Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bu yasak hepimize!

Bu yasak hepimize!

Cam grevi yasaklandı.

Bu yasak hepimize.

Bu yasak ekmeğimize.

Bu yasak çocuğumuzun oyuncağına.

Bu yasak bahar çiçeklerine, yağmura, güneşe, yüreğimize, bilincimize, soluk almamıza.

Bu yasak sermaye saldırganlığına karşı emeğimizi savunmamıza.

Bu yasak sınıf mücadelemize.

Bu yasak bir sınıf olmamıza, sınıf gücümüzü göstermemize, sınıf karakterimize.

Bu yasak Tekel, Metal, Gezi’ye dönüşebilir diye korktukları her kıpırtımıza, büyüyen mücadele isteğimize.

Bu yasak büyük patronlara karşı işçi sınıfının iradesine.

Bu yasak patronların dayatmasına teslim olmamamıza, mücadele kararlılığımıza.

Bu yasak işçi sınıfının mücadelede umudu büyütecek güç olmasına.

Ücret ve hak gasplarının, çalışma koşullarının ağırlaştırılmasının, köleleştirmenin bir sınıra dayandığını biliyorlar. Sermaye ve devleti bu baskı ve yasaklarla elimizi kolumuzu bağlayıp sermaye pervasızlığını “sürdürülebilir” hale getirmek istiyor. Kıdem, TİS, grev, sosyal güvenlik gibi tarihsel mücadele kazanımlarımızın son kalıntılarını da böyle ortadan kaldırmak istiyorlar.

Bu yasaklar yalnızca Cam işçilerinin değil tüm işçilerin ücretlerini, hak ve örgütlülük kırıntılarını düşürmeye, sömürü ve köleleştirmeyi son sınırına kadar büyütmeye yönelik.

Bu yasaklar, faşist devlet iktidarının yoğunlaştırılmış ve pervasızlaşmış tekelci oligarşik burjuva sınıf diktatörlüğü karakterini de apaçık gösteriyor.

En son EMİS, AKBANK, TÜPRAŞ, Şişe Cam’da yaşananlar, reformist ve oportünist solun sandığı gibi faşist devlet iktidarının yalnız “yandaş” denilen sermayenin değil, aynı zamanda Koç’un, İş Bankası’nın, TÜSİAD’ın, tüm tekelci oligarşik burjuvazinin toplumsal emek üzerindeki sopası ve iktidarı olduğunu gösteriyor. TÜSİAD’ın iki de bir çıkıp “demokrasi, hukuk devleti, yargının bağımsızlığı” demogojileri keserken ki yüzsüzlüğünü gösteriyor.

Bu yasaklar işçi sınıfının söz, toplantı, tabandan örgütlenme, grev ve eylem özgürlüğü, proleter demokrasi için mücadele etmeden, ekmeğini de emeğini de savunamayacağını gösteriyor.

Bu yasaklar tekelci oligarşik sermayenin sömürü, yağma ve iktidarının had safhada fiilileştiği, keyfileştiği ve zorbalaştığı koşullarda, işçi sınıfının örgütlenme ve mücadelesinin de fiileşmek zorunda olduğunu, artık mümkün tek demokrasinin fiili grev, işgal, direniş demokrasisi olduğunu gösteriyor.

Bu yasaklar sermaye egemenliğine karşı mücadele etmeden faşizme karşı mücadele edilemeyeceğini, tekelci oligarşik sermaye diktatörlüğünü yıkmadan emeğin kölelikten kurtulamayacağını gösteriyor.

Cam işçileri direniyor.

Cam işçileri grev yasağına karşı direniyor.

Cam işçileri, İş Bankası’na, büyük sermaye patronlarına, onların faşist devlet iktidarına, sendika patronlarının uzlaşmacılığına karşı direniyor.

“Neo-cumhuriyet”çi sol’a gelince; alın size “yandaş sermaye” statüsünde görmediğiniz İş Bankaları, Koçlar! Sizin savunduğunuz, medet umduğunuz “Cumhuriyetin değerleri” bu İş Bankası, Koç, TÜSİAD vbden başka nedir?

Teknorot, TÜPRAŞ, Cam, Metal… sabır, taşıyor.

Emeğe atılan tekmeler… sabır, taşıyor.

Her ay öldürülen 150 işçi… sabır, taşıyor.

Sefalet zamları, 3 yıllık TİS dayatması, uzatılan çalışma saatleri, grev ve direniş yasakları… sabır, taşıyor.

Cam işçileri ile eylemli dayanışmaya! Tekelci oligarşik sermayenin faşist diktatörlüğüne karşı sınıf mücadelesini büyütmeye ve siyasallaştırmaya!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*