Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Burjuva anayasaya karşı mücadele perspektifimiz-3

Burjuva anayasaya karşı mücadele perspektifimiz-3

Uzlaşmaz sınıf karşıtlığı ve programlar çatışması

Burjuvazi gündemindeki anayasayı, “yeni bir toplum sözleşmesi” olarak sunuyor. Burjuvaların işçilere imzalattığı kölece “çalışma sözleşmesi” nasılsa, iki karşıt sınıf arasındaki egemenlik “sözleşmesi” de ancak öyle olabilir.

İşçi, patronla yaptığı çalışma sözleşmesiyle, tüm çalışma ve yaşam enerjisini, tüm toplumsal üretkenliğini patronun dişleri arasına bıraktığını kabul etmiş olur. Neoliberal kapitalizmin çok parçalı, esnek üretim ve emek organizasyonlarıyla, işçi sınıfı parçalanmış, kolektif mücadele hak ve araçları tasfiye edilmiştir. Küresel birikim temeline çıkan sermayenin tüm yaşam enerjilerini kökünden söküp aldığı çıplak işgücüne indirgenmiştir. Burjuvazinin neoliberal demokrasisi ve onu pekiştirecek anayasa hazırlıklarıyla, neoliberal kölecilik düzenlemeleri bir bütündür. Yeni hükümet programı, eğitim ve sağlığın derinlemesine özelleştirilmesini, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını, kamu çalışanlarının iş güvencesinin kaldırılmasını, bölgesel asgari ücrete geçilmesini, meslek liselerinin özelleştirilmesini, kadınların, Kürtlerin, öğrencilerin, engellilerin aşırı düşük ücretlerle işgücü piyasasına çekilmesini… öngörmektedir. Üretim ve emek organizasyonu bir üst düzeyden neoliberalize edilmekte, “etini sıyır kemiklerini at” çıplak kölelik ilişkisi temel biçim haline gelmektedir. Hiçbir şey burjuvazinin yeni anayasasının işçi sınıfı karşıtlığını bundan daha iyi anlatamaz. İşçi sınıfının sınıf olarak kabulunden uzaklaşmayla toplu sözleşmeden bireysel sözleşmeye doğru bir geçiş ve sınıf olarak mücadele etmekten uzaklaştırılan işçinin “bireyleştirilerek” kapitalistlerce tam olarak teslim alınması… Sendikaların etkisizleştirilmesi ve tasfiyesi… Sendikaların sınıfsal ve toplumsal güç olmaktan çıkması… Bu anayasada işçiler, bu anayasada işçi sınıfı yoktur!

Sermaye için sınırsız sömürü özgürlüğü: Sermaye için artık, asgari ücret, kısmi iş güvencesi, sosyal haklar, toplu sözleşme, kamu alanı, eğitim, sağlık, bürokrasi, yasalar, ulus, din, mezhep, yaş, cins, mekan, zaman…. sömürüyü sınırlayan her şey azami kar potasında eritilmektedir.

Toplumun çoğunluğu için ise çıplak ücretli köle olma ve en temel hak ve ihtiyaçlarını da ücret sınırları içinde satın alma özgürlüğü! Özel mülkiyete dayanan özgürlük! Burjuvazinin işçinin emek gücüne, ürettiklerine el koyma özgürlüğü!

Neoliberal burjuva demokrasisi, kitlelerin bağımsız güç, irade ve inisiyatifine değil bunu tümüyle engelleyip dışlayan, kitlelerin istek ve beklentilerini kontrol altına alan, kendisine köleleştiren sermayeye dayalı demokrasidir. Burjuvazinin sınıf egemenliğini genişletip derinleştiren, en başta işçi sınıfının sınıf olarak varlığını yoksayarak bireye doğru çözen demokrasidir. Burjuvazinin, kadınlardan Kürtlere, eğitimden sağlığa toplumsal-siyasal yaşam ve ihtiyaçların her alanını tam kontrolü altına almasını, azami karla işletmesini kolaylaştıran demokrasidir. Burjuva demokrasi, yaşamlarımıza dışımızda ve üstümüzde, ama binbir türlü temsili-katılımcı yönetim süreçleriyle içimize de nüfuz eden, bilinçlerimizi belirleyen burjuva güçlerin hükmetmesidir. Talep ve beklentilerimizi bile burjuvazinin sınıf egemenliği ve sömürüsünün gereklerine göre ayarlamamızı buyuran demokrasidir.

İşçilerin neoliberal burjuva demokrasisi mekanizmaları içine çekilip öğütülen talep ve özlemleri, sınıf gücünün somut iradesi olmaktan çıkar. Burjuvazi tarafından belirlenen “genel oy”, “kamuoyu”, “vatandaş”, “sivil toplum” dilekleri olarak karşıtına dönüşür. Yaşam koşullarının iyileştirilmesi talebi, burjuva demokratik temsil ve katılım dolambaçlarıyla, işçilerin sermayeye bağımlılığının ve sömürü oranının artması talebi biçimini alıverir. İş talebi, sosyal haklardan vazgeçme, daha düşük ücretle daha uzun saatler çalışma, esnek kölelik talebi haline getiriliverir. Özgürlük talebi, temsil ve katılım süreçlerinden sermayenin sınırsız girişim ve sömürü özgürlüğü, esnek kölelik, vahşi rekabet, her şeyin metalaşması, paran kadar yaşam etiketiyle çıkıverir. İşçiler, sınıf temeli ve iradesinden kopartılmış, sınıf mücadelesi organları tasfiye edilmiş olarak, kapitalist tekeller ve mali oligarşisinin toplumsal dilek ve beklentilerinin yönettiği “soyut vatandaş”a indirgenmiştir. Burjuvazinin yeni anayasa projesi de, küresel tekelci sermaye sömürüsü ve egemenliğinin toplumsal temellerini genişletecek biçimde, ezilen cins, ezilen ulus, ezilen din ve mezheplere ve diğer ezilen toplumsal kesimlere geri düzeyde biçimsel hak eşitliği ve serbestiler verilmesini öngörmektedir. Ancak safları onların büyük bölümünün en ucuz ücretli köleleler haline geliyor olmasıyla genişleyen, görülmemiş biçimde toplumsallaşan ve toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan işçileri asıl sınıf olarak inkar etmekte, sınıf olarak tümüyle dıştalamakta, yok saymaktadır. Yeni anayasa projesi, burjuvazinin işçi sınıfı üzerindeki egemenliğini onu bireylere doğru çözerek, bireyler olarak burjuva temsil-katılım, sivil toplum ağları içinde tutup eriterek, genişletmeyi öngörür. Fakat burjuvazinin yeni anayasasının en zayıf karnını ve nasıl bir dinamit üzerine inşa edildiğini de gösterir: Uzlaşmaz sınıf karşıtlığı!

İşçi sınıfını, kent ve kır yoksullarını hiçbir biçimde temsil etmeyen ve edemeyecek olan, işçi sınıfını sınıf olarak inkar eden, işçi sınıfı üzerindeki burjuva sınıf sömürüsü ve boyunduruğunun güçlendirilmesini düzenleyen, işçi sınıfının gerçek sınıfsal talep ve ihtiyaçlarını özgürce belirleyip dile getirmesini bile daha yapım sürecinde engelleyip yerine burjuva demokratik temsil, katılım, sivil toplum bulamaçlarını geçiren burjuva anayasasını ve burjuva yapım tarzını reddediyoruz!

Biz işçilerin, kadınların, Kürt emekçilerin, kent ve kır yoksullarının nasıl bir toplum, nasıl bir demokrasi, nasıl bir anayasa istediğimiz, sınıf düşmanımız burjuvazi tarafından belirlenemez! Ücretli kölelik ve meta egemenliği sınırları içinde tutulamaz!

Biz işçilerin, kadınların, gençlerin, Kürt emekçilerin ilk büyük ihtiyacı ve özlemi, kendi ihtiyaç ve özlemlerimizin sömürücü sınıf tarafından belirlenmesi ve yönetilmesine son vermektir! Burjuvazinin üzerimizdeki sınıf egemenliğini ve sömürüsünü bir üst düzeye çıkararak yeniden düzenlemesini öngören anayasasına, kenar süsü olan kuyrukçu bir katılımı, irademizi burjuva partiler, burjuva meclis, burjuva sivil toplum kurumları ve burjuva sendikalara teslim etmeyi reddediyoruz!

Bizim ilk büyük ihtiyacımız, kendi gerçek sınıfsal-toplumsal-bireysel ihtiyaçlarımızı, burjuvazinin her türlü doğrudan ve dolaylı egemenlik mekanizmasından bağımsız (ve tam karşıtı) olarak, örgütlü ve bilinçli olarak kendimizin belirlemesidir.

Çünkü bizim gerçek sınıfsal talep ve özlemlerimiz, ücretlik kölelik, özel mülkiyet ve meta boyunduruğuna sığmaz! Burjuva demokrasisine sığmaz! Burjuva anayasasına sığmaz! Biz bunlardan beklentiyle daha fazla köleleşecek bir yaşam değil, bunları kökünden yıkarak özgürleşecek bir yaşam istiyoruz! İş, geçim ve zamanın sorun olmaktan çıktığı, kendi kararlarımızı özgürce kendimizin verdiği, kendi yetenek ve ilişkilerimizi çok yönlü zenginleştirebildiğimiz yeni bir toplum istiyoruz! İşçi sınıfı olarak saflarımızın kadın, Kürt, çocuk, öğrenci işçilerle her geçen gün genişlemesi, emeğimizin toplumsal bileşik (bilimsel-teknolojik) yetilerinin muazzam gelişmesi, sınıfsal-toplumsal ihtiyaçlarımızı büyütüyor. Büyütmekle kalmıyor, gerçekleştirilmesini de olanaklı kılıyor: Genişleyen talep ve ihtiyaçlarımızı artan ölçüde sınırlandıran, şimdi de temsil ve katılım mekanizmalarıyla suya götürüp susuz getiren sermaye egemenliğinin yıkılmasını ve özgür bir yaşamı olanaklı kılıyor!

Biz işçilerin, kadınların, Kürt emekçilerin, gençlerin özlemi, burjuvazinin anayasa sürecine kuyrukçu bir kenar süsü olmak değil, kendi gerçek sınıfsal-toplumsal ihtiyaçlarımızı doğrudan ifade edecek kendi anayasamızı kendimizin yapabilmesidir. Ancak bir işçi devrimiyle, sermayenin işçi düşmanı demokrasisini yıkarak gerçekleştirilebilecek olan sosyalist işçi konseyleri demokrasisi ve sosyalist işçi anayasasıdır.

Burjuvazinin biz işçileri sınıf olarak inkar eden ve bireylere çözerek neoliberal köleliliğini düzenleyen anayasasının karşısına, kendi gerçek sınıfsal-toplumsal-bireysel ihtiyaçlarımızın ifadesi olan sosyalist işçi konseyleri demokrasisi ve anayasasının somut manifestosu ile çıkmak ve bunun için mücadele etmektir.

Kendi gerçek sınıfsal-toplumsal ihtiyaçlarımızı, yeni bir hayat, özgür bir toplum, proleter demokrasi özlemimizi, kendi öz mücadele organlarımızda belirlememiz, öz mücadele inisiyatifimizle dile getirmemizdir.

Sosyalist işçi demokrasisi ve anayasası, sermaye egemenliğinin toplumsallaşmış bir işçi devrimiyle yıkılması, ücretli köleliğin kaldırılması, mülkiyetin, üretimin, yönetimin işçi sınıfı tarafından ele alınıp toplumsallaştırılması temelinde yükselir. Sosyalist işçi konseyleri iktidarı, işçilerin, kadınların, Kürt emekçilerin, gençlerin doğrudan, azami katılımı ve yer almasıyla, kendi kararlarını vermelerini, kendi istek ve ihtiyaçlarını özgürce kendilerinin belirlemesini ve gerçekleştirmesini, kendi toplumlarını, yaşamlarını ve özgürleşme süreçlerini kendilerinin örgütleyip yönetmelerini güvenceye alır.

Burjuva anayasasına karşı mücadele eksenimiz

İşçi sınıfı devrimciliği, işçi sınıfının da bazı gereksinmeleri olduğunu ve bunların burjuva anayasasında yer alması gerektiğini söylemek değil, işçi sınıfının kapitalizm, burjuva demokrasisi ve anayasasının ötesine geçen, onlara tam karşıt ve ancak onları yıkarak gerçekleşebilecek öz mücadele inisiyatif ve özlemlerini, bu yöndeki sosyalist devrimci mücadele bilinç ve organlarını geliştirmektir.

İşçilerin istem ve beklentilerinin ücret-meta köleliği sınırları içinde ve burjuva demokrasisi mekanizmaları tarafından belirlenmesine karşı; işçi kitlelerinin yakıcılaşan sınıfsal-toplumsal-bireysel mücadele gereksinmelerini komünist devrim ufkuna genişletecek, işçilerin gerçek mücadele ihtiyaç ve özlemlerini harekete geçirecek biçimde işçilerle birlikte hazırlanacak, işçi sınıfının öz mücadele organları işçi komiteleri, işçi meclisleri, öncü işçi kurulları tarafından karara bağlanacak ve dile getirilecek, öncü işçilerin ellerinde bayraklaşacak sosyalist işçi anayasası!

Yeni anayasa, sermayenin, metaların, özel mülkiyetin, işbölümünün, devletin, bir bütün olarak burjuvazinin sınıf egemenliğinin büyütülmesi ve yetkinleştirilmesini düzenlemektedir. Fakat bunlar ne kadar büyür ve yetkinleşirse, ortadan kaldırılmasının toplumsal-maddi koşul ve dinamikleri de, ortadan kaldıracak sınıfsal-toplumsal güçler ve kaldırma yetenekleri de, bunlara uzlaşmaz karşıklıkları da o kadar büyür ve yetkinleşir. Tüm bu çelişkilerin uzlaşmaz sınıf karşıtlığı eksenine oturduğu, sınıf çelişkisinin böylesine toplumsal yaygınlık ve derinlikten işlemeye başladığı bir ülkede, toplumsal proletarya devrimi, tarihsel örneklerinden çok daha gelişkin bir sosyalizm, sosyalist işçi konseyleri demokrasisi, sosyalist işçi anayasası… -bugünkü sınıfsal güç dengeleri ve işçi hareketinin durumu ne olursa olsun- uzak ve belirsiz geleceğin sorunu değildir. Büyük bir mücadele inisiyatifi, büyük bir amaçtan doğar. Fakat büyük amaçlar da, bugünün genişleyen ve derinleşen sınıfsal-toplumsal çelişkilerinden, mücadele ihtiyaçlarından doğar. İşçi kitlelerinin, kadın ve Kürt emekçilerin, gençlerin mücadele ihtiyaçlarını komünist devrim ufkuna doğru genişletmek, işçi sınıfına bilinci kapitalist üretim ve meta egemenlik ilişkilerinin, burjuva demokrasisinin dışından ve tam karşıtından komünist bilinç olarak taşımak, komünizmin güncelliği ve taktiği olarak, burjuva anayasasına karşı işçi anayasası! Sermayeyi büyütme anayasasına karşı özgürlüğü büyütmenin anayasası, devleti yetkinleştirme anayasasına karşı sönümlendirmenin anayasası, kölece çalışmayı büyütmeye karşı çalışma saatlerini kısaltmanın ve özgür zamanı büyütmenin anayasası, burjuvazinin işçi sınıfını sınıf olarak bile tanımayan, onun üzerindeki egemenliğini yetkinleştirip pekiştiren anayasasına karşı işçi sınıfının egemenliğe aday ve yetenekli sınıf olarak kendini deklare etmesinin anayasası, plazaların anayasasına karşı sokakların, barikatların, devrimci sınıf mücadelesi ve örgütlenmesinin anayasası….

Sosyalist işçi anayasası temel ilkeleri ile, sosyalist işçi demokrasisinden sosyalist planlamaya, sosyalist eğitim ve sağlıktan sosyalist üretim ve emek organizasyonuna, ezilen ulus ve cins sorunlarının sosyalist çözümlerinden toplumsallaşmış birey sorununa, kent ve doğa sorununa kadar çok sayıda, sektörel, bölgesel, kesimsel (öncü) işçi komisyonları, Kürt işçi komisyonları, kadın, gençlik komisyonları ile birlikte oluşturulacak, işçilerin bağımsız mücadele talep ve özlemleri, tartışmaları, önergeleri, taslaklar, deklarasyonlar yine daha geniş işçi kesimleri içinde gündemleştirilecektir. İşçi komisyonları, komiteleri, kurulları, çok sayıda işçi toplantısı, forumu, etkinliği, internet ortamlarının etkin kullanımı ile işçilerin, burjuvazinin mali oligarşik egemenliği ve temsil-katılım vantuzlarına karşı işçi sınıfının bağımsız öz mücadele organları ve inisiyatifinin geliştirilmesi hedeflenecektir.

Devleti yalnız sözde “yüksek sınıfın”, yalnızca sermaye sahipleri veya onların okulundan ve yemliğinden geçmiş olan kişilerin yönetebilecekleri, işçi ve emekçi kitlelerin istek ve beklentilerini de yalnızca onların temsil edebilecekleri ve örgütleyebilecekleri yolundaki o utanç verici ve iğrenç önyargının kırılmaya başlaması için, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfı, kent ve kır yoksullarının burjuvaziyi devirerek egemen sınıf olmaya aday ve yetenekli oldukları, hem de burjuvazininkinden çok daha gelişkin bir toplum, yaşam ve demokrasiyi kendileri için örgütlemeye aday ve yetenekli oldukları fikrine ve mücadelesine doğru bir adım atabilmesi için, yeni anayasa süreci önemli bir olanaktır. Bu olanağı işçi sınıfının ve kadın, Kürt, öğrenci, aydın bileşenlerinin ileri temsilcilerinin doğrudan katılım ve yer almasıyla, işçi sınıfının sosyalist devrimci mücadele taleplerini, ihtiyaçlarını, özlemlerini, özcesi programını geliştirmesi yönünde değerlendirerek, işçi sınıfını yeni ve daha gelişkin bir sosyalist ideolojiyle buluşturmalı, bu temelde işçi sınıfının örgütlenmesinin ve mücadeleye çekilmesinin adımlarını oluşturmalıyız. Bu salt genel bir sosyalizm-komünizm propagandası ile yapılamaz. İşçilerin, kadınların, gençlerin sezgisel sınıfsal-toplumsal bilinçleriyle, en yakıcı tepki, istem ve gereksinimleriyle içerden buluşarak, burjuva ideolojisinin etkisindeki önyargılarıyla hesaplaşmalarını sağlayarak, özgüven ve inisiyatiflerini geliştirecek örgütlülük ve eylemlerinin önünü açmalıyız. Ara geçiş halkaları ve biçimleri geliştirerek, işçi komisyonları, işçi komiteleri, işçi etkinlikleri ile işçilerin kendi öz sınıfsal istek ve ihtiyaçları olarak bu çalışmada özneleşmelerini ve eylemlerini örgütlemeliyiz.

-+-

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*