Anasayfa » BASINDAN » Çalışmak sağlığa zararlıdır

Çalışmak sağlığa zararlıdır

EHESS / Paris ve INSERM Araştırma Merkezi profesörlerinden, asbest karşıtı hareket üyesi, sosyolog Annie Thébaud-Mony, 14 Temmuz’da yeni Fransa hükümeti tarafından tevdi edilen en yüksek Fransız devlet nişanı Légion d’honneur’ü reddetti.  Napolyon döneminden kalma bu nişan, Fransa’da ciddi bir “elit ağına” girmenin yanı sıra, pek çok maddî kazanım da sunuyor.

Daha önce Türkiye’den  Mustafa Kemal Atatürk, Ali Bozer, Feridun Karakaya, Jak Kamhi, Ahmet Dinçyürek, Ekrem Akurgal, Gökşin Sipahioğlu, Prof. Erdoğan Teziç, Zeynep Oral, Prof. Bülent Özer, Prof. Tarık Zafer Tunaya, Sakıp Sabancı, İnan Kıraç, Yaşar Kemal, Kâmran İnan, Hikmet Çetin, Ayşe Gülsün Bilgehan, Lucien Arkas, Nebahat Akkoç, Mehmet Erbak, Murdan Bernard, Gertrude Durusoy, Nejat Hakkı Sur, Türkan Dündar, Tunay İnce, Tulu Gürakan, Nüvit Tekül, Tevfik Remzi Kazancıgil, Hicri Fişek, Şadan Fişek, Celal Atik, Ara Güler ve Güler Sabancı’ya verilmiş olan nişanı AT-Mony’nin reddetmesi, Fransa’da ciddi ilgiyle karşılanarak iş suçu, iş suçlarının cezasız kalması, başkalarının hayatını tehlikeye atma, iş onuru, sağlığı ve güvenliği, iş suçlarının tazminatlarla muhasebeleştirilmesi gibi gözardı edilmesine alışılmış konuların gündeme girmesini sağladı.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
’nin çalışmalarına kaynaklık eden eserler arasında bulunan ve Türkçesi Ayrıntı Yayınları tarafından basılmış olan “Çalışmak Sağlığa Zararlıdır” adlı bir kitabı da bulunan Mony’nin mektubunda yer alan ifadelerden bazıları şöyle;

Sayın Bakan,
20 Temmuz 2012 tarihli, tarafıma Şövalye titrinden Légion d’honneur nişanı tevdi edildiğine ve bu kararın arkasında şahsen sizin olduğunuza dair mektubunuzu aldım. Meslekî faaliyetlerim ve bir yurttaş olarak angajmanlarımın böylesine önemli bir ulusal ödüle layık görülmesi beni çok mutlu etti, teşekkür ederim. Buna rağmen, her ne kadar bu seçimin sizin açınızdan ne ifade ettiğinin çok iyi farkında olsam da, bu nişanı kabul edemeyeceğim ve bu mektupta size bu kararımın nedenlerini açıklamaya çalışacağım.

Her ne kadar şahsıma layık görülen bu nişanın aynı zamanda kendimi bir parçası olarak tanımladığım kolektif mobilizasyonların da tanınması anlamına geldiğini bilsem de. Meslekî hayatıma paralel olarak 30 senedir sanayi risklerinden dolayı sağlığımıza yöneltilmiş tehlikelere karşı mücadele ağlarında aktif olarak yer aldım. Bu mücadele ağları, araştırmacılar, işçiler, çiftçiler, gazeteciler, avukatlar, doktorlar ve pek çok farklı başka kesimden aktivistlerden oluşuyor… Bu ağlardaki insanların hepsi, kamu faydasının savunulması için verdiği emekten dolayı takdir edilmeyi hak ediyor:Aulney-sois-bois’da, 15 seneden beri, tüm yaşam alanını bir felakete sürüklemiş, bitişiğindeki ilkokul öğrencilerinin, işçilerin, mahalle sakinlerinin hayatına mâlolmuş olan asbest öğütme fabrikasının kurallara uygun bir şekilde yıkılması için mücadele veren mahallî dernekler kolektifi de, France Télécom’da, Renault’da veyaPeugeot’da iş kaynaklı kanserlerin ve işe bağlı intiharların tanınması için mücadele eden sendikacılar da, Fransa’da asbestle üretimin dehşet veren sonuçlarını ilk kez 1970’lerde kamuoyunun bilincine çıkaran ve hâlâ kanserojenlere maruz kalan işçilerin çalışma hayatı sonrasındaki tıbbî ve hukukî haklarını savunmaya devam eden Amisol Fabrikası’nın eski kadın işçileri de, kimyasallara maruz kalıp mücadele veren işçiler de, nükleer sektöründe bakım ve temizlik işlerinin çoğunu yapan taşeron işçiler de, mevsimlik tarım işçileri de, kurşun kurbanı işçiler de… Teker teker hepimiz, Fransa’da ve Batı dünyasının sınırları dışında “ilerleme zayiatı” olarak gözden çıkarılan o görünmez kıtayı su yüzüne çıkarmak için zamanımızı, aklımızı ve deneyimimizi veriyoruz.

Beklediğimiz takdirin tam olarak ne olduğunu, sayın Bakan, şimdi sizinle paylaşmak isteriz: Yukarıda da zikrettiğim çalışma koşullarındaki sistematik kötüleşmeyi, iş kazası ve meslek hastalıklarının yarattığı dramları, asbest, tarım ilaçları, nükleer ve kimyasal atıkların doğal çevremizi nasıl göz göre göre kapana kıstırdığını görünür kılmaya çalıştığımız zaman, kamusal otoriteler tarafından ciddiye alınmak istiyoruz. Tamamıyla gündem saptırma anlamına gelen “orantılı dozajlara” dair tartışmaları bırakalım artık. Kamu politikaları, “başkalarının hayatının taammüden tehlikeye atılmasına karşı” Ceza Hukuku’nu işleme koyan bir savunma hattında oluşturulmalı. Yakınlarda bir Fransa Millet Meclisi oturumunda “daha adil, daha etkin ve daha sürdürülebilir yasalar” çıkarmak arzusunda olduğunuzu ifade ettiniz. Eşitlik, bölgesel gelişme ve yerleşim politikasından sorumlu bakan olarak, sadece inşa edilecek sosyal konutların sayısını artırmak değil, daha sağlıklı konutlar inşa edilmesini ve bugüne kadar cezasız kalmış sanayi suçlarının sorumlularının sorgulanmasını sağlama gücünüz var.

Takdir ve saygı dolu selamlarımla,
Annie Thébaud-Mony

Çeviri: Aslı Odman
Kaynak: birdirbir.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*