Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Bir mevsimi aşan direniş: Hey Tekstil

Bir mevsimi aşan direniş: Hey Tekstil

Hey Tekstil işçilerinin direnişi 110. gününde! Direnişte bir mevsimi geride bırakan Hey Tekstil işçileri kararlı. Haklarını almadan direnişe son vermeyecekler. Yaptıkları tüm görüşmelerden, çaldıkları tüm kapılardan eli boş ayrılmalarına rağmen işçiler kararlı. Direnişin uzun bir zamana yayılmasının bütün dezavantajlarını göğüslemek durumunda kalan işçiler, umut-umutsuzluk girdabından çıkmayı başarıyorlar. Uzayan direnişi göğüsleyemeyen birçok işçinin direnişi bırakıp başka yerlerde çalışmaya başlamalarına rağmen hala 50-60 kişilik kararlı bir işçi kitlesi direnişi sürdürüyor.

Haftanın altı günü Hey Tekstil fabrikasının önünde erkenden toplanan işçiler günlük toplantılarını yapıp programlarını belirliyorlar. Fabrika önünde ve Lifung isimli uluslararası tedarik-lojistik şirketinin önünde çadırlarını kuran işçiler, bazen de üretim yaptıkları kimi markaların satışının yapıldığı mağazaların önünde protesto eylemleri yapyorlar. Ayrıca AKP il binasına ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Başkanlığının binasına gelip burada eylemlerine devam ediyorlar. Sloganlarıyla,çeşitli protesto eylemleriyle haklarını istemeye devam ediyorlar.

İşçi Meclisi olarak direnişçi işçilerle birlikte AKP il binasına giderken otobüslerinde sohbetler yaptık. Üç direnişçi işçinin direnişe, kendilerine dair görüşlerini aşağıda paylaşıyoruz:

İşçi Meclisi: Direnişin 110. günündesiniz,durumunuzu aktarır mısın?

Direniş komitesinden Melek: Durumumuz gayet güzel. Direniş devam ediyor. Aslanlar gibi direnişe devam ediyoruz. Herkes bilinçli, dirençli, gayretli. Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz. Direniş süresince çok zorluklar yaşadık, ama çok şey de öğrendik. Ne öğrendik, asla bırakmayacağımızı, emeğimizi, hakkımızı kimseye bırakmayacağımızı… Her zaman söylediğim gibi dostumuzu, düşmanımızı öğrendik diyorum. Ama bırakmayacağımızı da iyi biliyorum. Haklarımızı almadan gitmek yok. Ya hükümet bu işe el koyacak, sahip çıkacak ya da biz elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bundan sonra pasif olmak yok, yasaları da sınırları da zorlayacağız. Kimse bizden uslu uslu beklememizi istemesin. Her yola başvuracağız. Bitti. Çünkü yasa sadece para babaları için, patronlar için varmış. Kanunlar sadece onlar için işliyormuş biz bunu gördük, artık biliyoruz. (Bu esnada başka bir kadın işçi araya giriyor: İşçiyi tanımayan yasaları işçiler de tanımayacak!) Evet madem yasa-kanun vardı, çoktan Aynur Bektaş’ın cezaevinde, idam sehpasında olması gerekirdi. Bu kadar işçinin hakkını çalamazdı.

İM: Direniş nasıl sürüyor?

Melek: Direnişimize hala Hey Tekstil’in önünde, firmanın önünde devam ediyoruz. Aynı zamanda direniş çadırımız hala Lifung’un önünde… Ama bu süreçte hükümetin kapısı, AKP’nin il binası olsun, meclis olsun, Ankara olsun boş bırakılmayacak devam edilecek.

İM: Merhaba Demet, direnişin 110. günündesiniz, neler söylemek istersin?

Demet: Evet, bugün direnişimizin 110. günündeyiz. Ama umutlarımız hala ilk günkü gibi taze, hala heyecanlıyız. Mücadelemize devam ediyoruz ilk günkü gibi. Direniş sözü verdik, sözümüzün arkasındayız. Aynı şeyleri söylüyoruz. Şu anda AKP il binasına gidiyoruz. Yine onlara başkaldırıyoruz. Bize yasalardan bahsedenlere, hak-hukuktan bahsedenlere karşı evet başkaldırdık. Haykırmaya devam edeceğiz; soracağız, nerede insan hakları, nerede işçi yasaları, nerede adalet, nerede hükümet diyeceğiz, her zamanki gibi…İçerde kalan ücretlerimizi istiyoruz, tazminatlarımızı istiyoruz. Karşımıza hangi engeller çıkarsa çıksın, bundan sonra tanımayacağız. Bize yasalardan bahsedenlere karşı, işçiyi tanımayan yasaları işçiler de bu saatten sonra tanımayacak. Her türlü engellere karşı dimdik duracağız.

M. Zeki Gördeğir: Direnişimizin 110. günündeyiz. İlk günkü gibi kararlıyız. Arkadaşlarımızın bir kısmı bıraktı direnişi. Sayımız azaldı ama gene de biz sonuna kadar bu kararlılığımızı devam ettireceğiz. Buradaki haklarımızı almadan, yetkililerin, firmanın, Hey Tekstil’in, Lifung’un kapısını terketmeyeceğiz. Çünkü burada yılların emeği, emeğimiz var, alınterimiz var. Biz bu haklarımızı almadan buralardan gitmeyeceğiz. Hükümetten ve yetkililerden bunu talep ediyoruz. Meclise de taşıdık ve bunu patronlara da söyledik. Firmanın önünü, AKP il binasının önünü… bütün kurumları biz rahatsız edeceğiz. Bu haklarımızı alana kadar, almadan da gitmeyeceğiz. Bu kararlılığımızı herkes bilsin. Haklı olduğumuz için de kazanacağımıza, hakkımızı alacağımıza inanıyorum. Birbirimize ilk zamanlardakinden çok daha fazla kenetlendik. Bu işi sonuna kadar götüreceğimizin kararını verdik. Haklarımızı almadan bu direnişi kesinlikle bitirmeyeceğiz. Bunu bütün yetkililere, kurumlara buradan duyuruyoruz. Hakkımızı istiyoruz, alacağız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*