Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Caretta olmak varmış! (4)

Caretta olmak varmış! (4)

Mersin Valisi, “Valilik olarak çevreye zarar verenlerin önünü keseceğiz. Mersin halkı çevreye duyarlı”, demişti.

TMMOB, Çevre Mühendisleri Odası, Mersin İl Temsilciliği’nin, “2009 Mersin Çevre Durum Raporu”ndan, aktarıyoruz:

“(…) 3 250 000 m2 denizalanı ve 903 638 m2 kara alanına sahip olan Mersin Limanında çevre kirliliği yönünden önemli bir yükü de beraberinde getirmektedir. Özellikle dökme emtiaların yükleme/boşaltma işlemleri sırasında gerekli tedbirlerin alınmaması, rıhtıma dökülen emtianın temizlenmemesi durumu çevre kirliliğine neden olmaktadır. Özellikle hububat, klinker, kömür, boksit madeni, çinko, gübre vb. gibi dökme olarak yüklenen emtiaların yükleme/boşaltma işlemi sırasında yüklenen/boşalan emtianın tozlaşmaması ve çevre kirliliğine neden olabilmektedir. Tüm ülkede olduğu gibi denetimsizlik ve çevre politikalarımızın düzgün olamaması Mersin Limanı’nda da karşımıza çıkmaktadır. Yaklaşık 2 yıl önce Plastik Polietilen cinsi eşya adı altında Mersin Limanı’na getirilen ancak içerisinde kimyasal atık olduğu anlaşılan 58 konteynır hala liman alanında bulunmakta ve geri iade edilemediği gibi çevreye zarar vermesini engelleyecek herhangi bir önlemde alınmamaktadır. (…)

Hızlı sanayileşme sonucu açığa çıkan atıkların, çevre ve insan sağlığını hiçbir şekilde etkilemesine izin vermeden depolanması ve bunlar için uygun alanların oluşturulması bir zorunluluk haline gelmiştir. Mersin’de atıkların ilave yakıt olarak kullanılmasına ilişkin tebliğ çerçevesinde kentte faaliyet gösteren Çimsa Çimento A.Ş. tarafından I. ve II. Kategori Atık yağlar, kullanılmış lastikler, Petrol rafine atıkları, kontamine Atıklar, Boya çamuru ve Arıtma çamurlarını yakmaktadır. Çukurova bölgesinde yer alan ve özellikle ağır sanayi kuruluşlarının yer aldığı Mersin’de Kromsan Krom Bileşikleri Fabrikasının ürettiği eski teknoloji atıkları, petrol dolum tesisleri ve daha birçok firma, yoğun olarak kimyasal atık üreten tesislerdir.

Mersin ilinde Tehlikeli Atık Ara Depolama Tesisi ve Geri Kazanım Tesisi mevcut değildir. Ancak Mersin İli-Tarsus İlçesi- Kurbanlı Köyü mevkiinde Sismik İnşaat A.Ş.tarafından Doğu Akdeniz Endüstriyel Atık Entegre Bertaraf Tesisi projesi hazırlanmıştır. Proje alanında faaliyet gösteren Tarsus Belediyesi özellikle çevre kirliliği yaratacağı ve insansallığını tehdit edeceği düşüncesiyle projeyle ilgili çekincelerini dile getirerek mahkeme sürecine taşımıştır. Proje mahkeme sürecinde olmasına rağmen hazırlanan ve temsilciliğimizin de itirazda bulunduğu 1/100 000 lik Mersin-Karaman Çevre Düzeni Planında tesis alanı büyük alan gerektiren kamu kuruluşu alanı olarak işaretlenmiştir.

Tesiste oluşacak olası sızıntıların toprak ve su kirliliğine, Kosun deresi yoluyla Berdan Nehirine oradan da Akdeniz‘e ulaşması nedeniyle ekosistem problemlerine neden olabileceği düşünülmektedir. Proje alanı Mersin Büyükşehir Belediyesi ve bağlı beldeler ile Tarsus Belediyesine içme ve kullanma suyu sağlayan Berdan Barajı beslenme havzasına yakınlığı nedeniyle, atıkların bertarafı sırasında açığa çıkacak uçucu bileşenlerin kirletici etki yapması mümkündür. Bölgede yapılan son çalışmalar ve yeni yeni ortaya çıkarılan tarihsel deprem kayıtları bölgenin sanılandan daha fazla deprem riski taşıdığını göstermektedir. Proje hazırlanırken sadece yürürlükte olan mevcut yönetmeliklere bağlı kalındığı gözlenmektedir. Ancak deprem riski projede göz önünde bulundurulmamıştır.”

Kim kimin önünü; kim kimin sürgünü…
Mersin Valisi, ÇimSA’nın mı önünü kesecek! Sabancı selam eder; vali, en iyi ihtimalle, Hakkari’nin en ücra köyüne, muhtar olarak, sürgüne gider… Üstelik orada, tedavi ederek, kendini de pazarlayabileceği carettalar da yoktur. Sadece, hiçbir kaba, hiçbir sınıra sığmaz Kürt çocukları vardır…
Emperyalist liman tekeli, PSA International’in, AKFEN Holding ile birlikte sahibi olduğu, Mersin Uluslar arası Limanı İşletmeciliği AŞ’nin mi, önünü kesecek!…

Elbette, hayır! Sermayeleşmiş devlet, devletleşmiş sermayenin önünü kesmez. Tam tersine, ikisi de, birbirlerinin yolunu açarlar. Yoksa yeni yollarını yaparlar. Bütünleşerek, sermaye birikiminin bilmem kaç şeritli otobanını projelendirir, yapar, açarlar. Birbirleriyle yarışa yarışa, gazı köklerler…

Çevre “sorununu” da, emperyalist AB’nin dayatması nedeniyle ve dayatmayı lafzen değil, gerçekten sürdürdüğü oranda; “çözerler.” Neyle nasıl çözdüklerini, bir sonraki yazımızda anlatmaya çalışacağız…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*