Anasayfa » ÜRETİYORUM (sayfa 18)

ÜRETİYORUM

Keşke yalnız bu şiirin için sevseydik seni!

Cemal Süreya’yı sevgiyle anıyoruz. Keşke yalnız bu şiirin için sevseydik seni! 8.10 Vapuru / Cemal Süreya Sesinde ne var biliyor musun Bir bahçenin ortası var Mavi ipek kış çiçeği Sigara içmek için Üst kata çıkıyorsun Sesinde ne var biliyor musun Uykusuz Türkçe var İşinden memnun değilsin Bu kenti sevmiyorsun Bir adam gazetesini katlar Sesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler ...

Devamını Oku »

Bir ruhsuzlaşma tragedyası: Le Couperet

Costa Gavras’ın 2005 yapımı filmi Le Couperet, Donald Westlake’in 1997’de yayınlamış olduğu ‘’The Ax’’ isimli romandan esinlenerek beyaz perdeye aktarılmış. Bruno Davert, bir kağıt fabrikasında üst düzey müdür olarak çalışan başarılı bir kimyagerdir ve bir gün bir anda işsiz kalır. Çok uzun süre işsiz kalınca, ailesi çatırdamaya başlar, psikolojisi bozulur ve aklına tüyler ürpertici bir fikir gelir.(1) Kendisinden daha iyi ...

Devamını Oku »

İşçi İso’nun Ölümü Üzerine

İşçi İso var ya hani. Canım mutlaka görmüşsünüzdür. Hani yarım akıllı görünüp milleti dalgaya alan. Sen de mandaval çıktın deyip de kovalanan delikanlı, işte o, işçi İso yani. Ona bir haller oldu şu sıralar. “Ben, kalırım” dedi, “bayramın ilk günü mesaiye beni yazın” . Aslında herkes biliyordu ki, kimsenin istemediği bir çalışma varsa mutlaka İsmail’e kalır ihale. Ama öyle hemen ...

Devamını Oku »

Klama Dayıka Min – Annemin Şarkısı

Gezici Film Festivali kapsamında izlediğimiz ve oldukça etkileyici bu filme dair bir kaç notu paylaşmak isterim; Film 90 lı yıllarda Kürt halkına yaşatılan ve travmaları halen devam eden faili ”meçhul” katliamlardan bir örnekle başlıyor. Sınıfta ”Karga Ve Tavus Kuşu” masalını canlandırarak anlatıyor öğretmen sanki bir tiyatro sahnesinde gibi ve çocuklar kocaman simsiyah gözlerini açmışlar gülerek izliyorlar. Öğretmene çevrili küçücük gülen ...

Devamını Oku »

Metafizik yapıt “Evrim” filmi ve kapitalist bilinç endüstrisi

Transcendence (Evrim) Filmi kurgusal olarak özellikle hemen izleyiciler tarafından anlaşılabilir sanatsal, felsefi yanları öne çıkan bir tarzda üretilmiş. Bilim Kurgu olarak tanımlanan yapım tamamen, somut yani gerçek dünya ilişkisi-geçmiş ve gelecek ile ilgili yeterli bilimsel bilgiye dayalı bir biçimde gerçekleşmiyor. Tamamen Matrix serisi, Başlangıç, 13. Kat, Vanilya Gökyüzü, Varoluş gibi filmlerde olan maddi ve hakikati gizemlileştirerek ciddi bir yanılgı içinde ...

Devamını Oku »

Dimitri, Ahmet ve bir levalık tencere

Bir kuşağın aklı, alıklığa devşirilsin diye ; boş tencerede taş kaynatanların mistik bulamacına yatırılırken; daha bir elli yıl önce, gerçeğin, düşleri aştığı şaşılası zamanlar yaşamıştık. Bir levalık tencerenin hikayesi bu. Eskimiş bir mühür, banttan akan her tencereye onlarca yıl aynı ismi verir.. Sadece yıllarca 50 santimlik havluyla kurulayıp elini, 72 santimlik tereyağı karışmış aşına kaşık salladığından, bugünkü mutlaklaşmış bir göreli ...

Devamını Oku »

Sosyalist müzikal demokrasi: Şefsiz Orkestra Hareketi

Bolşevik Ekim Devrimi sonrasında Sovyetler Birliği’nin 1920’ler dönemi, devrimci işçilerin, köylülerin, aydınların son derece zengin, çeşitli arayış ve inisiyatiflerine konu olan bir dönem olarak tarihe geçti. Çürümüş eski düzenin yıkıldığı, yenisinin ise ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel yaşama hakimiyetin tam gelişip şekillenmediği koşullarda doğan boşluk, bizzat devrimi gerçekleştirmiş kitlelerin içinden fışkıran, yeni bir yaşam doğrultusunda sayısız yeni arayış, deneme, aşağıdan inisiyatif ...

Devamını Oku »

Ben senden mülhemim endüstri…

Enver Gökçe’yi ölüm yıldönümünde anıyoruz… Yarım kalmış bir şiirinden Pare pare halkım olmuş, Urba bin dert bin, ayak bin pare Yaşamağa düşmüşler öylece Baştan ayağa yare. Asfaltları ben döşedim Şu rayları ben… Telgrafın tellerini ben Telgrafın telerine kuşlar mı konar Telgrafın tellerinde ben Ben senden mülhemim kardeş Yaralı kardeş, bin yerinden Ben senden mülhemim endüstri Kömürden çelikten demirden Binlerce türkünü ...

Devamını Oku »

Dünyalar aynı ama cepheler farklı

Ne zaman bir şey olsa hep birdenbire, yoktan var olmuş gibi olur. İkili ilişkiler sonlandırılmadan önce “biz nasıl bu hale geldik?“ diye sorulur mesela veyahut  dingin bir su gibi olan siyasi gündem birden çalkantılarla yankılandığında “durduk yere ne oldu şimdi?” denilir. Denilir denmesinede biz biriliriz hiç birşeyin birdenbire  yoktan var olmadığını, her şeyin tarihsel bir arka planı olduğunu ve her şeyin bu ...

Devamını Oku »

İki gün, bir gece: parçalanmış bir sınıfta işçi kadın

“İki gün, bir gece” filmindeki Sandra isimli karakter işçi bir kadındır. Filmde güneş paneli fabrikasında çalışan, genç yaşta çocukları olan bir kadının hikayesi anlatılıyor. Ev kredisi çeken ve bankalara borcu olan bir ailenin, kadının omuzlarında nasıl bir yük oluşturduğu, işsiz kalma tehlikesi karşısında işini kaybetmeme mücadelesini nasıl verdiğini gösteriyor. Sandra neoliberal çalışma koşullarının işçi üzerinde yarattığı tahribatlar yüzünden psikolojik depresif ...

Devamını Oku »