Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » On binlerce kadın işçi işten çıkarılıyor!…

On binlerce kadın işçi işten çıkarılıyor!…

Hükümetin Ekim ayında Meclis’e getireceğini, Kasım ayında yasalaştırmada kararlı olduğunu açıkladığı “Kadın İstihdamına ilişkin torba yasa” şimdiden ciddi bir toplumsal krize yol açtı. Yasanın kadın çalıştırmaya ek yük getireceğini iddia eden patronlar yoğun biçimde çalıştırdıkları kadın işçileri işten atmaya başladı.

Kadın işçilerin yoğun olarak çalıştırıldığı emek yoğun sektör ve bölgelerden adeta yığınsal olarak kadın işçi atıldığı, işten atılan kadın işçilerin sayısının onbinleri bulduğu haberleri geliyor. İşten atılan kadın işçilerin tamamı sigortalı olanlar.

Kadın istihdamını artıracağı iddiasıyla ortaya konan bir yasa tasarısının daha Meclis’e gelmeden onbinlerce kadın işçiyi işinden etmesi, tam da neoliberal kapitalizme özgü bir skandaldır.

Hükümet, henüz tam açıklamadığı tasarıyı, yerel seçimler öncesinde “müjde; kadınlara yeni haklar” diye pazarlamaya çalışırken, bir kriz daha yaratmış oldu. Doğum yapan kadın işçilere 24 hafta ücretli doğum izni, sonra işe dönme güvencesi, yarım gün çalışıp sigortalarının tam yatırılması, parasız kreş yapma zorunluluğu gibi gözboyama vaatlerini duyan patronlar paniklediler ve kadın işçilere boykot kampanyası açtılar. İstanbul Ticaret Odası, Ankarı Ticaret Odası, Ege Sanayi ve Ticaret Odaları, Tekstil ve Konfeksiyon İşverenleri Derneği’nin birbiri ardına yaptıkları açıklama ve çağrıların ardından kadın işçiliğin yoğun olduğu çoğu sektör ve KOBİ’de kadın işçi alımı durduruldu ve mevcut kadın işçiler de parti parti çıkartılmaya başlandılar. Patronlar kadın çalıştırmayı ancak en dip ücretle, kendilerine hiçbir ek yükümlülük getirmeden ve daha fazla sigorta ve vergi teşviği olursa lütfen kabul buyurabileceklerini deklere ediyorlar.

Hükümet: “Ca ceyli de cala cula da cümbürleyli de … kem-küm!”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, teyakküze geçen patronları yatıştırabilmek için alelacele sanayi ve ticaret odası başkanları ile toplantı yapıp paketin kadınlara pek şık ambalajını kendi eliyle yırtmak zorunda kaldı: “Özel sektör rahat olsun” dedi; “Özel sektöre yeni yükler getirmek ve kadın istihdamına engel oluşturmak değil, katı çalışma hayatındaki durumu rahatlamaklak istiyoruz. Bu esnek çalışma modeli ve geçici istihdam modeli ile bu işi (kadın istihdamını-bn) kolaylaştırıyor ve özel sektörü rahatlatıyoruz. Bütün yükünü devlet olarak biz karşılıyoruz, kimseye ekstra bir yük getirmiyoruz. Rahat olun, paket açıklandığı zaman önce iş dünyası ve özel sektör bize teşekkür edecek.”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ise, gazetecilerin “kadın istihdamında özel istihdam bürolarının devreye gireceği söyleniyor. Böyle bir şey var mı taslakta?” sorusuna suçüstü yakalanmışın kekelemesiyle yanıt vermeye çalışıyor: “ Özel istihdam bürolarının kendi asli amaçlarına uygun şekilde hizmet yapmaları ile ilgili yasal bazı boşluklar var. O çerçevede yani kadın, çocuk ve kadınla çocuğun bir arada olması, doğum neticesinde bir arada olmasının meydana getireceği boşluklarla ilgili, yani o aradaki zaman dilimini doldurmaya dönük farklı yöntemlerden, düşünülen yöntemlerden bir tanesi de mevcut olan istihdam bürolarını süreleri kısıtlı olmak kaydıyla kadının istihdamına katkı sağlaması açısından değerlendirilebilir mi diye, o da masamızda olan konu başlıklarımızdan birisi…”

Böylece eli ayağına dolaşan hükümet, paketin saklamaya çalıştığı sınıfa ve kadınlara bir tuzağını daha açıklamak zorunda kalıyor: Özel istihdam büroları!

Tasarının koordinatörlüğünü yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, daha önce zaten paketin kadınların hem çalışıp hem daha çok cocuk yapması ya da çok çocuk sahibi kadınların da çalıştırılması için olduğunu açıklamıştı. Şimdi de paketi halen kadınlarla alay edermiş gibi “kadınların hem çocuk hem karier yapabilmesi” olarak pazarlamaya çalışan Fatma Şahin’den bu “karier”in ne olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz: Kiralık işçi şirketleri!

Burjuva devlet, doğum yapan kadın işçiye bir iki hak kırıntısını bile karlarından çalınmış “yük” olarak gören sermayenin sırtından bu “yükü” alacak… Ve ücretli doğum iznini 18 haftayla sınırlayarak, hamile veya doğum yapan kadın işçinin atılmasını teşvik ederek, kadınlara çalışabilmek için taşeron kiralık işçi şirketlerini dayatarak, olduğu gibi yine işçi sınıfının ve hele ki kadın işçilerin sırtına yıkacak.

Geriye tek vaat kalıyor: Devlet, kadın işçiler için kreş yapacakmış! Buna da inanmamız için hiçbir neden yok. Çünkü bırakalım özel sektörü, kamu kurumlarındaki kreşleri kapatan, geriye kalanlara ödeneği daha bu yılın Ocak ayındaki Maliye Bakanlığı’nın “Kamu Sosyal Tesislerine İlişkin Tebliği” ile kesen bu aynı burjuva devlet değil miydi?

Sonuçta işçi sınıfına ve kadın işçilere bu ağır saldırı paketini şekere bulayarak geçirmeye çalışırken, burjuvazi ve hükümeti onu öyle bir yüzüne gözüne bulaştırdı ki, eğer ambalaj niyetine bir iki hak kırıntısı vardıysa onlar da çoktan sermayenin midesine iniverdi ve paketin kadın emeğini ve işçi sınıfını iki kat tahrip edecek, yıkıcı karekterini olanca açıklığıyla gözler önüne serdi.

Kadınlar çalışsın da mı çok çocuk baksın yoksa çok çocuk yapsın da mı çalışsın?

Tasarının ilk biçiminde olduğu söylenen; doğum yapan kadının işe geri dönme güvencesi, sonra da yarım gün çalışıp tam ücret alması ya da sigortasının tam yapılması, hayaldi; şimdi …. yalan olmuştur! Tam tersine asalak kiralık işçi şirketleri aracılığıyla haftada 35 saate varan çalışma “kısmi zamanlı” sayılacak, yarım ücret ödenecektir.

Ücretli çalışan kadının daha çok çocuk yapmasını ya da çok çocuklu kadının ücretli çalışmasını sağlamak adına, her çocuk başına 2 yıllık sigorta primi ödeyerek kademeli erken emeklilik maddesi ise: “ücretli çalışma ile çok çocuk yapmayı” kadını erken öldürmekte “uzlaştırma”dır. Bu durumda zaten çoğunlukla asgari ücretin altında kiralık şirkete çalışabilecek kadın ve eşi, eğer ki erken emeklilik yemi için 3-5 çocuk yapmaya kalkışırlarsa, çocuk başına 2 yıllık sigorta primini ödeyebilmek için de ek iş yapmak zorunda kalacaklar, yani aynı ücrete 2 kat fazla çalışmış olacaklardır. Genel bir eğilim olarak da kadının daha çok çocuk bakması, erkeğin ise ek iş yapması biçimiyle cinsiyetçi işbölümü de daha pekişmiş olacaktır.

Paketin en vahşi yönlerinden biri de, kadınların ev eksenli parça başı (günde 5-10 liraya 10-12 saat evde çocukları ile birlikte) çalıştırmayı dev çaplı yaygınlaştıracak olmasıdır. Tek bir örnek yeterli olacaktır: AB desteği ile ODTÜ’nün İç Anadolu’da yürüttüğü “Kadınlar İşte” projesi kapsamında Çankırı Belediyesi’nin organizasyonuyla kadınlara çoğu evde yaptırılan parça başı işler: Yöresel oyuncak bebek yapımı, kırkyama, porselen boyama, kurdele işi, bez dokuma, boncuk ve takı tasarım ve yapımı, yöresel hamur işi ve şekerleme, iğne oyası, tel kırma, nişan düğün sünnet törenleri için aksesuar yapımı…..

4+4+4’ün “çocuk gelinler, çocuk işçiler”iyle de kapan kapanmış olacak! Liselerde evlenmek ve çocuk yapmak serbest bırakılmakla kalmayıp teşvik ediliyor. (Tabii, genç kadın lise öğrencileri de “aile” olunca, okullarda da silme türban şart!) Hükümet böylece, doğum oranlarında düşme, evlenme ve çocuk yapma yaşında yükselme eğilimini, adeta kadınların genetiği ve çalışma istenci ile oynayarak, özgürlük çığlığını boğarak, evi de işyeri haline getirerek tersine çevirmeyi zorluyor.

Ne var ki, doğa ve ekonomi-politik yasalarına, üretimin ve insanın üretiminin toplumsallaşmasına, kadının birey olma toplumsallaşma ve özgürleşme mücadelesine, işçi, emekçi kadınların kendi (çalışan ve cinsel) beden ve yaşam yasalarını kendileri yapmak için artan direnç ve istencine,

hiçbir devlet yasası,

hiçbir erkek kibri,

hiçbir sermaye fantazisi sökmez.

2014-18 Kalkınma Programıa, yani yavaşlayan sermaye birikimini kalkırdırma programınıza “kadın, genç, engelli -ve ismi anılmayan Kürt, bn- gibi dezavantajlı kesimlerin çalışmaya teşvik edilmesi”, yani sömürünün iki kat ezilen kesimlerin bu “dezavantajları” istirmar edilerek azamileştirilmesi ve toplum sathında azami yaygınlaştırılmasını koymuş olmanız, yalnızca özgürlük istenci de iki kat büyüyen yeni korkunç sınıf düşmanlarınızı ürettiğiniz, uzlaşmaz sınıf karşıtlığına da yeni bir siyasal ve toplumsal derinlik kazandırdığınız anlamına gelir. Daha Meclise getiremeden yüzünüze gözünüze bulaştırdığınız bu paket, kadınların daha çok çocuk doğurmasını ve daha vahşi sömürülmesini değil ama daha çok sokağa çıkmasını, mücadeleye girmesini kaçınılmaz kılıyor…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*