Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Anayasa Mahkemesi kararı, Tüsiad’ın siyaset mühendisliğini yansıtıyor

Anayasa Mahkemesi kararı, Tüsiad’ın siyaset mühendisliğini yansıtıyor

Anayasa Mahkemesi’nin AKP Hükümeti’nin Anayasa değişikliği paketine ilişkin kararı, tamı tamına Tüsiad’ın siyaset mühendisliğini yansıtıyor.

Anayasa Mahkemesi, 25 maddelik Anayasa değişikliği paketinden yalnızca yargı yüksek bürokrasisinin yeniden düzenlenmesine ilişkin 2 maddeyi, o da kısmen iptal etti. Kısmı iptaller, Cumhurbaşkanı’nın yüksek yargı üyeliğine hukuk alanı dışından atama yapmasını ve hükümetin yargıyı belirleme forsunu artıracak, yargı yüksek bürokrasisinin belirlenmesinde bir kişi-bir oy hesabına geçilmesine dair bendler.

Anayasa Mahkemesi’nin paketin en kritik güç çatışması alanı olan yargının yeniden yapılandırılmasına kısmi iptali, aynı zamanda bu konudaki değişiklik tasarısının en sivri ucunu törpüleyerek de olsa kısmi onay vermesi anlamına geliyor. Burjuva medyanın da hemen tespit ettiği gibi, tam bir güçler arası denge ve “kriz kontrol” politikası kararı. Yargı yüksek bürokrasisinin konum ve işleyişini bir dönem için daha güvenceye almakla birlikte, yargının burjuvazinin istediği neoliberal temelde yeniden düzenlenmesini öngören değişikliklerin önünü önemli ölçüde açık tuttu. Diğer değişiklik tasarılarının referanduruma götürülmesine de onay verdi.

Anayasa Mahkemesi paketi veya yargıya ilişkin kritik iki maddesini tümden iptal etseydi, siyasi gerginlik ve kutuplaşma tırmanacak, AKP’nin de elini güçlendirmiş olmasıyla büyük olasılıkla erken seçim ve AKP’ye kapatma davası gündeme gelecekti. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi’nin neden Anayasa değişikliğini ve yargıya ilişkin kritik iki maddesini doğrudan reddemiyeceğini, bir bakanın formülasyonundan iyi biliyoruz: “Anayasa ve yargıdaki bu değişiklikler olmazsa, kamu reformunu da gerçekleştiremeyiz!”

Mahkeme bu “ikili taktik” kararıyla, hem AKP’nin değişiklik tasarısının burjuva güçler mücadelesindeki en sivri ucunu budamış ve AKP ve pakete bir “ince ayar” yapmış, hem de değişikliğin daha kontrollü biçimde yapılmasının önünü açık tutmuş, yanısıra da kritik 2 madde dışında diğer maddelerde uzlaşacağını söyleyen CHP’yi groge durumda bırakmış, CHP tabii yine hayır dese de elini zayıflatmış oluyor. Artık orduya olduğu gibi, yüksek yargı bürokrasisinde de aradığını tam bulumayan Kılıçdaroğlulu CHP’ye de, “kitle politikası” yap mesajı verilmiş olmaktadır. CHP’de seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesi için Meclis’e önerge vererek, mesajı almış görünüyor. Kararın bir diğer uzanımı da, AKP’ye kapatma davası açılma olasılığının büyük ölçüde ortadan kaldırmış olmasıdır.

Karardan ne AKP ne CHP, ne liberaller ne milliyetçiler kimse tatmin olmasa da, AKP yine “engellenmiş, mağdur, demokrasi şampiyonu” rolü oynayacak, CHP “tasarıda önemli bir değişiklik olmadı, AKP yargıyı da ele geçirecek” diye bağıracak olsa da, o, Tüsiad’ın siyasete çektiği balans ayarının ve siyaset mühendisliğinin bir ürünüdür. Tüsiad başkanı Ümit Boyner ve yüksek istişare başkanı Mustafa Koç’un, Anayasa ve yargıda değişiklik tasarısı üzerine birkaç hafta önce yaptıkları açıklamalarla birebir uyumludur.

Tüsiad, Anayasa ve yargının yalnızca parçadan değil, baştan aşağıya neoliberal temelde değiştirilmesini istemekle birlikte, burjuva siyasette bunun koşullarını oluşturacak daha geniş bir zemine dayalı bir ağırlık ve denge merkezi yaratarak, bir kriz kontrol ve yeniden yapılandırma mühendisliği hareketinin başını çekmektedir. Bunun için AKP’nin iç ve dış politikada dengesizlik yaratan sivri uçlarını biraz törpüleyen, CHP’yi katı tutumundan giderek esneten, bir burjuva “mutabakat” politikası çerçevesinde burjuvazi içi çelişkiler ve güç mücadelelerini de neoliberal demokrasi mekanizmaları içine çekerek, burjuvazinin tüm gücünü daha geniş toplumsal-siyasal dayanaklarla da ortaklaşan programında yoğunlaştıran bir siyaset mühendisliğidir bu. Kürt sorununda, ve aslında yalnızca her biri birbiriyle iç içe geçmiş, burjuvazinin bölge gücü olma, işgücünün, eğitim ve sağlığın, bir bütün olarak sömürünün yeniden yapılandırılması, devlet ve üstyapı kurumlarının buna uygun yeniden yapılandırılması vb gibi bir dizi temel konuda, AKP ile CHP arasında görüşme ve “mutabakat” sağlanmasını, “ulusal mutabakat”, “ulusal konsey” oluşturulmasına dönük kamuoyu mühendisliği kampanyaları, “sivil toplum” harekatları bu çerçevededir.

Tüsiad’ın Müsiad’la yapmış olduğu görüşme ve bir dizi temel konuda ortak çalışma kararı almış olmaları, ardından Kürt sorunu bağlamında Tüsiad-Cumhurbaşkanı koordinasyonunda “sivil toplum” adı altında Tüsiad, Müsiad, Tuskom gibi sermaye örgütleriyle tüm sendika konfederasyonlarının bir araya getirilmesi, Kürdistan’da da “sivil toplum” adı altında Kürt sermaye örgütlerinin inisiyatifinde bir araya gelişler, en sonu Tüsiad-DİSK arasında Anayasa, Kürt sorunu, işgücünün yeniden yapılandırılması vb konularında fikir ve iş birliği anlaşması yine bu çerçevededir.

Anayasa Mahkemesi kararının gösterdiği de, burjuvazi içi çelişme ve mücadelelerinin uzlaşmaz olmadığıdır. Çeşitli bağımlı burjuva kesimlerin arasındaki güç ve paylaşım mücadeleleri ne olursa olsun, tümü özellikle burjuvazi açısından stratejik halkalarda birbirine yakınlaşma ve ortak bir programda buluşma sürecindedir: Bölgenin değişen dengeleri ve yeniden yapılandırılmasında aktif konum ve payını yükseltmek, bu ve sermayenin yakıcılaşan yeni ihtiyaçları doğrultusunda geride kalan kurum ve çelişkileri (Kürt sorunu dahil) bu yeni düzlemden yeniden düzenlemek, işçi sınıfı ve emekçilere görülmemiş bir saldırı dalgası… Anayasa Mahkemesi’nin kararı da, Tüsiad-DİSK işbirliği ilanı da bu çerçevededir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*