Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Bir grev yasağı daha!..

Bir grev yasağı daha!..

Şişecam grevinin ardından bir grev yasağı da Ciner Grubuna bağlı Park Holding maden işçilerine getirildi.

Park Holdingin üç madeninde Türkiye Maden İşçileri Sendikasının uygulama aşamasına gelen grev kararı Holding tarafından mahkemeye taşınarak durduruldu. Mahkeme Ankara, Kütahya ve Maraş’taki linyit madenlerinde 2500 işçinin greve çıkacağı gün, ihtiyati tedbir kararıyla grevi durdurdu.

Mahkeme kararı, enerji sektöründe grevlerin durdurulabileceği, linyit kömürünün de enerji üretiminde kullanıldığı gibi zorlama bir hükme dayanıyor.

Sendika, linyit madenlerinde grev yasağının 2012’de kaldırıldığını, mahkemenin ise eski yasa üzerinden zorlama bir karar çıkardığını belirterek hükme itiraz edeceklerini belirtti. “Bu karar bu ülkede grev yasak anlamına geliyor. Tekrar itiraz edeceğiz. Sonra yüksek mahkemeye başvuracağız” açıklaması yapıldı. Bununla birlikte grev hakkı mahkeme koridorlarında süründürülürken, sendikanın fiili bir eylem kararı almaması da dikkat çekti.

12 Eylül’ün geniş grev yasakları, bakanlar kurulu ya da mahkeme kararıyla grevlerin her vesileyle yasaklanabilmesi keyfi, son dönemlerde havayollarına, borsaya toptan grev yasağı konulması girişimi, cam ve maden işçilerinin grevlerinin yasaklanması, hiçbir büyük ve etkili greve izin verilmemesi, toplu sözleşme ve grev hakkı açısından durumu özetliyor.

Büyük sanayi işçilerinin artan hoşnutsuzluk birikimi ve mücadele istekliliği son 2 yılda artan grev kararlarına ve eylemlere yansıyor. Bürokratik sendikaların eskisi gibi TİS’leri sessiz sedasız satmasını zorlaştırıyor. Devreye burjuvazinin devleti, bakanlar kurulu ve mahkeme kararlarıyla giriyor. Enerji ve maden sektörlerinde ise, Yatağan işçilerinin direnişi, Soma, Enerji-Sen, Maden-Sen ile artan bir hareketlilik var. Yine devreye burjuvazinin devleti, hükümet ve mahkemeleriyle keyfi grev yasağı sokuluyor. Artan bir taban basıncına ve tepkiye gark olan Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden İş’i de görünüşü kurtarma çırpınışından kurtarıyor.

Grev yasakları, özellikle de işçi sınıfının daha geniş bir hareketlenme zeminine sahip olduğu kriz sürecinde, daha mücadelenin ilk adımında burjuva devletin baskı ve yasaklarıyla karşılaşmasının tipik bir biçimidir. Neoliberal despotik çalışma rejiminin de ayrılmaz bileşenlerinden biridir. İşçi sınıfının burjuvazinin neoliberal sınıf diktatörlüğü aygıtıyla mücadele etmeden, fiili ve taban komite ve meclislerine dayalı sınıf savaşımı demokrasisi anlayışına sahip olmadan, elindeki kırıntıları bile koruyamayacağını gösteriyor. İşçi sınıfının daha mücadelenin ilk basamak eşiğinde burjuva devletin baskıları, hükümeti, polisi, mahkemeleri, hukuki ya da fiili yasa ve yasakları, medyası vb ile de karşılaşması, siyasallaşmanın ve sınıf savaşımını salt ekonomik-sendikal olmayan, ekonomik, siyasal, ideolojik-kültürel bir bütün olarak kavramasının da bir zeminini oluşturuyor.

İşçi sınıfı ancak siyasallaşan ve toplumsallaşan sınıf olarak meşru ve fiili, bağımsız savaşım ve örgütlenme kanallarını açabilir. Grev hakkı grev yaparak kazanılır. Grevlere, direnişlere işçi komitelerimizi, işçi meclislerimizi kurarak hazırlanalım. Burjuvazinin baskı ve yasaklarını, örgütlü fiili mücadele ile aşalım.

Grevleri yasaklanan cam ve maden işçileri birlikte mücadele etmelidir. Son dönemlerde anlamlı bir hareketlenme ve örgütlenme mücadelesi içinde olan enerji ve maden işçileri topyekun ayağa kalkmalı, iş katliamları, grev ve sendika yasaklarına karşı birlikte mücadele etmelidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*