Home » GÜNÜN İÇİNDEN » Al sana kader!

Al sana kader!

Geçen yıl Mayıs ayında Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Karadon Ocağı’nda taşeron şirket Yapı-Tek tarafından açılan yeni servis kuyusunda 30 maden işçisinin öldüğü grizu patlaması üzerine ikinci bilirkişi raporu açıklandı.

Rapor, 30 maden işçisinin TTK ve taşeron Yapı-Tek firması tarafından taammüden katledildiğini bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Raporda metan gazı sızıntısının tespit edilmesine rağmen işçilerin tahliye edilmediği, yönetmelikte bulunan gaz ikaz dedektörlerinin çalıştırılmadığı ve acil tahliye planının uygulanmadığı, dinamit atımı sürecinde yapılması gereken kontrol sondajlarının yapılmadığı, gaz tahliye pervanelerinin yanlış yerleştirilmiş olması nedeniyle gazı diğer galeriye taşıdığı, işçilere işgüvenliği eğitimi verilmediği açıkça saptandı.

Baştan aşağıya taammüden madenci katliamı

Bilirkişi raporunda, saat 13.15’ten, patlamanın meydana geldiği 13.27’ye kadar geçen 12 dakikada ocaktaki metan gazı oranının yüzde 4’ün üzerinde seyrettiği ve “Son 12 dakikada, patlama olasılığının çok yüksek olduğu bilindiği halde, Yapı-Tek çalışanlarına neden haber ulaştırılmadığı, neden tüm ekipmanların durdurulmadığı, neden acil kaçış planının uygulanmadığını anlamak mümkün değildir” deniliyor.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Tevfik Güyagüler ve Doç. Dr. Hasan Aydın Bilgin ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Süleyman Başterzi’den oluşan bilirkişi heyetinin 16 sayfalık raporunda “Olayda, Uzaktan Gaz İzleme Merkezi’nce ölçülen tehlikeli metan oranına rağmen, çalışmaların durdurulmadığı anlaşılmakta olup, bu durum büyük bir hatadır. Uzaktan Gaz İzleme Merkezi’nde nöbette bulunan maden mühendisi Taşkın Oruç ve maden teknikeri Özcan Güneyoğlu’nun, konunun önemini idrak edip çalışmanın durdurulmasını sağlamaları gerekirdi” denildi.

Faciadan önce galeride yapılan dinamit atımının ardından degaj meydana geldiği hatırlatılan raporda, bunu önlemek için yapılan kontrol sondajlarının yapılmadığı belirtildi. Ocakta havalandırmada kullanılan pervanelerin hatalı yerleştirildiği, bunun sonucunda da galeri-1’de degaj sonrası açığa çıkan metanın, patlamanın olduğu galeri-2’ye taşındığı kaydedildi. Sistemdeki hava kapılarının güvenli olmadığı da kaydedilen raporda, gaz yükselmesi durumunda sesli, ışıklı ikaz veren seyyar metan dedektörlerinin bulundurulmamasının da büyük hata olduğu vurgulandı.

Raporda, Yapı-Tek yöneticisi Halim Köse, Yapı-Tek Şantiye Şefi Kadir İpek, Yapı-Tek İş Güvenliği Uzmanı Ertekin Sayın, Yapı Denetim Sorumlusu Mustafa Küçük, Karadon Müessese Müdürü İsmail Güner, İş Güvenliği Şube Müdürü Murat Taşçı, Havalandırma ve Tozla Mücadele Başmühendisi Vedat Küçükbükücü, İş Güvenliği Başmühendisi Kaya Altınsoy, Uzaktan Gaz İzleme İstasyonu görevlileri Taşkın Oruç ve Özcan Güneyoğlu ile ölen mühendisler Koray Kebapçı ve Ramazan Yavuz suçlandı. Raporda işçilere yeterli işgüvenliği eğitimi verilmediği ve işçilerin ocağa girerken yanlarına karbonmonoksit maskelerini alıp almadığının denetlenmediği de kaydedildi.

Erdoğan “kader” dedi, küçük katiller serbest bırakıldı

Geçen yıl Ağustos ayında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin (ZKÜ) hazırladığı ilk rapor doğrultusunda tutuklanan 6 kişi, TTK ve Yapı-Tek patronlarının bir üst mahkemeye yaptıkları itiraz sonucu serbest bırakılmıştı. Soruşturmayı yürüten Zonguldak Cumhuriyet Savcılığı, ZKÜ’nün raporunu kabul etmeyerek, ikinci bir rapor istemişti. ODTÜ’nün hazırladığı ikinci rapor sonucunda, 30 işçiyi katleden patronlara “taksirle adam öldürmek” iddiasıyla yeniden dava açılacak. Ne var ki, raporda işçilerin asıl katilleri olan TTK’dan işçi kanı ve cesetlerinin karışmasıyla ucuz kömür alan tekelci patronlar, taşeron işletme sisteminin mücidi küresel tekelci kapitalizm, taşeron firma patronu, TTK Genel Müdürlüğü, Çalışma Bakanı ve işçi katliamına “kader” diyen ve “işçilerin grizuyu, göçükleri bilerek bu işe girdiklerini söyleyen” Başbakan Erdoğan tabii ki yer almıyor.

Madencilerin göçük altından çıkarılması çalışmaları sürerken bölgeye giden Başbakan Erdoğan, iş kazası için “kader” açıklaması yapmıştı: “Bu bölgenin insanı zaten bu tür olaylara alışık. 20 yıl öncesine kadar incelediğimizde 90’lı yıllardan bugüne kadar Zonguldak bölgesinde birçok kaza, grizu faciaları yaşadık. Bu mesleğin de kaderinde maalesef bu var. Bu mesleğe giren kardeşlerim de bu mesleğin içinde bu tür şeyler olabileceğini bilerek giriyor.”

Dünya İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Kongresi’ne, eyleme, katil sermayeden hesap sormaya!

Dünya 19. İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Kongresi 11-15 Eylül’de İstanbul’da toplanacak. Kongreyi İLO ve Çalışma Bakanlığı birlikte düzenliyor. Kongrede küresel tekelci burjuvazi ve Türkiye burjuvazisi ve hükümeti, birlikte işçi cesetlerine parfum sıkacak, sermaye katliamlarını estetize edecek şirinlik gösterileri ve vaatlerde bulunacak! İşçi sınıfı da cesetlerini sırtlayıp orada olmalı, bu sahtekarların yakasına yapışmalı.

Tersanelerde, madenlerde, Davutpaşa’da, OSTİM’de, tren istasyonlarında iş cinayetlerinin hüküm sürdüğü heryerde, katledilen işçilerin sınıf kardeşleri, eylemci aileleri, Kongre’ye eylemli davetiyeler çıkarmalı; geziler düzenlemeli: Sınıf kardeşlerimiz burada katledildi, hiçbiri güvenceye sahip değildi!

İş cinayetleri döküm ve fotoğraflarını büyüterek, Kongre’ye çıkan tüm yolları tutalım. Emeğin korunmasının burjuvazinin bize lütfu değil sınıf mücadelesinin öz ürünü olacağını gösterelim.

0 Reviews

Write a Review

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*