Anasayfa » ÜRETİYORUM (sayfa 10)

ÜRETİYORUM

Tarık Akan: Biz onun ne bebeksi jön yüzünü ne de Beyaz Türk yüzünü, ama bıyıklı halini sevdik…

Tarık Akan’ın yaşamını yitirmesi, onun sanatsal ve siyasal kişiliği ve tutumları üzerine solda oldukça gürültülü fakat yüzeysel bir tartışmaya yol açtı. Kimisi onu emeğin en büyük aydın ve sanatlarından biri diye idealize etti, Yılmaz Güney ile eşitledi, kimisi Atatürkçü, cumhuriyetçi, aydınlanmacı diye göklere çıkardı, kimisi de Ergenekoncu, Kürt düşmanı diye yerin dibine batırdı. Her biri kendi yaklaşımını tanıtlamak için, Tarık ...

Devamını Oku »

KHK’lar ve kapitalizm kıskacında doğa, toplum ve bilim…

“Kapitalizm Kıskacında Doğa, Toplum ve Bilim: Onur Hamzaoğlu Olayı” (Derleyenler: Cem Terzi, Erkin Başer, Emel Yuvayapan, Yordam yay., 2013). Kitap, “Onur’umuzu Savunuyoruz Hareketi”nin girişimiyle, Onur Hamzaoğlu olayından çıkışını alarak, üniversite, bilim, aydınlar ve doğada neoliberal kapitalizasyon kuşatmasına ve çürümesine karşı akademik özgürlük mücadelesi bağlamında, 2-3 Haziran 2012’de Şirince’de gerçekleştirilen çalıştayda yapılan sunumlar ve tartışmalardan oluşuyor. Bugün bu kitabı yeniden okumakta yarar var. ...

Devamını Oku »

Vedat Türkali’nin romancılığına bir giriş denemesi

Sosyalist romancı Anna Seghers, bir konuşmasında şunları söyler: “Bir toplumu derinlemesine anlamak için yalnızca bilimsel ve siyasal analizler yeterli olmaz. Büyük toplumsal romanlarının olması gerekir.” ‘Büyük tarihsel/toplumsal romanlar’, belli bir tarihsel dönemin toplumsal olaylarını ve panaromasını, bunun içine yerleştirilmiş farklı sınıf ve kesimlerden oldukça geniş bir itibari kişileştirmeler kadrosuyla sosyo-psikolojik bir gerilim ve derinlik kazandırılarak yeniden canlandırılmasıdır. Sovyet romancılığının toplumsal ...

Devamını Oku »

Vedat Türkali yaşamını yitirdi

Vedat Türkali yaşamını yitirdi. Senarist, oyun yazarı, şair ve romancı Türkali, 1919’da doğdu. 1951’de TKP davasından tutuklandı ve 7 yıl hapis yattı. Rıfat Ilgaz’la birlikte Gar yayınlarını kurarak senaristlik ve yazarlığa başladı. Şiire “Bekle Bizi İstanbul”, Romana “Bir Gün Tek Başına” ve “Mavi Karanlık”, Sinemaya “Karanlıkta Uyananlar”, “Kara Çarşaflı Gelin”, “Bedrana”, “Güneşli Bataklık”, Tiyatroya “Dallar Yeşil Olmalı” gibi önemli eserleri ...

Devamını Oku »

Susturamayacaklar!

Bir dinlenmelik oturmanın adisyon karşılığı olduğu, şehrin çarşı ilan edilmiş muhitlerinde, varlıklarıyla çok derde deva olan tek afiş asımlık bir trafodur mekanımız. Sahne tanıdık; trafonun dibinde iki poşet. Uzaktan seyirte seyirte gelen, patlamış poşetlerin olağan şüphelisi kedimiz ilk poşeti yüz vermeden geçti bile. Kokluyor, uzanan boynu, burnun hızla açılıp kapanması bir şeyler olacağını delillendiriyor ve bütün çöpleri dağıtan kedi algımı ...

Devamını Oku »

7. Alarm

Kapitalizimde devlet burjuva partiler aracılığı ile sürdürebilirliğini korur. Burjuva partiler ise halkı nesneleştirmekle meşhurdur. O halka kendisini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyar.(bunun için halkçı,demokratik, çoğulcu,cumhuriyetçi vs karma görüntüler verir.) Yani kapitalizimde sermaye burjuva partilere, burjuva partiler nesnelleşmiş halka ihtiyaç duyar. Nesneleştirme faliyetini okullar da, fabrikalar da yoğunlaştırılmış şekilde yürütür. Eğitim ve üretim nesneleşmenin ham maddesi, parlemento merkez üstü, kapital-sermaye makinesidir. Bunlar ...

Devamını Oku »

Aristo Yaşıyor; Hem de Bu Topraklarda

Sahi ya, niye yeşil değildi ki? Ortaokulda münazarada sütün yeşil olduğunu savunacaktık. Tutunduğumuz tek dal ineğin yediği otların yeşil olmasıydı. Zaten Aristo mantığının dışına da çıkamadığından ufkumuz, tutunduğumuz bu dalla münazarayı kazandık. Ben mi çabuk büyüdüm, insanların bir bölümü mü ortaokulu çok sevdi ve orda kalmak istedi çözemedim. Gördüğüm o ki bu topraklar Aristo’yu çok sevmiş ve ateşli bir savunucusu ...

Devamını Oku »

Mesele

Sel gider; kum kalır. Sel gitmeseydi suyla, gidince de kumla boğulmak istenmek; çarın yağlı urganıyla, şansolyenin parıltılı kurşunun arasında kalmak gibi.Urganla kurşun arasında yükselen umutla kuşatılmış sesin sahibi Bolşevik bir asker. O ses “Bu savaş bizim değil; biz kendi savaşımızı vermediğimiz sürece, kazanılan hiçbir zafer bizim değil.” diyordu bir asır evvelden. Darbe daha mengenesini gevşetmemişken duyulmuştu ya Netaş işçisinin sesi; ...

Devamını Oku »

Pokemon Go: Duygusal sömürünün oyun ile gizlenmesi

Pokemon 1998-2000’li yıllarda piyasaya sürülmeye başlandıktan sonra hızlıca çocukların içerisinde yaygınlaştı. İlginç bir hikayesi olduğu söyleniyor; babası tarafından doğmadan terk edilen bir çocuğun yaşamından alıntılanıyor. [1] Ash isimli çocuğa yaşadığı boşlukları atlatabilmesi için tavşan alınıyor, adı Pikachu konulan tavşan iki yıl sonra elektrik kazasına maruz kalıyor. Ash isimli çocuk kendi kafasından farklı hayaller ve dünyalar kurarak Pikachu’nun kurtulduğunu, elektrik gücüyle ...

Devamını Oku »

Kafka’da Kişilik Ve İşçi Sınıfı-İnsan Okur

Çağımız insanının temel sorunu, yani yabancılaş­mayı aşmak için birey ile toplumun, Ben ile dış dünyanın birleştirilmesi, Kafka’nın yapıtlarının çekirde­ğini oluşturur. Bir toplum teki niteliğiyle, umutsuz bir bireysel başkaldırıyla yabancılaşmış bir dünyanın kar­şısına dikilmek değil, bir yere alınabilmek, bir topluma ait olmak, böylece de korkudan, yalnızlıktan kurtulmak, Kafka’nm yıkılması olanaksız tutkusudur. Milena’ya yazdığına göre «her şeyi kapsamına alan» korkusu, «belki yalnızca ...

Devamını Oku »