Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » AKP’nin sınıfsal özü ve Kobane Eylemleri

AKP’nin sınıfsal özü ve Kobane Eylemleri

Bütün çelişkileri ile yıkılmayı bekleyen sermaye sisteminin; Türkiye’de ki siyasi temsilcisi AKP iktidarı; onca çelişki yumağına rağmen işçi sınıfı kendi kaderini ellerine almayı seçene kadar şimdilik nefes almayı sürdürüyor.

Burjuva sistemin temel çelişkisi emek sermaye çelişkisidir. Sistem içerisinde ki bütün çelişkiler bu ana çelişki üzerinden gelişir. Pekala öyleyse nedir bu emek sermaye çelişkisi dediğimiz şey? Emek, üreticinin (işçinin,emekçinin) üretim araçlarını kullanarak yarattığı metaları (malzemeleri) var eden işgücüdür, çalışanın hünerleridir ve satmadan yaşayamayacağı şeydir. Sermaye; işçinin emeği üzerinde gelişen işçiye yani toplumun çoğunluğuna ait olmayan bir avuç zenginin varlığıdır. Zengin sınıf sermaye birikimini arttırabilmesi için olabildiğince işçinin emeğini ucuza almanın (asgari ücretle ve onun altında çalışanlar, staj sömürüsü örneğin), güvencesiz çalıştırmanın (Soma maden katliamı örneğin, ayda yüzlerce yaşanan işçi ölümü örneğin) yollarını her zaman arayacak, emek sahibi işçi sınıfı ise emeğini daha değerli bir ücret karşılığı satmanın, daha insanca koşullarda çalışmanın ve yaşamanın yollarını (grevlerle, eylemlerle örneğin) arayacak. Bu çelişki kapitalizmin doğal çelişkisidir ve kapitalizmi yıkacak çelişki yine bu temel çelişkidir. Bunun yanı sıra sermaye sınıfı; üretim araçlarını elinde bulundurup, işçi sınıfının üzerinde kurduğu egemenliği sağlamlaştırmak sonsuz kılabilmek için devlet, polis, ordu, yasa, sarı sendika, işsizlik, geleceksizlik gibi baskı mekanizmalarını kullanır.

Emek-sermaye çelişkisini anlatmamın nedeni; bir toplumda varolan yaşamın temelinde maddi alt yapının yatmasıyla ilgili. Maddi alt yapı o toplumun üst yapısını (sanat, din, siyaset, yaşam tarzı, hukuk, yasalar vesaire) belirler. Paraya dayalı bir sistem olan kapitalizmde insan emeği özgür değildir. İnsan emeğinin özgür olmadığı, üretim ilişkilerinin sömürüye dayalı olduğu, toplumun kanını emen bir sınıfın varolduğu bir sistemde haliyle insan siyasette, sanatta, dinde de özgür olmayıp hepsi egemen sınıfın elinde birer sömürü araçları haline dönüşür.

Kapitalist toplumun egemen sınıfı olan burjuvazi; tarihte ki tüm sömürücü sınıflar gibi tutarsız bir sınıftır. Tutarsızlığı sömürücülüğünden, insan emeği üzerinde ki asalaklığından gelir.

Girişimizi yaptıktan sonra esas konumuza dönecek olursak yazının konusu Kobane eylemlerine AKP’nin saldırısıdır. Bütün burjuva iktidarları gibi AKP’nin de ayakta kalabilmesi için militarizme, polise, devlete, çetelere ve çeşitli baskı mekanizmalarına ihtiyacı vardır. Bu baskı ve şiddet mekanizmasına ‘makro şiddet’ denilebilir. Bahsedilen şiddet mekanizması; sistemi değiştirmek, sistemin önünü tıkamak ya da sisteme aykırı davranmak isteyen her kesime (başta işçi sınıfı) olmak üzere uygulanır. AKP’nin Kürt düşmanlığı Kürt halkının Kürt olmasından değil burjuva sistemin işleyişine uygun olmayan bir siyasi yol izlemesinden, direnen bir halk olmasından kaynaklanmaktadır. Sermayenin dini, ulusu, vatanı yoktur, sermaye bir bütündür ve bir bütün olarak ne kadar direnen odak varsa bir olur hepsi birden o odağa o dinamiğe saldırır. (Dünya genelinde Emperyalizmin çeşitli ittifakları ülke içinde ise burjuvazinin dinci-laik-seküler-kemalist kanadının gerektiğinde bir araya gelebilmesi bunun için uygun birer örneklerdir)

AKP’nin, Kobane eylemlerine faşizan saldırıları; TC’nin temelinde yatan burjuva sınıfın şiddet mekanizmalarının halen diri olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Sivilleşme, askeri vesayetin ortadan kaldırılması gibi süslü laflar kuran AKP kendince “ileri demokrasi”, “yeni Türkiye” olarak tarif ettiği iktidarı dönemiyle; bir zamanlar tebrikler yağdırdığı Kenan paşasının 12 Eylül dönemi arasına çizgi koyup karşıymış gibi bir pozisyon almaya çalışıyor. Ancak 12 Eylül’e karşı olmadığını, 12 Eylül’ün sürdürüsücü olduğunu Gezi Direnişi’nde, Roboski’de, ‘terör’ kapsamında içeride tutulan insan sayısında, sansüre uğrayan twittter, youtube, gazeteler örneklerinde, ağzını açanın işinden, okulundan ya da gazetesinden olduğu çoğu örnekte onlarca kez gördük ve son olarak 12 Eylül uygulamaları Kobane eylemlerinde birçok ilde OHAL ilan ederek, sokağa çıkma yasağı koyarak, onlarca insanı katlederek, çeteleri sokağa salarak tekrar kendini somutlamış oldu.

AKP; uysal bir Kürt halkı istemektedir. Direnmeyen, biat eden, ne verilirse onu kabul eden, sisteme entegre olmuş bir halk istemektedir. AKP’nin Kürt halkının üzerinde estirdiği terörün kaynağında Ortadoğu da canlandırmayı düşlediği yeni Osmanlı rüyasının bozulmaması, Şam’da namaz kılma hayalleri vardır.

AKP bir burjuva iktidara yakışır bir şekilde halk düşmanlığını göstermektedir. Bizlerde emekçi halklara yakışır bir şekilde; burjuvalara; öyle istedikleri gibi üzerlerimizde tepinemeyeceklerini göstermeliyiz!

Yaşar K.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*