Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Cenk’ten küçük Öykü’ye mektup var…

Cenk’ten küçük Öykü’ye mektup var…

CENK HAŞİMOĞLU/ E TİPİ KAPALI CEZAEVİ/ MERSİN

Canım yeğenim Öykü, 23.10.2010

Yeni mektubunla koğuşumuza güneş gibi doğdun. İnan gözümüz yollarda kalmıştı, beklediğimize değdi doğrusu, bütün bir koca yazı mektubuna sığdırmış bize taşımışsın. Amca ve teyze kelimelerini nerede kullanıp kullanmayacağını öğrenmişsin. Ama beni de amca yaptın ya, 25 yaşında amca oldum. Hoşuma da gitti, bir kız kardeşim olduğu için amca olmayacaktım amcalık duygusunu tatmış oldum.

Kötü sistem devam ediyor Öykü’m, bir ömür boyu tek başına yaşayacak olan insanları haftada 10 saat görüş hakkı olduğu halde dostlarıyla görüştürmüyorlar, Selçuk amcana sakalı uzun olduğu için, sağlık kurallarını ihlal ettiği için ceza verdiler. Hâlbuki her gün havalandırmamızdaki kanalizasyon taşıyor, lavaboların altlarından görüşçümüz böcekler çıkıyor. İlk bize hoş geldin diyen mini bir fare dostumuzdu. Bu sağlıklı ortamda Selçuk amcanın sakalı “sağlıksız” olmuş Öykü’cüm. Sakalı diyorum, sen öpsen seni bile rahatsız etmez. Sakalın uzunluğu üç günlük ama sistemi rahatsız etmiş anlaşılan. Canım benim süt dişin düşmüş, keşke mektupla bize yollasaydın, belki şans getirirdi.

Davamız hala açılmadı onu dört aydır burada bekliyoruz, belki senin dişin şans getirirdi. “Bak anneannen sana kılıç almış, hani adaletin bir heykeli vardır. Bir elinde terazi bir elinde kılıç, üçüncü dişinde ben de sana bir terazi alayım, ne dersin adalet olur musun haksızlığa?” Güzelim bizim için yaptığın papatyalar elimize ulaşmadı ya yolda düştü ya kırlara geri döndü. Sistem papatya sevmiyormuş bunu da sayende öğrendik. Ah Öykü’cüğüm ne kadar hasretiz toprağa, sarımsakların dibinde yonttuğumuz toprakla, çay ve muz kabuğu çöpünden toprak üretmeye çalışıyoruz. Biz de toprağımız olunca taze soğan yetiştireceğiz, o zaman babanın güveci ve kabak musakkasının yanında yiyebiliriz. Kont’u yerime öpersin. Hayvanlarla aram çok iyidir, mini bir kuş yavrumuz vardı bizim de iki günde uçmayı öğrendi, ara sıra sabahları pencereden günaydın der gider. Et pahalanmış Öykü’cüm biz de hasretiz ete, kırıntı kırıntı gelen etleri zar zor pay ediyoruz aramızda. Sebzeler sağolsun kapatıyor açığımızı ama etsiz de tadı çıkmıyor yemeğin değil mi?

Yüzme kursunda aşama kaydetmişsin, ben de iyi yüzerim laf aramızda. İşim ağır olduğu için spor hayatım olmuş, her gün limanda indir bindir koca gemileri yüklerdim. Şimdi de ufak havalandırmamızda top oynamaya çalışıyoruz spor niyetine. Nükleer santrali neden Akkuyu’ya yapıyorlarmış Öykü sormadın mı babana? Şehirlere bu kadar uzak bir yerden gelen elektrik enerjisi kaybolmaz mıymış yolda tellerde? Kayaların kimyasını pek uygun değilmiş diyorlar, tehlikeliymiş sen gördün öyle mi? Sanki nükleer santralların atıklarını yok edemiyormuşuz diye duydum, sakın diğer santral sahipleri atıklarını buraya getirecek olmasın.

Aman Öykü babana söyle karate derslerine hız versin, belki birilerinin aklını başına getirmek gerekir. Ben de dışarıdayken dalardım, çok dostum var denizde midyeler, ahtapotlar, yengeçler, kaplumbağalar, suyun içinde oyun oynardım onlarla. Korkma çok güzel ama sen yine de dikkatli ol. Senin gördüğün ufak kertenkele geçtiğimiz günlerde koğuşumuza el öpmeye gelmiş. El öpmeye diyorum lakabı buymuş sonradan öğrendim ben de. Senin dişin gibi onun da yenisi, daha güzeli çıkar. Öykü’cüm resim çizmeye hep devam et hiç ara verme, ben de senin yaşlarında heves ettim o zamandan kaldı az biraz karalama becerim. Hayal dünyamız genişler diye düşünüyorum mesela ben sayısız resim çiziyorum daha iyi olanlarını bulmaya çalışıyorum. Bu hevesini hiç kayıp etme.

Seçimler dediğin gibi bizi teğet geçti canım, ben de bir şeylerin değişeceğini beklemiyordum zaten değişecek olsa zaten sistem seçim yaptırmazdı bize. O yüzden seçimlere gitmedim. Sünger Bob çizgi filmini izledim. Babanın tiyatrosu ne güzelmiş, dostlarımız sınıf kardeşlerimiz TEKEL İŞÇİLERİNİN oyununu oynamışlar. Bize de yazıyor Tekelci dostlarımız yakında resim çizeceklermiş bizim için. Sana bir sır vereyim mi Öykü, sokak tiyatrolarını çok severim Tekelcilerle, Limancılarla, Ataması yapılmayan öğretmenlerle, serbest bölgede çok oynadım bu oyunları. Yeni bir oyunumuz var bizim de, yakında adliyede olacak, belki oyunun sonunda bizi alkışlamak istersin, tarih yer belli olunca yazarım canımın içi.

Babana Annene çok selam benden, internet sitesinin çıktılarını isteyeceğim dostlarımdan geç de olsa takip edeceğim. Öykü’cüğüm sık sık yaz bana, Nuray ablana da yaz onları da unutma. Resimleri boyamıyorum sana bırakıyorum bütün hayal gücünle rengini ver resimlere. En içten Devrimci duygularımla kucaklıyorum seni.

GÖRÜŞECEĞİZ…! Teorikte ve Pratikte Cenk amcan

“ Ey gözleri şiir yazan çocuklar

Dünya nasıl da yenik ve yaralı

Yangın düşmüş avuçlarınızda

Bir tek

Sizin gülüşünüz ve onu güldürecek

Bir sizin filiz veren tohum elleriniz

Bu gün yorgun ayaklarını

Yarının güzel son baharına götürecek”

ADNAN YÜCEL

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*