Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Artık yeter kapitalizmin yediği insan etine, döktüğü işçi kanına!

Artık yeter kapitalizmin yediği insan etine, döktüğü işçi kanına!

Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü kapsamında yeni galeri açma çalışmalarının sürdüğü ocakta grizu patlaması ve göçük yaşandı. İhale üsuluyle yeni galeri açma işini alan Yapı Tek firmasına bağlı çalışan işçilerden 10 kişi yaralı olarak kurtarılırken, 30 taşeron maden işçisine halen ulaşılamadı, sağ olup olmadıkları bilinmiyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, TTK Karadon Müessese Müdürlüğü Yeni Servis Kuyusu alanında yaptığı basın açıklamasında, “Sükünet tavsiye ediyoruz. Henüz göçüğün büyüklüğü konusunda ve işçilerimize nasıl ulaşacağımız konusunda elimizde yeteri kadar bilgi yok. Çünkü metan gazının olmadığı bölümlerin olduğuna dair bilgiler var elimizde. Ümit ediyorum ki işçilerimiz o bölgededirler. Umudumuzu kaybetmeye hiç gerek yok. İnşallah korktuklarımız başımıza gelmez.” dedi. Bakan efendi, al “sükünetini” başına çal. İşçi sınıfının tek umudu, sizin gibi leş kargalarını, işçi kanıyla semiren sermayeyi yeryüzünden defetmektir.

Dinçer, maden işçilerin tepkileri, taşeron ocakların denetlenmediği, bölgede kurtarma ekiplerini de geciktiren yol sorunu olduğunu öfkeyle belirtmeleri üzerine basın mensuplarından gelen soruları da şöyle geçiştirdi: ”Bizim bir acımız var. Hepimizin yüreği yanıyor. Bu acımız varken başka sorunları konuşmaya gerek yok. Şimdi en azından bu arkadaşlarımızı kurtardıktan sonra bu meseleleri konuşmalıyız. Şu anda sorumlu, sorunlu aramıyoruz. Tek yapmayı düşündüğümüz ve odaklandığımız konu işçilerimizi oradan çıkartmak ve ailelerini rahatlatmaktır. Diğer sorunları konuşacağımız çok vaktimiz olacak.”

Öyle mi Bakan efendi, Bursa ve Balıkesir’deki madenci katliamlarından sonra bunları konuşmaya “vaktiniz” olmuş muydu? Sorumluyu ise tabii ki siz aramayacaksınız, yoksa en başta kendi kendinizi tutuklamanız gerekirdi! İşte Bursa ve Balıkesir’deki madencilerin katili patronlar, Davutpaşa işçilerinin katili Belediye başkanları ve Valiler serbest, Tersane ve Kot Taşlama işletmelerinde yüzlerce işçiyi kıyan patronlar serbest, Balıkesir’deki ocak yeni iş cinayetleri için yeniden açıldı bile.

Bakan efendi, “Ocak mütaahit tarafından işletiliyormuş, ihmal var mı?” sorularını ise cansiperane biçimde taşeron patronu savunan biçimde yanıtladı: ”Teknik düzeyde herhangi ihmal gözükmüyor. (Nereden biliyorsun?-DP’nin notu) Çünkü en son ekim ayında burada çok kapsamlı denetim yapılmış. (Şu an en son denetimin yapıldığı söylendiği Ekim ayından 8 ay sonraki Mayıs ayındayız- DP’nin notu) İş güvenliği konusundaki denetimlerde herhangi eksiklik görülmemiş. Bu açıdan bakıldığında burası kamu kurumu ve iş güvenliği konusunda profesyonelce çalışılan bir alandı. (Taşeronlaştırılan Ocakların sermaye açısından “profesyonelce” işletilmesi işçiler açısından ne anlama geliyor-DP’nin notu) Bizim gördüğümüz bir şey yok şu anda. Ancak patlama sebebiyle bir ihmal, hata var mı onu göçüğü kaldırdıktan sonra göreceğiz. Şimdiden bir şey söylemek mümkün değil.”

Sizin görüp ellerinizi oğuşturduğunuz sermaye birikimi dışında ne var? Bu sermaye birikiminin, işçilerinin sefalet, kan, ceset birikimi üzerinde yükseliyor olmasını organize etmek, kan ve kemikleri ise halı altına süpürmek, bunun en bariz olduğu yere hemen koşup patronları savunmak, işçilere ise “sükünet” tavsiye etmek, tepkiyi yatıştıramadığınız zaman da Kozlu’da, Davutpaşa’da yaptığınız gibi o acılı, kan ağlayan işçileri polis copu ve biber gazıyla bastırmaya çalışmak sizin işiniz!

Maden ocağının yeni açıldığına yönelik iddialar sorulunca Bakan efendi şöyle kıvırmaya çalıştı: ‘‘Belki orada kavramsal bir karışıklık olabilir. Aslında galeride patlama oldu. Dolayısıyla kömür çıkarılırken patlama olmadı. Kömür ayağına giderken galeri açılıyordu, o sırada patlama oldu. Ocak yeni değil. Burada iş yapan müteahhit yeni değil, uzun yıllardır çalışan müteahhit. O açıdan bakıldığında orada herhangi sorun görmedik.’

Bakan efendi, özel ve taşeron maden ocaklarında yalnızca son 6 ayda toplam 40 maden işçisinin ölümünde “bir sorun” görmediği gibi, bizzat TTK bünyesindeki bir taşeron maden ocağında 30 maden işçisinin her an ölüm haberinin gelebilecek olmasında da “bir sorun” görmüyor!

İşçi sınıfı sükünet içinde değildir!

Açıklamadan sonra işçileri teselli etmeye kalkışan Bakanlara, işçi yakınları “patlama olunca buraya gelir lak lak konuşursunuz” diye tepki gösterdi. Sinir krizi geçiren bir işçi eşi sandalyeyi fırlatmaya çalıştı. Polis tepki gösteren işçi yakınlarını apar topar uzaklaştırdı.

Ocakta mahsur kalan maden mühendisi 28 yaşındaki Koray Kebapçı’nın babası 56 yaşındaki Turan Kebapçı, Konya Selçuk Üniversitesi mezunu olan oğlunun 4.5 yıl önce Yapıtek Şirketi’nde işe başladığını söyleyerek, “Umudumuzu kaybetmedik. Sabaha kadar gelecek müjdeli bir haberi bekledik. İnşallah oğlum ocaktan sağ salim çıkacak” diye konuştu.

Ocak önünde bekleyen 24 yaşındaki Gülşen Karabektaşoğlu, eşi 26 yaşındaki Ahmet Karabektaşoğlu ile kardeşi 23 yaşındaki Erdem Alkin’in ocakta mahsur kalan kişiler arasında olduğunu söyledi. Kucağındaki 6 yaşındaki kızı Ebrar ile ocak önünde bekleyen Gülşen Karabektaşoğlu, “Eşim 4 yıldır firmada çalışıyor. Asıl mesleği aşçılık. Ancak imkan olmadığı için mesleğini yapamadı. Madenci oldu. Daha önce de maden ocağında 3-4 defa kaza geçirdi. En son yaklaşık 1 yıl önce gaz zehirlenmesi nedeniyle yaralandı. Çok defa işi bırakmasını söyledik. Ancak, kirada oturuyoruz. Yapacak bir işimiz olmadığı için çalışmaya devam etti. ” dedi.

Türkiye’de yalnızca son 6 ayda, taşeron maden ocaklarında meydana gelen bu üçüncü büyük grizu patlamasıdır. Bursa ve Balıkesir’de 35 işçi öldü. Bir kaç işçinin öldüğü iş cinayetleri ise haber bile olmuyor. Son 1 haftada Rusya’da 66, Çin’de 31 maden işçisi, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı, gaz ölçüm ve alarm, hızlı su tahliye sistemlerinin çalışmadığı ocaklarda öldü. Ve şimdi, bu kez bizzat TTK bünyesindeki bir taşeron maden ocağında grizu patlaması ve göçüğün altında kalan 30 işçinin sağ olup olmadığı bile bilinmiyor!

Burjuvazinin sömürü çarkları insan etiyle, işçi kanıyla dönüyor. Madenler kan ve kemik anaforu! Artık yeter öğütülen işçi sinirlerine, kemiklerine! Artık yeter modern barbarlık sistemine!

Ve artık yeter, sendikaların, solun, devrimcilerin emeğin korunması mücadelesini, işçi sağlığı ve iş güvenliği için militan sınıf mücadelesi taleplerini ancak büyük çaplı iş cinayetleri olunca hatırlamasına, en fazla bir iki protesto açıklamasıyla görevini yaptığını sanma konformizmine!

İşçi sınıfı sükünet içinde değildir. Sükünet içinde olmayacağız!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*