Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » AKP “barajı” geçer mi?

AKP “barajı” geçer mi?

Konuşulması gereken asıl konulardan bir taneside AKP’nin sınıf “barajını” geçip geçemeyeceğidir.

Nerede o eski AKP ?

Ne diye bu soruyu mu soruyoruz? Çünkü bu AKP bildiğimiz AKP değil.

Bildiğimiz AKP; değişen Dünya ekseninde Türkiye burjuvazisinin kendisini yeniden yaratmak ve değişen Dünya’ya geciken uyum sağlama girişimi AKP ile emin adımlarla hızlanarak ilerlemiştir. faşizmle özdeşleşen kurum ve kuruluşları teker teker tasfiye eden, tarihsel düşman ilan edilen devletlerle teker teker barışma girişiminde bulunan ( Ermenistan, Yunanistan, İsrail ve Türklerin kadim ihanetçileri ilan edilen Arap devletleriyle organik bağını güçlendiren, bölgeyle doğrudan kendi çıkar ilişkilerini masaya yatırmak için diplomatik-askeri ilişkiler kuran) yetmez ama evetçileri yanına çekerek yeni anayasa oluşturmaya çalışan, Kürt sorununu sermaye sorunu olarak görüp çözmek için somut adımlar atan, toplumsal alanda kendince düzenlemeler yapan, geleneksel burjuvazinin tutuculuğuna son vermek için pek çok liberal adım atan tüm bunların yanında üretim organizasyonunu yeniden düzenlemek için Ulusal İstihdam Stratejisinden Kapitalist yeniden dönüşüm programlarına kadar emeğin üzerinde yoğunlaştırılan sömürü mekanizmalarını yeniden dizayn ederek işçi sınıfının kazanımlarını da budayarak artı değer sömürüsünü en üst seviyeye çıkartarak burjuva demokrasisinin hem üretim anlamıyla kapitalizm açısından hemde yönetimsel açıdan büyük bir dönüşüm gerçekleştirmek için mevcut tüm gücüyle buraya yoğunlaşan AKP.

medyalens_com-Erdoğan-Sarayın-altına-kaçma-tüneli-01Asıl bu yukarıda saydığımız, yapılan yapılmaya çalışılan “AKP’nin Yeni Türkiye’si”. Şimdi dillenen “Yeni Türkiye” ne bildiğimiz AKP’nin Yeni Türkiye’si ne de uluslararası sermayenin, bölgenin ihtiyacı olan AKP ve sermaye gruplarının istediği Yeni Türkiye’si.

AKP ile Türkiye eski kabuğundan sıyrılmış, burjuva demokrasisi şiarıyla son sürat giderken ilki 2008’de küresel kriz olmak üzere pek çok duvara toslamış en son Haziran Direnişi’yle yeni bir milada girmiştir.

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

Yeni kabuğuna giren AKP özsel anlamda işçi sınıfının emeği üzerindeki hegomanya kurma ve azami kar elde etmek için toplumu yeniden dizayn etme görevini sürdürmeye çalışıyor olsa da yönetimsel açıdan vahşileşiyor ve kabalaşıyor.

Kabaca yaptıkları; Sondan başlayacak olacaksak kocaman kelimesinin dahi az kaldığı bir adet saray ve o saray kadar yıllardan beri eşe dosta peşkeş çekilen arsalar, görsel ve yazınsal medya araçları, kadrolaşmalar, YGS-KPSS gibi sınavlardaki hileleri, hırsızlıkları-yolsuzlukları, yalanları-dolanları gibi onlarca şey yazacağımız geçmişte de yaptığı ancak artık gözümüze soka soka yaptığı, bu gizleme gereksinimi dahi duymayan fütursuz AKP ve karşısında artık ona güvenmeyen, onaylamayan kendi tabanı dahil milyonlar.

Vahşice yaptıkları; yine sondan başlayacak olursak iç güvenlik paketiyle eline açıktan “sopayı” alması, Suriye üzerinde Işid’le oynadığı “oyunlar” ( açıktan silahlar yollamak, IŞİD militanlarını Türkiye’de eğitip, hastahanelerini onlara açmaları ve uzun zaman bu eli kanlı katilleri “iyi çocuklar” olarak göstermeye çalışması gibi), en küçük hak mücadelesine azgınca saldırması, açıktan insanları katletmesi, doğayı talan etmesi, sosyal alana sürekli müdahale etmesi gibi sayacağımız yüzlerce şey.

Kabalığı ve vahşiliği tek bir sınıfa işçi sınıfına top yekün açıktan yapması. Soma’ları, Ermenek’leri yaşatması ve her türlü greve, direnişe kendi sınıfıyla ve kolluk kuvvetleriyle saldırması, yasaklaması, bunun ötesinde de kapitalist Türkiye’yi yeniden yaratmak için didinmesi.

“Ancak bu böyle gitmez!”

AKP ne iç sıyasette ne de dış siyesette ilk çizgisini koruyamayıp çürümektedir. Ekonomik, siyasal, kültürel, felsefi vb. alanlarda üretemiyor, tıkanıyor sonucunda da vahşileşiyor ve kabalaşıyor.

AKP ya kendisini yeniden dizayn edecek ya da tarihin çöplüğüne gömülecek. Çünkü ne uluslararası siyasette ne bölgede ne de iç siyasette tek Dünya ekonomisinin böyle bir AKP’ye ihtiyacı var ne de işçi sınıfının tahammül edecek gücü var. AKP’nin böyle götüremeceği aşikar.

Alternatif HDP mi?

Sürekli duyduğumuz ; “HDP’den ne bekiliyorsunuz sosyalizmi kuracağız demiyorlar ki, HDP sosyalistiz demiyorki, HDP bir basamak devrimci mücadele için kullanmak gerekir” gibi gibi hem HDP’nin siyasetini meşrulaştıran hemde sınıf mücadelesinden ve sosyalizmden umudunu kesmişler için kaçış cümlelerine dönüşen bu söylemlerinde bilincinde olarak önce bir HDP tanımı yapmalıyız.

HDP: Kimlik siyasetinin ezilencik ve halkçılığın liberalizmle sentezinden ortaya çıkan bir parti.

HDP’nin önerisi: Neo-liberal muhafazakar burjuva demokrasisi yerine, liberalizmin çoğulculuk anlayışıyla daha iyi yönetilebilen mali oligarşik kapitalizm.

big-chefsŞimdi değerlendirmemizi böyle yapacak olursak; seçim programına alınan tüm demokratik taleplerin parça-bütün ilişkisi içinde incelediğimizde, parçaların demokratik talep olması, bütünden HDP’nin liberal-reformist parti olması ve bugünün koşullarında parça ve bütünün birbirlerini etkilemesi ve birbirlerine dönüşmesi sonucunda elde edeceğimiz yegane şey kısmi özgürlükler ve hak kazanımları değil, burjuva demokrasisinin güçlenmesi kapitalist sömürünün kimlik, demokratik sorunlar vb. önündeki kısmi engellerin kaldırılarak daha rahat bir biçime dönüşmesi olacaktır!

HDP’nin bazı talepleri toplumsal anlamda ‘yaralı’ olduğumuz yerlerden gelmektedir. Ancak yukarıda belirttiğimiz ve bu diyalektiğin bir adım ötesine çıkamayacak taleplerdir. Bütünden bir liberalizm, parçadan halkçı-ezilenci reformist demokratizmi görmemiz bu ikisinin sentezinden açığa çıkacak olan şey elbette ne aydınlık bir gelecek ne de işçi sınıfı mücadelesinde önümüzün burjuva demokrasisiyle kısmi açılacağı yalanını teşhir etmemizi sağlamaktadır.

HDP’nin siyaseti yerine;

Sınıf mücadelesini ve işçi sınıfının kendisini öz alarak kapitalizme her noktadan alternatif üreterek kapitalist ilişkiler ağını zayıflatıcı her hamle, her örgütleniş, her “yeni yaşam” alanı HDP’nin yürüttüğü siyasetten ve dezenformasyonundan daha ileridir.

Her alan kendi işçi meclislerimizi sınıf temelinde ve odağına sınıf savaşını koyduğumuzda, bu meclislerde yeni yaşamın nüvelerini attığımızda, kapitalizme nihai darbeyi vurana kadar bu alternatifi gösterip büyüterek geleceğin inşaasını bugünden kurma girişimleri, bugünden bu örnekleri vermenin çabaları HDP ve benzeri kurumların siyasetinden, anarşizan özerk kurtuluş alanları yaratmaktan/bu alanları yaratmaya çalışmaktan daha anlamlı olduğunu görür ve reel siyasette söylem ve söylemin hayatta karşılığını bulmasının daha gerçekçiliği ile karşılaşırız.

İşçi sınıfı demenin tam sırası!

Geçtiğimiz yıl boyunca irili ufaklı onlarca greve ve direnişe tanıklık ettik. Bunun yanında devlet 2 büyük grevi yasakladı. Bugün Metal işçisi sendikaya ve emeğin hunharca sömürülmesine karşı direnişte.

AKP ve rejimin kendisi üretemez durumdayken, çatırdamalar duyuluyorken, kriz içten içe yanan bir kor gibiyken ne liberal reformizme kaymanın sırası ne de sol maceracılığa “vakit tamam bugün!”

Bağımsız sınıf siyaseti yapmanın, yeni bir dünyanın mümkünatını göstermenin, sınıfın içinde yeniden doğmanın ve büyümenin tam sırası.

İktidara gözümüzü dikmenin yeni 1 Mayıslar, 8 Martlar yaratmanın tam sırası.

Mücadeleyi çok yönlü ve tüm bunları iç içe geçirmenin tam sırası.

Kahrolsun burjuva demokrasisi!
Yaşasın proleter sosyalist demokrasi!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*