Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » AKP Hükümeti grev hakkımızı gasp etti

AKP Hükümeti grev hakkımızı gasp etti

AKP hükümeti hukuku ayaklar altına alarak grevimizi erteledi. 5800 üyemizle Şişecam’a bağlı 10 cam fabrikasında 8 gündür sürdürmüş olduğumuz grev, AKP hükümeti tarafından “genel sağlığı ve millî güvenliği bozucu” nitelikte görülerek 60 gün süreyle ertelenmiş ve karar bugünkü (27 Haziran 2014) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

AKP hükümetinin bu hukuksuz, keyfi ve grev düşmanı kararını şiddetle protesto ediyoruz. Hükümet bu kararıyla demokrasiye ve sendikal haklara zerre kadar saygı duymadığını ortaya koymuştur. Türkiye grev yasaklı ve işçilerin hak arayamadığı bir ülkedir. 12 Eylül ürünü yasalarda yer alan ve AKP tarafından 2012’de yeniden yasalaştırılan grev erteleme mekanizması aslında bir grev yasaklama aracıdır. Grev erteleme mekanizması ILO tarafından şiddetle kaldırılmasını ve değiştirilmesi istenmiştir.

Pencere ve otomobil camı, çay ve su bardağı ile meşrubat şişesi üreten fabrikalarda uygulanan grevin milli güvenlik ve genel sağlığı bozucu olduğunu iddia etmek akılla, mantıkla, hukukla ve bilimle bağdaşmaz. AKP hükümetinin bu kararının temel nedeninin başta Şişecam olmak üzere sermaye gruplarından gelen talepler olduğunu ve “genel sağlık ve milli güvenlik” gerekçesinin sadece bahane olduğu biliyoruz. Minareyi çalanlar kılıf hazırlamıştır. Soma’da işçilerin sağlığını koruyamayıp 301 işçinin ölümüne sebep olanların “genel sağlık” gerekçesiyle işçilerin grevini ertelemesi nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

5800 işçinin ve onların ailelerinin taleplerini dikkate almayan hükümet işveren örgütlerinin taleplerini derhal yerine getirmiştir. Hükümet bu kararıyla anayasal hakkımızı çiğnemiştir. Grev ertelemenin keyfi bir mekanizma olduğunu yargı kararları ile defalarca kanıtlanmıştır. Nitekim 2003 ve 2004 yılında ertelenen grevlerimiz için Danıştay yürütmeyi durdurma ve iptalkararı vermiştir.

Hükümetin bu kararından sonra Türkiye’de grev hakkından söz etmek mümkün değildir. AKP hükümeti bunu ilk kez yapmıyor. 2003 ve 2004 yıllarında da iki kez grevimizi ertelemişlerdi. Hükümet etkili grevlere tahammül edemiyor. Hükümet grevleri ya erteliyor ya da kırıyor. Bu hükümet döneminde etkili hiçbir grev uygulanamamıştır. Başta cam ve lastik olmak üzere büyük ve etkili grevler ertelenmiş veya Çaykur ve THY’de olduğu gibi etkisiz hale getirilmiştir.

Hükümetin işverenler lehine konuya müdahale etmesi ve işçinin tek mücadele aracı olan grevi ortadan kaldırması, işçiye karşı sermayeden yana saf tutmak anlamına gelmektedir. Sendikamızla masada müzakere etmek yerine hükümetin ve 12 Eylül ürünü yasaların arkasına saklanan Şişecam’a şunu hatırlatmak isteriz ki: O fabrikalarda grevimizi ertelettiğiniz hükümet üyeleri değil cam işçileri çalışacak. Zorbalıkla iş barışı sağlayacağınızı düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Cam işçisi birlik ve disiplin içinde haklarını aramaya devam edecektir. Gerek toplu sözleşme taleplerimiz ve gerekse grev sırasında hukuksuz bir biçimde işten atılan üyemiz Tamer Balcı’nın işine dönmesi için cam işçisi bütün gücünü kullanacaktır.

Bu karara karşı sessiz kalmayacağız:

Cam işçisi hukuksuz ve gayrimeşru grev erteleme kararına karşı meşru ve demokratik tepkisini ortaya koyacaktır.

Sendikamız AKP hükümetinin bu kararına karşı hukuki ve meşru yollarla mücadelesini sürdürecektir. Bu karara karşı Danıştay’a yürütmeyi durdurma ve iptal davası açacağız.

Başta ILO olmak üzere bütün uluslararası zeminlerde bu hukuksuzluğu anlatacağız ve Türkiye’de grev hakkının ortadan kaldırılmasına karşı girişimlerde bulunacağız.

Kamuoyuna saygı ile duyulur

Bilal ÇETİNTAŞ
Kristal-İş Genel Başkanı

DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun, cam işçilerinin grevinin ertelenmesi ile ilgili yaptığı açıklama:

Bakanlar Kurulu kararı hukuksuzdur: Grev haktır, engellenemez!

Kristal-İş sendikasının 5800 üyesiyle 10 cam fabrikasında 8 gündür sürdürdüğü grev, “genel sağlığı ve millî güvenliği bozucu” nitelikte bir grev olduğu iddiasıyla 60 gün süreyle ertelendi.

Bakanları Kurulu’nun bu “erteleme” kararı grevi bir hak arama aracı olmaktan çıkarmak, yasaklamak anlamına gelmektedir.

Bilindiği gibi Türkiye’de grev hakkı 12 Eylül’den kalma yasalarla kısıtlanmaktadır. İşçi sınıfının üretimden gelen gücünü kullanması, 12 Eylül askeri darbesi ile beraber oldukça kısıtlanmış, hak grevi ve dayanışma grevi yasaklanmış, grev sadece toplu iş sözleşmesinde uyuşmazlık halinde başvurulabilecek bir mücadele aracı olarak sınırlandırılmıştır. Darbe yasalarında yetki-baraj cenderesi ile köşeye sıkıştırılan sendikaların grev yapması, aşılması çok zor bir dizi prosedüre bağlanmıştır.

Bu yasakların ve sınırlamaların sonucu olarak Türkiye’de işçilerin sadece yüzde 5’i toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmektedir. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması halinde dahi işçilerin grev yoluyla hak araması engellenmektedir. Daha önce baskın yasalarla, bakanlar kurulu kararlarıyla grev hakkının kullanılmasını engelleyen AKP hükümeti, şimdi de cam işçilerinin grevini erteleyerek Türkiye’de grevin artık hak arama aracı olarak yasaklandığını ilan etmiştir.

Grevin hak arama aracı olmaktan çıkarılması, aynı zamanda toplu sözleşme ve sendikalaşma karşıtı bir eylemdir. Çünkü grev hakkın içermeyen bir toplu pazarlık sürecinin de sendikalaşmanın da altı boşaltılmaktadır.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), grev erteleme mekanizmasının anti-demokratik olduğunu tespit etmiş, bu yasanın değiştirilmesini istemiştir. Hükümetin grev erteleme kararı sadece ILO sözleşmelerini, ILO Sendika Özgürlüğü Komitesi kararlarını değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da çiğnemek anlamına gelmektedir. Anlaşılan odur ki Anayasa’nın 90. Maddesine göre bağlayıcı olan kararları çiğnemek, işçilere karşı her türlü hukuksuz, gayrimeşru saldırıyı yapmak AKP hükümetinin fıtratında vardır.

Her fırsatta ”12 Eylül darbecilerini” yargının huzuruna çıkarmakla övünen AKP hükümeti ve “antidemokratik dönemin ürünü olan sendikal mevzuatı değiştirmek” ile övünen Çalışma Bakanı bir kez daha kendilerini tekzip etmiştir. Darbeciler yargılansa da fikirleri iktidardadır.

Grevin “genel sağlığı ve millî güvenliği bozucu” olduğu iddiası öne süren Bakanlar Kurulu üyelerinin “güvenlik” ile ilgili olarak IŞİD ile, “sağlık” ile ilgili olarak da hastanelerdeki taşeronlaşmayla, katliam düzeyine ulaşan iş cinayetleriyle ilgilenmeleri daha yerinde olacaktır.

Cam grevini ertelerken ifade edilen “Genel sağlık ve milli güvenlik” gibi gerekçelerin, toplumda hiçbir inandırıcılığı olmayan bahaneler olduğu açıktır. Hükümet işçi sınıfından, onun örgütlü gücünden, mücadelesinden korkmaktadır. Nitekim Haziran 2014’te Türkiye birçok sektörde işçi direnişlerine ve grevlerine tanıklık etmektedir. Soma katliamı başta olmak üzere artan iş cinayetleri, taşeron köleliği, güvencesizlik ve sefalet ücretleri, işçi sınıfı için katlanılamaz boyutlara gelmiş, grev çadırları kurulmuş, direniş ateşleri yükselmiştir.

Cam işçisinin kazanması, ülkenin dört bir yanında, farklı farklı sektörlerde yükselen direnişlere/grevlere moral verecektir. İşçi sınıfının hafızası olduğu kadar sermayenin de hafızası vardır. 1966 büyük Paşabahçe grevinin işçi sınıfı dayanışmasını nasıl yükselttiği, işçi sınıfının mücadelesinde yeni bir dönemi başlatan işaret fişeklerinden biri olduğu bilinmektedir.

Bugün cam işçisinin haklı mücadelesini hukuk dışı yollarla, baskıyla, zorbalıkla engellemeye çalışanlar bilmelidir ki karşılarında sadece 5800 cam işçisini ve ailelerini değil bütün bir işçi sınıfının dayanışması bulacaklardır.

Cam işçisi yalnız değildir!

Grev haktır, engellenemez!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*