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk geleceği görerek bu hayasız akınların devam edebileceğini işaret ettmiş ve bu mücadele görevini Türk Sİlahlı Kuvvetleri’ne vermiştir. Bu büyük ve kutsal vazifemi icra ederken, bundan önce olduğu gibi bundan sonrada Atatürk ilke ve inkilaplarına gönülden bağlı ve bunu yaşam tarzı haline getirmiş, milli çıkarlarımızı her türlü değerin üstünde tutan, bedenen ve fikren verilecek her türlü görevi yapmaya hazır bilgi çağının ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde eğitilmiş, zaman tanımaz yüksek vazife şuuru ve karşılıklı sevgi saygıya dayalı sarsılmaz disiplin anlayışına sahip modern silah, araç ve techizatla donaltılmış personeli ile Türk Yurdunun bölünmez bütünlüğüne, Anayasa tarafından tayin edilmiş layık ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik her türlü tehdidi önlemek başlıca hedefimiz olacaktır.”

Referandum, atama, seçim süreciyle birlikte neoliberal siyasal-toplumsal altüst oluş ve dönüşüm, beylerimizin dillerine de vuruyor, onları dil “teamül”lerinin de dışına çıkan “talk-şov”cular haline getiriyor.

CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu da, Konya’daki referandum mitinginde, bolca dinsel terminoloji kullandı, CHP’nin daha önce “irticacı” ilan ettiği AKP’yi bu kez “münafık”lıkla suçladı!

Başbakan Erdoğan ise, Rize’deki Referandum mitinginde yine hepsini solluyor: “Hanım kardeşlerimize haklar veriyoruz. Nasıldı Karadeniz’de? Erkeğe yük taşıtmazdı hanım kardeşlerimiz. Alacasun sepeti arkana, çay taşıyacasun, ot yaşıyacasun. Erkek kahveye oyun oynayacak. Artık bunlar değişecek. Hanım kardeşlerimizin hakları Anasayal güvence altına alınıyor.”

Bir de Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasında bir “ben memur emeklisiyim”, “ben işçi emeklisiyim”, “sen SSK’yı batırdın ben Bağkurlu olmakla gurur duyarım” polemiği var ki, o kadarına can dayanmaz!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*