Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Dershaneler tartışılıyor, eğitimde sarsıntılar büyüyor

Dershaneler tartışılıyor, eğitimde sarsıntılar büyüyor

Dershaneler konusu son günlerde yine toplumun geniş kesimleri tarafından tartışılmaya başlandı. Cemaat tüm güçlerini kullanarak televizyonuyla, gazeteleriyle, köşe yazarları ile dershanelerin kapatılmasına karşı bir kampanya başlattı, gündem oluşturdu ve konuyu tartışmaya açtı. Bu sayede eğitim alanında hükümetin yeni bir yasa taslağı hazırladığını öğrendik.

Hükümet ile cemaat arasındaki çatışma yeni değildir. İkili arasındaki ittifak uzun zaman önce yara almıştır ve güç mücadelesi devletin iç organlarını, bağırsaklarını, pisliğini dışarıya döken biçimde devam etmektedir. Şimdi de dershaneler üzerinden yaşanmaktadır. Yani anlayacağımız konu her ne kadar dershanelerin kapatılması üzerinden tartışılsa da sorunun çok daha derin olduğu açıktır ve siyasi bir boyutu vardır.

Şu noktaların altını çizmek gerekiyor.

1) Hükümet eğitimi yeniden yapılandırır ve sermayenin ihtiyaçları noktasında düzenlemeler yaparken bu noktada güç mücadelesine giriştiği cemaatin, önemli örgütlenme alanlarından olan eğitim kurumlarına dokunmaya çalışıyor ve etkinliğini azaltmak istiyor.

2) Hükümet Dershanelerin kapatılmasını hemen bir yıl sonra hayata geçirmek yerine sürece yayabilme (ki büyük bir ihtimal sonunda öyle yapacaktır) şansı olmasına rağmen yasa maddesine gelecek yıl kapatılacak ibaresini ekleyerek cemaate dişini gösteriyor.

3) Cemaat yasa taslağındaki maddeleri kendisine yönelmiş bir saldırı olarak algılıyor. (Ki böyle bir yön de var, atılan adımlarla cemaatin hamle yapma alanları daraltılıyor) Bu saldırılara karşı medya ağırlıklı yoğun bir kampanya yürüterek gardını alıyor ve seçimler öncesinde hükümeti sıkıştırmak için hamle yapıyor.

Son yaşanan tartışmaları bu gözle okuyabiliriz. Ancak Hükümet ile cemaat arasında eğitim üzerinden yaşanan tartışmaya sadece bu gözle bakarsak ve yesinler birbirlerini bakış açısı ile yaklaşırsak resmin bütününü göremeyiz.

Hazırlanan taslak basına yansıdığı kadarı ile sadece dershanelerin kapatılmasını kapsamamakta ve eğitimin yeniden yapılandırılması noktasında maddeler içermektedir.

Yasa taslağı içerisinde dershanelerin ve etüt merkezlerinin kapatılması, öğretmen alımlarında KPSS ve alan sınavına ek olarak “mülakat” sınavı getirilmesi,Talim Terbiye Kurulu`nun yetkilerinin alınıp “danışma organı” haline getirilmesi, şans oyunlarından eğitime kaynak aktarılması ve anadilde eğitimin sadece özel okullarda yapılabilmesine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Önümüzdeki dönemde dershanelerin kapatılması amaçlanırken, eğitim üzerinden para kazanan ve tekelci sermaye birikimine ulaşan dershane patronlarının özel okul açmasının önü açılacak ve özel okul açması teşvik edilecek. Özel okullar yaygınlaşacak ve eğitimin piyasa açılmasının önü biraz daha açılacak.

Yasa taslağındaki bir diğer madde de anadilde eğitimin sadece özel okullarda yapılabilmesine ilişkindir. “Demokratikleşme paketi” adı altında yer alan bu madde yasalaştırılacak. Özel okullardaki anadil eğitiminin lisede mi yada tüm eğitim kademelerinde mi olacağı bile belli değil. Bu madde bile bir pazarlık aracı olarak kullanılıyor. Anadilde eğitim hakkı özel okullarda falan değil eğitimin tüm kademelerinde kayıtsız şartsız serbestçe kullanılabilmeli, bu tarihsel haksızlık ve eşitsizlik acilen giderilmelidir. Her çocuğun kendini özgürce ifade etme ve düşünme/üretme hakkı güvence altına alınmalıdır.

Bir diğer madde öğretmen alımında KPSS ile birlikte mülakat sisteminin getirilmek istenmesidir. KPSS sınavı yüzünden onlarca ataması yapılmayan öğremenin intihar ettiği gerçeği göz önünde dururken bir de siyasi kadrolaşmanın önünü açacak, atanmak için öğretmenler üzerindeki hükümet ve bakanlık boyunduruğu büsbütün ağırlaşacaktır.

Mesleki yeterlilik sistemine geçiş adımları da çok hızlandı. Orta öğretimde MEB denetiminde merkezi yeterlilik sınavlarına geçişin ardından Meslek Yüksek Okullarının “yeterlilik incelemesine” alınarak tamamının ya da büyük bölümünün kapatılıp meslek lisesine dönüştürüleceği açıklandı. Yıl sonuna kadar Mesleki Yeterlilik Standartlarının belirleneceği ve sonra tüm eğitim ve okulların bu standartlara bağlanacağı belirtildi. “Yeterlilik analizi”nde sıra liselere ve öğretmenlere geliyor.

Türkiye’de Eğitim Sisteminin kapitalizmin ihtiyaçları çerçevesinde dönüşümü devam ediyor. Bu dönüşüm öyle bir anda olmuyor ve adım adım zamana yayılarak, günün ihtiyaçları çerçevesinde sürdürülüyor.Yasa taslağına eğitim işçileri bu gözle bakmalı, var olan tartışmaya kayıtsız kalarak değil, sınıfsal bir politika geliştirerek dahil olmalıdırlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*