Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » BDP Kadın Meclisleri: “Tahammülümüz kalmadı”

BDP Kadın Meclisleri: “Tahammülümüz kalmadı”

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde 20 yaşındaki Emine Fırat, babası tarafından 9 kurşunla vurularak katledildi. Emine Fırat’ın babası Müslüm Fırat, BDP Kadirli ilçe yöneticisiydi.

Cinayetin ardından BDP Kadın Meclisleri bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Her gün onlarca kadının katledildiği bu ülkede artık kadın cinayetlerine biz kadınların tahammülü kalmamıştır. Emine Fırat’ı katleden babası Müslüm Fırat’ın partimizin ilçe yöneticisi olması ise, bu katliamı daha da kabul edilemez kılıyor” denildi. Devamında ise, “Ataerkil devlet sisteminin özü olan tahakkümcü erkek zihniyeti, namus kavramına sarılarak kadınları baskı altında tutmak için kadın yaşamına ve kimliğine savaş açmış bulunmaktadır. Kadın katliamları, bugün kadınlara yönelik bir savaş durumudur. Aksi takdirde bu kadar kadın cinayeti nasıl açıklanabilir?
Erkek egemen zihniyete bir kez daha sesleniyoruz; nerede olursa olsun, kim yaparsa yapsın, kadına yönelik her türlü şiddet, karşısında Kürt kadınlarını karşılarında bulacaklardır. Emine Fırat’ı katleden babasına ve kadınlara yaşam hakkı tanımayan bütün erkeklere uyarımızdır. Sizlere boyun eğmeyeceğiz, sizleri ve erkek egemen zihniyetinizi mahkûm ettirene kadar mücadelemiz devam edecektir.

Toplumun tüm duyarlı kesimlerine de sesleniyoruz. Bu ülkede her gün beş kadın katlediliyor, bir o kadarı da taciz ve tecavüze uğruyor. Bu insan kıyımına dur deyin.

Kadınlara çağrımızdır. Kadının yaşamına ve iradesine savaş açmış bu katliamcı zihniyetin kurbanı olmaya son verelim. Kendi meşru ve öz savunmanızı sağlayın. Erkekler tarafından katledilmeye boyun eğmeyin.

Barış ve Demokrasi Partisi Kadın Meclisleri olarak, şimdiye kadar, erkek egemenlikli katliamcı zihniyetin ürünü olan kadın katliamlarını kabul etmediğimiz gibi, Emine Fırat’ın katledilmesin de asla kabul etmeyeceğiz. Bu dava kadınlar lehine sonuçlanıncaya kadar takipçisi olacağız” denildi.

Emine Fırat, sadece son aylarda işlenen kadın cinayetlerinin son ismi değil. Aynı zamanda Kürt emekçi kadınlarının, Kürt kadın siyasetçilerinin kadın cinayetlerine tipik tarzda kendilerine “en yakın” kişiler tarafından katledilmesinin yeni bir örneği. 1 Eylül’de Kadıköy’de düzenlenen Barış Mitingi’ne katılmaya hazırlanan BDP üyesi bir kadın da boşandığı eşi tarafından bıçaklanarak katledilmişti. Keza bir diğer BDP ilçe yöneticisi de kız çocuklara taciz ve tecavüzden dolayı tutuklanmıştı. Bu cinayet ve saldırılar, bir yandan kadınların siyasallaşması ve yaşamının bütününde kendi kararlarını vermesi, özgürleşmesine karşı ezen cinsin zorbaca tahakkümünü yansıtırken, aynı zamanda kadın sorununun toplumsal hücrelere nüfuz etme gücü zayıf, yüzeysel ve kısmi gündemleştirilmesinin de sınırlarını ortaya koyuyor. Kaynağını bütünsel mücadele anlayışından alan bu durum, kadın sorununa ilişkin talep ve sloganların, dahası özgül örgütlenmelerin de varlığına rağmen onun silikleştirilmesini, ikincilleştirilmesini hiç de ortadan kaldırmıyor. Aksine, emekçi kadın durumunun aslen ulusal birliğin simgesi ve ifadesi olarak kodlanması -ya da dar sınıfsal bir söylemin sınırlarına sıkıştırılması- kapitalizm altındaki bütünsel mücadele anlayışının kısıtlarını ortaya koyuyor. Kadın sorununun en ağır haliyle kristalize olduğu emekçi kadınların öz savunması, kendilerine yönelik şiddeti her koşulda deşifre etmesi ve mücadeleyi toplumsallaştırması ise, ezen cins erkeklerin cinayete varan şiddetine karşı ilk elde büyüyen bir gereklilik kuşkusuz!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*