Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Assan Gıda’da varlık-yokluk mücadelesi

Assan Gıda’da varlık-yokluk mücadelesi

Assan Gıda’dan atılıp, 44 gündür fabrika önündeki direniş çadırında direnişte olan işçiler, kendilerini sömürüp atan kapitalistlerin can evinin önünde, eylem yaptılar.

Assan Gıda’nın sahibi, Kibar Holding; 24 Haziran’da, epey bir şok yaşamıştır: Önce, Assan Gıda Genel Müdürlüğü (Karaköy); sonra, Kibar Holding Genel Müdürlüğü (Tuzla), önünde, kendisini protesto eden işçiler vardı.

Assan Gıda işçilerinin, örgütlendikleri Tek Gıda-İş Sendikası tarafından okunan basın açıklamalarında, Assan Gıda patronlarının, “kanun tanımaz”, “Anayasaya aykırı” davranışları ve işçilere dayatılan kölelik koşulları, protesto edildi.

Direnişteki UPS işçilerinin, Assan Gıda işçilerinin eylemine katılarak, dayanışması; her iki direnişin de, sınıf hareketinin de kazanımıydı.

İşçileşen, eylemleşen, işgalleşen Susurluk
Susurluk; işçileşerek, işçilerin mücadelesiyle güçlenerek; mafyalaştırılmışlığından arınıyor. Uzun soluklu Yorsan direnişi, başlangıçtı; Assan Gıda işçileri sürdürüyor…

Direnişteki Assan Gıda işçileri, 26 Mayıs’ta da, TEKEL işçilerinin farklı kentlerde yaptıklarıyla eşzamanlı olarak; Türk-İş Balıkesir İl Temsilciliği’ni, bir günlüğüne işgal etmişlerdi.

İşgal sırasında yaptıkları açıklamada, şunları söylemişlerdi: “Bugün yapılması öngörülen ‘genel grev’ konusunda, konfederasyonların tutumlarını protesto etmek için işgal başlatıyoruz. 26 Mayıs için, ‘genel grev, genel direniş’ naraları atıp, sonra yan çizen konfederasyon yönetimlerini protesto ediyoruz. Bugün TEKEL işçilerini yüzüstü bırakan, milyonlarca güvencesiz çalışanın umudunu kıran bu köhnemiş sendikacılığa başkaldırı yürüyüşü başlattık! Biz, TEKEL işçileriyle aynı sendikanın üyesiyiz. TEKEL işçilerinin direnişini boğmak isteyenlere izin vermeyeceğiz. TEKEL işçilerinin direnişini, Assan Gıda direnişiyle sürdüreceğiz!”

Sermayenin sendikası, sendikanın sermayesi
Assan Gıda direnişçi işçilerinin, işgal eylemlerinde olsun, kendilerini sömürüp atan kapitalistlerin kapılarındaki eylemlerinde olsun; örgütlendikleri Tek Gıda-İş Sendikası’nın rolü önemli. Tek Gıda-İş’in, TEKEL işçilerinin uzun erimli, kitlesel, yer yer militanlaşan ve çevresinde kitlesel eylemli dayanışma halkaları ören, direnişini, nasıl yalıtıp kırmaya çalıştıklarını; bunda da başarılı olduklarını biliyoruz. Yine Tek Gıda-İş’in, TEKEL işçilerinin üzerine basarak, Türk-İş Genel Başkanlığı’na oynadığını da…

Tek Gıda-İş Sendikası Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Recep Ali Çelik, 12 Haziran’da, Assan Gıda işçilerinin direniş çadırında, şunları söylemişti:

Direnişinize bir aydır, yağmur çamur demeden devam ettiğiniz için teşekkür ediyorum! Tek Gıda-İş Sendikası olarak, bu mücadeleyi sonuç almadan bırakmayacağız! Assan Gıda’ya tanıdığımız süre doldu! İşten atılan işçilerin geri alınmasını, yasalara saygılı davranılmasını talep ediyoruz. Assan Gıda işçileri, hem işyerlerini, hem de işverenlerini çok seviyorlar, kıymet veriyorlar… Assan Gıda’daki mücadeleyi, uluslar arası ilişkilerin, tüketimden gelen gücün kullanılması; ve tüm Kibar Holding bünyesinde yapılacak kitlesel ve kalıcı eylemlerle devam ettireceğiz...”

Değiştirmenin soluksuz, uzun erimli koşusu
Bu sınıf işbirlikçisinin, teşekkürü; işçilere, işçi sınıfına hakarettir. Assan işçileri, işçi sınıfı; sınıf düşmanlarının bu hakaretini, elbette, karşılıksız bırakmayacaklardır! Assan işçileri, şimdilik örgütlenmek zorunda kaldıkları Tek Gıda-İş’e ekonomik, siyasi, sendikal rant sağlamak için direnmiyorlar. Kölece çalışma ve yaşama koşullarına artık dayanamadıkları, karşı çıktıkları, bu koşul ve ilişkileri değiştirmek istedikleri, değiştirmek zorunda kaldıkları için, direnişteler ve sürdürüyorlar.

Assan Gıda direnişçi işçileri, Tek Gıda-İş bürokrasisinin, “mücadeleyi sonuç almadan bırakmayacağını”, iyi bilir! Öncesinden, özellikle de TEKEL’deki sınıf kardeşlerinden, bilir. Bu yüzden de; Tek Gıda-İş bürokrasisine asla güvenmez! Güvenmemesi ne denli doğru ve yerindeyse; direnişini de, sendika bürokrasisinin eline teslim etmemeye, bırakmamaya o kadar dikkat, özen göstermek zorunda!

Assan Gıda işçileri, kuşkusuz işyerlerini seviyorlar. “Çok” olmasa da, seviyorlar. Sadece işsizliğin basıncıyla, ücretlerin asgari ücretin dahi altına bastırılmasıyla vb. sınırlı da değil onların sevgisi! Yaptıkları işi seviyor ve iyi yapıyorlar. Ancak bu sevgi, asgari düzeyde. İşyerlerine karşı duydukları öfkenin, sınıf kininin çok çok altında. Onlar, işyerini, Assan Gıda’yı, işçiler açısından bir sömürü ve eziyet dünyasına dönüştüren çalışma ve yaşam koşullarına öfke duyuyorlar, nefret ediyorlar. Bu sömürü ve ezme ilişkilerini hafifletmek, geriletmek; bir nebze dahi olsa, yaşanabilir kılmak için direnişteler, bugün. Ve şimdilik! Direnişleri içinde, direnişleri boyunca da, kapitalist sömürü ve egemenlik ilişkilerinden özgürleştirilmiş bir Assan Gıda’nın olabileceğini; ve böyle bir Assan Gıda için mücadele etmenin, en temel, en yakıcı, en acil ihtiyaçları olduğunu öğrenecekler…

Assan Gıda işçileri, sermayenin dilinden “işveren”lerini; kendi dillerinden, kendilerini sömürüp ezen kapitalistleri; Tek Gıda-İş istediği kadar sevdirmeye uğraşsın; sevmiyorlar. Sevmek ne; nefret ediyorlar. Uzlaşmaz karşıt sınıflar arasında, sevgi ilişkisinin olamayacağını, öğreniyorlar, biliyorlar. Olursa da bu, sadece Yeşilçam filmlerinde olur! Gerçek yaşamdaysa, sadece ve sadece, nefret, ölesiye, öldüresiye nefret olur. Zaten işçiler, işçi sınıfı, ancak bu nefretiyle, onurunu koruyabilir! Bu nefretini ateşlediği oranda, onurlu kalabilir. Assan Gıda işçileri, direnişleri boyunca, nefretlerini keşfediyor, tanışıyor, biliyorlar! Kendilerine, “işveren”lerini sevdirmeye kalkan Tek Gıda-İş’in bu yaptığının; aslında, sermayenin kendi içinde bir aşk olduğunu; sermayeleşmiş sendika bürokrasisinin Assan Gıda’laşmış sermayeye duyduğu bir aşk; doğrusunu isterseniz, bir karasevda olduğunu da öğreniyorlar…

“Kıymet verme”ye gelince… Assan Gıda, Kibar Holding, sermayedir zaten. Bu yüzden de, değerlidir. Değerini; insanlığın bin yıldır, işçi sınıfının yüzyıllardır yaşadığı sömürü ve eziyetlerin kaynağını, nedenini oluşturan değişim değerini; herşeyin, emek zamana göre ölçülmesinde; artı değer sömürüsüyle elde ettiği sermaye birikiminde, bulur.

Tek Gıda-İş de öyle! Sermayenin sendikası, sermayeleşmiş sendikadır. Derdi; Assan Gıda işçilerinin sınıf bilincini, örgütlülüğünü, mücadelesini geliştirmek, değildir. Hiç değildir; tam tersine: Tek Gıda-İş bürokrasisinin derdi; Assan Gıda işçilerinin sömürülmesinin sürmesi, ezilmesinin sürmesi, Anayasa başta olmak üzere sermayenin yasalarına bağımlılığının, bağlılığının sürmesi, Tek Gıda-İş’e üyeliklerinin sürmesidir. Assan Gıda işçilerinin Tek Gıda-İş’e üyeliği, sendika bürokrasisi için; sermaye birikimlerine eklenecek olan ve sermaye olarak gördükleri işçi aidatlarından; sermayenin sınıfsal, siyasal, toplumsal, ideolojik vb. bütünsel egemenliğinin, zorbalığının bir bileşeni olarak, sendika bürokrasisinin işçiler üzerindeki siyasal, toplumsal, ideolojik, kültürel egemenliğinden; sermayeleşmiş sendikaların birbirleriyle girdikleri kapitalist rekabette sağ kalmaktan ve rakiplerini geriletmekten, olabiliyorsa yutmaktan ibarettir.

Assan Gıda işçisi de öyle! O da, işgücü olarak, Assan Gıda sermayesinin malı olduğu için; kendini Assan Gıda sermayesine sömürtmek zorunda olduğu için, Assan Gıda sermayesinin birikimini sürdürmek, arttırmak zorunda olduğu için; olduğu kadar “kıymetli”dir. Değilse; hiçbir “kıymeti” yoktur. Dahası, varlık olarak yok; varolma hakkı dahi yoktur…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*