Anasayfa » DÜNYA » Covid-19’dan sonrası ve dijital işgücü

Covid-19’dan sonrası ve dijital işgücü

Covid-19 pandemisi milyonlarca insana bulaştı ve binlerce insanı öldürdü. Virüs herkese bulaşabilir ama herkesi öldürmez. Ölenlerin çoğu emin olun ki işçi sınıfından, yoksul ve yeterince bağışıklığa sahip olamayan, kronik hastalıkları bulunan, iyi yaşama ve çalışma ortamında olmayan ve yeterince doğru düzgün beslenemeyen insanlar. Bir insan 100 yaşında kurtulabiliyor diğeri 30 yaşında ölüyor. Modern çalışma köleliği ve endüstriyel beslenme tarzı bir kere en baştan insanın bağışıklığını güçlendirici değil. İnsanların ömrünü geçmişe göre uzatmış olabilir ama yaşlı insanların birçoğu geçmişte ömürlerini ve dirençlerini kapitalistlere satarak yaşayabildiler.

Hiç bir şey geçmişteki gibi değil. Yiyebileceğiniz çok şey var ama besleyici ve koruyucu değil. Doğal olarak beslenmek ise çoğunluk için mümkün değil. Virüs öldürüyor evet ama en başta bizi ölüme hazırlayan kapitalizmdi.

Dünya izole halde yaşıyor. Salgın en çokta işçileri etkiliyor, dünyadaki önlemlere baktığımızda işçiler hariç tutuluyor. İşçiler sadece Covid’den değil, şimdiden biriken faturalarla, terkedilmiş evlerinde salgında nasıl hayatta kalacağını düşünüyor. Zenginlerin refleksinde marketlere koşup, her şeyi kapış kapış yapmak yoktur. Üretim stokları doluyken bir yoksulluk alışkanlığıdır açlığı, tokluğu akla getirmek. Ama bir gerçek var ki kapitalizm insanı kendi ürettikleri stok fazlalığı içinde aç öldürür.  

Kapitalistler kendi sermayesini kurtarmak için işçileri devlet eliyle çalışmaya zorluyor. Herhalükarda kapitalizm sadece üretkenliği artırarak da kendisini kurtaramaz, sermaye sömürü için risksiz bir ortam ister, insanlarsa gelecek kaygısı içindeyken aşırı tüketime sevk edilemez. Böylelikle talep düşer. Bundan dolayı ekonomideki trilyonlarca dolar gerilemeler devam ediyor. Borsa ve petrolde gerilemeler devam ediyor. İşçileri ilelebet sömürebilmenin garantisi olan mevcut şirketleri kurtarmak için işçilerin hala büyük çoğunluğu işyerlerinde koronavirüs tehditi altında çalışmak zorunda.

Ofis, plaza, teknopark gibi yerlerde çalışan beyaz yakalılar ise evde yeni bir iş disiplinine uyarlanıyor. Virüs bir yandan kapitalizmin yapısal krizini tetiklerken, diğer yandan sermayenin dünya genelindeki dolaşım hızını etkiledi. İşçilerin çalışmadığı bir dünya kapitalizmde her koşulda hayal; çünkü dünyayı ayakta tutan başka bir güç yok. Bir sınıf olarak tüm bunların yükünün işçilere yükletilmiş olması toplumun kölelik eden bir sınıf olarak tanımlanmasıdır. İşçi sınıfı bir yandan salgınla, diğer yandan toplumu ayakta tutabilmek için savaşıyor; çünkü toplumun yeniden üretilmesi yalnız emek ile mümkün olur, işçisiz bir dünyada kapitalizm mahvolur, hiçbir robot hiç bir teknoloji de onu kurtaramaz. Bunu kapitalistler de görüyor, biriktirdikleri sermaye kendi başına bir değer üretemez, tam tersine ve üstelik başlarına bela olduğunu görüyorlar. 

Karl Marx Kapital’de şu şekilde ifade ediyor: “Ticareti yolunda gittiği sürece, kapitalist, kendisini para kazanma hırsına öylesine kaptırmıştır ki, emeğin bu lütfunun farkına bile varmaz. Bunun farkına ancak, emek-sürecinde, bir bunalım yarattığı şiddetli bir duraklama ile varır.” (Kapital, cilt 1)

Farkındalar ama çalış çalış demekten başka yapacakları bir şey yok, acizler. Baştan aşağıya sermayeleştirdikleri ve metalaştırdıkları, özel mülkiyetleştirdikleri ve her şeyi kar uğruna feda ettikleri dünyanın düştüğü sefalet bu. Hiç bir patron işçilerin evde oturmasına son raddeye gelene kadar kabul etmek istemez, öyle de oldu. Yalnız beyaz yakalı işçi kesimi durumu değiştiriyor. İlk başta patronlar uzaktan çalışma konusunda tereddüt etseler de sonra evlerde internet yoluyla işyeri disiplini kurmaya başladılar, hatta bunun “avantajlarını” keşfettiler. Sonra uzaktan bağlantı ile nasıl mobbing yapılır, nasıl çalışma performansı arttırılır bunu gördüler. Gecelere varan uzun çalışma saatleri ile krizin ve virüsün faturasını bize kesmeye başladılar. Dünya kötüleşir, üretim, tüketim gerilerken bile mevcut krizi aşabilmelerinin tek çaresi temizlikten sağlığa, gıda ve teknolojiye kadar, işçilerin sırtından aşmak. Covid aşılır aşılmasına da canı burnunda çalışmak zorunda olan işçiler gece gündüz stres altında “yaşaması” ve ölmesiyle mi? Bir toplumun salgından kurtulması için bile işçilerin ölmesi gerektiği sistemde gerçek virüs kapitalizmdir. 

Pandeminden sonrası

Pandemi aşıldıktan sonra, arta kalan enkaz kimlerle aşılacak? Birikmiş fatura ve işsiz kalan, hasta insan nasıl kurtulacak? Virüsten çok virüs sonrasında da insanlar farklı tanılarla ölmek zorunda kalacak… 

İnsanlık şu an komünizmde olsaydı böyle bir virüs büyük bir pandemiye dönüşmeyecekti, çünkü komünizm sağlığı özel mülkiyet olmaktan, bir sınıfın görevi olmaktan kurtarmış olurdu. Baştan toplumsal bir hak olarak ele almış olacağından, doktor yetmedi, sağlıkçı yok, fon yok, teçhizat yok gibi bir sorunu olmayacaktı. Toplumda her bireyin kendisini sorumlu hissettiği, komünist bilimselliğin ve insanlarının en yüksek gelişmişlik düzeyine çıkması, özfarkındalığı yüksek, onun toplumun her bireyince cisimleştiği, özgür bireylerin elbirliği ile sağlık toplumun merkezinde oturmuş olacaktı. Sağlık tıbbi özel bir alan olmaktan çıkacaktı. Ekolojiyi mahfeden, canlıları şuursuzca avlayan, pazarlayan, emek, insan ve doğa sömürüsü ve yıkımı üzerine kurulu olan bir sistem olmadığı için sağlık önlemleri salgınlardan çok daha önce planlanıp uygulayacaktı. Mekan zaman ve teknolojik olanakları insanlık başta tüm toplum, çevre ve doğayı korumak ve yaşatmak için kullandığından virüslerin salgına dönüşmesini baştan engelleyecekti. Salgınlar muhtemelen tarih kitaplarında  insanlığın ilkelliğinin gülünç ifadeleri olacaktı. 

Her virüsün davranış şekli içinde bulunduğu evrimsel dönemi ve toplum için de bir fikir verir. Kapitalizmin sağlık diye toplum diye bir derdi kalmadığı gibi topluma da düşmandır. Kapitalizm toplum, toplumsal bilinç değil parça insanlar ister. Kapitalizmde bir salgının ortaya çıkması hatta daha da tehlikeli boyutlara ulaşması olağan bir şey. Küresel şirketler ve devletlerinin, insanlığın içerde dışarda, başına gelebilecek felaketler, pandemi olasılıklarına karşı ciddi bir plan ve çalışmaları olmadı. Nükleer savaş ve silahlanma yarışı, ticari rekabet ve gerginlikler için ayrılan bütçelerin hiçbiri sağlığa ayrılmadı. Tam tersi neoliberal sağlık politikaları ile sağlık kurumları ticarethaneye dönerek, insanı kurtaran değil soyan müşterisi haline getirdi. Şimdi ise trilyonlarca dolar para ayırıyorlar ama onca teknoloji ve paraları insanları kurtarmada hükümsüz kaldı. Kapitalizmin kendisi sefil ve insanı da bilgisiz, karamsar, geleceksiz ve çaresiz bırakıyor. Bu pandemiyle hastalara yatacakları yatak, onlara bakacak sağlık işçisi bile doğru düzgün sağlayamıyor. Milyonlarca insan evlerinde, işinde; kaderine bırakılmış, günlük, plansız, virüsten korunmanın 30 saniye el yıkamak,  tek kozumuzun hastalığa yakalanmamak olduğu trajikomedilere uyanıyor.

Covid-19’dan sonra dijital emek gücü sömürüsü

Covid-19’dan sonra dünyada dijital iş gücü ile birlikte iş bölümü ve emeğin toplumsallaşması daha büyük boyutlara ulaşabilir. Uzaktan eğitim, uzaktan sınav, uzaktan çalışmak ve yönetmek artık geri dönülemez üretim ilişkilerinin bu dönemdeki özelliklerini ifade ediyor. Çünkü yazılım ile dünyanın farklı coğrafyasından insanlar entegre olarak birlikte çalışabilirler. Bu ortaya bugüne kadar üretilen metalardan daha farklı ve ilginç bir meta üretimi çıkarıyor. Yazdığınız programları yeniden yazmaya gerek kalmadan bir başkası için baştan başlama maliyetli olmadan tekrar kullanılıp, geliştirilebiliyor. Sıradan bir metanın üretimindeki emek zamanın ne olduğu aşağı yukarı ölçülebilir, küresel bir metayı emek zaman ile ölçmek ise neredeyse mümkün değildir. Çünkü toplumsal bir kullanım değeri yaratılmıştır. Kapitalist üretim ilişkileri ile uyumsuzlaşan bir şey bu. Yalnız bu kapitalizm için çok yeni bir şey değil ama bunun kullanım biçimi, yani insanların küresel düzeyden sermayeye gerek kalmadan bağlantılarının güçlendiği ve yeni bir şey üretiyor, bunu paylaşıyorsa ee özel mülkiyete başımızdaki bu devlete, onca başımızın üzerinde direktif veren, bizi ücrete mahkum edenlere ne gerek var o zaman diye sorgulatır. Kapitalizm tüm bunlarada karşılık veriyor ve bilginin metalaşmasını sağlıyor. O zaman bilginin paylaşımı da ondan öncesinde kapitalist artı-değer ve meta üretimin bir biçimine dönüştürebildiği oranda başarılı olmuş oluyor…

Covid-19’dan  sonrasında ise krizdeki sermaye üretim alanlarında bu dönemlerden öğrendiklerini uygulamaya sokabilir. 

  1. Olabildiğinde üretimin sınırlarındaki duvarları kaldırılması, teknolojik portatif üretim ve esnek sömürü politikalarının yükselmesi. Yazılım, yapay zeka üretimine ağırlık vererek. Kafa emeğine özel bir ilgi ile birlikte, robotizasyon, remote çalışma, otokontrol yönetim, takip, enformasyon yönetimi ve bir dizi gelişmeyi hızlandırmak. 
  2. Kafa emeğine dayalı dijital emek gücü istihdamını mavi yakaya göre daha ağırlıklı tutmak, kol gücüne dayalı emek ve emek alanlarını endüstri 4.0 gibi kontrol sistemleri ile her alanda kontrol edilebilir, yönetilebilir, çalışabilir hale getirmeyi hızlandırmak.
  3. Kıdem tazminatı hakkı gibi benzeri hakların kaldırılması, telafi süreleri ve çalışma sürelerinin arttırılması
  1. İşin yapılış tarzı, mekan üzerindeki kısıltlamaları kaldıracak yasal düzenlemeler.
  2. İşsizlik, büyük borçlanma…
  3. İşçi intihar ve ölümleri. Stres, psikolojik sorunlar, depresyon başta iş yerlerinde, sonra evlerde artması…
  4. İşçi toplantı ve eylemlerine karşı daha zorba tedbirler
  5. Sosyal mesafe alışkanlığının örgütlenme biçimlerinde yaratacağı problemler
  6. Büyük korku, yıkım, işçilerin büyük virüs kapitalizmi yıkmaktan başka çaresinin kalmaması
  7. Doğanın hali hazırda yaratacağı krizlerin artması
  8. Ticaret savaşları, Ortadoğu’daki emperyalist tekelci savaşın dahada derinleşip, çirkinleşmesi
  9. Yeni bir toplum ve yaşam arayışı, sosyalizme, komünizme küresel düzeyde olan ilginin yeniden yükselişe geçmesi

Komünizmin evrensel güçlerini yaratmak için çalışalım. Paylaşım, dayanışma ve birlikte mücadelenin olanaklarını dünya genelinde yayalım, küresel tekelci kapitalizmin karşısına toplumsal proletarya ile çıkalım. 

Bilişim işçisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*