Anasayfa » GENÇLİK » Ah kalbimmm, ben senden çook çeeeektim…
O miniminnacık kalp için... Daha anasının karnındayken, yüreğimiz çarpıntılar içinde, içerden dışardan dinlediğimiz o kalp için... Evet! Herşey bir yana; sadece o kalp için!

Ah kalbimmm, ben senden çook çeeeektim…

Ah kalbim ben senden çook çeeeeektim
Söyle beniiiim bu halim bu halim bu halim bu hal…
Kalpte yakın takip, hayat kurtarır! Acıbadem Kalp Sağlığı Merkezleri, Türkiye’nin ve tüm dünyanın hizmetinde
…”

Emperyalist Capital Grubu tarafından yutulan, kapitalist sağlık tekeli Acıbadem Sağlık Grubu’nun, “ah kalbim” reklamı, 18 Haziran’dan beridir, televizyonlarda… Reklam, gülümseten sevimli bir Yeşilçam nostaljisini getiren plağın, eski, “demode” teknoloji pikapta takılmasını, kalbin “teklemesi”si olarak imliyor. Bu imge üzerine, Acıbadem Kalp Sağlığı Merkezleri’nin pazarlanmasına geçiyor.

Karşıt reklamlar
Sağlığın pazarlanmasında, Acıbadem’in eline kimse su dökemez, kuşkusuz! Ancak, belki görmeyen, bilmeyen kalmıştır, diyerek; “ah kalbim”in kapsamını okurlarımıza sunmak istiyoruz. Yok, elbette, kapitalistlerin reklamını yapacak değiliz! Olsa olsa, onların “cehennemi”nin reklamını yaparız. Üstelik, parasız!

Sadece, işçilerin temel ihtiyaçlarına, sorunlarına, işçi direnişlerine vb. ilişkin kampanyalarda; ne yazık ki halen son derece “kuru”, “yavan” kalan kampanyalarda; kapitalistlerden de öğreneceğimiz şeyler olduğuna inanıyoruz. Ekonomik, siyasal, toplumsal, ideolojik, sanatsal, kültürel, organizasyonel, pratik vb., bütünlüğü kurmak hedefiyle…

“Minik kalplerin sağlığı için”
Öyleyse biz de, Acıbadem Sağlık Grubu’nun sitesine geçelim. Sitenin, “ah kalbim” bölümüne…

“Ah kalbim” bölümünde, “Minik kalplerin sağlığı için…”, bölümü var:

“Minik kalplerin sağlığı için…
Anne baba olmanın heyecanıyla ultrasonografinin ekranına bütün dikkatinizle bakarsınız.

Aslında istediğiniz yalnızca onunla tanışmaktır. Anne karnındaki 9 ay sürecek yolculuğunun ilk haftalarında olan bebeğinizi görmek, varlığından emin olmak istersiniz. Ama o da ne! Ekranda yalnızca her iki yanında adeta yatay iki şimşekle birleşmiş küçücük siyah nokta pıt pıt atmaktadır, şimşekler aşağı yukarı kıpırdamaktadır. Bebeğiniz bir siyah noktadan ibarettir adeta. Pek çok anne gibi siz de aynı soruyu sorabilirsiniz “Bu ne?” Ama hemen belirtelim; uzmanınızın ağzından dökülen tek sözcük sizi şaşırtabilir: “Kalbi!”

Evet, bebeğinizin ilk oluşan organı, kalbidir!

Ultrasonografi ekranında o siyah noktaya benzeyen kalp, milyarlarca kez bölünecek, gelişecek, kendini tamamlamanın yanı sıra diğer organlarla bir bütün olarak çalışabilecek hale gelecektir. Üstelik bedensel sağlığının da önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilecektir. Uzmanlar, anne karnındaki kalp atışlarını sayarak genel sağlığı hakkında bazı bilgilere sahip olabiliyorlar.

9 aylık uzun yolculuğu bitirip doğduğunda minicik bedeninin içinde yalnızca kendi yumruğu kadar büyük olan o küçük kalbi, atıyor olacak. Hatta hayata merhaba dediği ilk dakikalarda bile yine sağlıklı olup olmadığını saptamak için dakikada kaç kez attığı da hesap ediliyor.

Bebeğiniz, kalbi sağlıklı attığı sürece büyümesi ve gelişmesini sağlıklı bir şekilde sürdürebiliyor.
Ama bazen o minik kalpler çeşitli hastalıklarla tanışmak durumunda kalabiliyorlar. Bazı bebekler, çeşitli nedenlerle anne karnında oluşan bazı sorunlarla dünyaya geliyor. İstatistikler ülkemizde 12000-13000 doğumsal kalp sorunu olan bebeğin dünyaya geldiğini gösteriyor. Bazı çocukların ise doğumsal olmasa da, bebeklik ya da çocukluk dönemindeki yaşadıkları çeşitli hastalıklar nedeniyle kalp sağlığı etkileniyor.

Ama tıp bilimi, minik kalpler için yeni çözümler üretiyor!

Günümüzde çocuk kardiyolojisi ve kalp cerrahisi alanındaki bilgi ve birikimin yanı sıra geliştirilen yeni teknolojiler ve yöntemler, minik kalplerin daha uzun süre ve sağlıklı atmasını sağlıyor. Yeter ki doğru zamanda, deneyimli uzmanlar ve tam donanımlı hastaneler aracılığıyla teşhis ve tedavi edilme olanağı bulsunlar. Öyle ki, günümüzde eskiden ‘umutsuz’ olarak görünen birçok anomaliler iyileştiriliyor. Böylece bebeklerin sağlıklı bir yetişkin olarak yaşamlarını sürdürmeleri sağlanıyor.”

Nasıl?
Hangi anne, baba, bu zorunlu, yakıcı, acil ihtiyacı duymaz?
Hangi anne, baba, bu çağrıya tepkisiz kalabilir?
Hangi anne, baba, bu çağrıyı karşılıksız bırakabilir?…
Kampanya, daha bu kadarıyla bile; elbette erişebildiği kadarıyla; karşıt sınıflardan olmalarının sınırlarını da ortadan kaldırarak, toplumdaki tüm aileleri kucaklıyor.

“Hasta deneyimleri”
Şimdi de; sitenin yeni bir bölümüne geçelim. “Hasta deneyimleri” bölümüne…

“A.K, 25 yaşında, ev hanımı:
’19 yaşındaydım. Yeni evlenmiştim. Bu yaşta kalbimde aşkın büyülü sıcağından başka ne olabilirdi ki… Oldu ama. Biliyordum, annemin de kalp sorunları vardı. Genetik olarak beni etkileyebilirdi ama 19 yaşında olmaz, diye düşündüm. Daha önümde çok uzun yıllar vardı kalp sorunlarıyla tanışmak için. Ama bir gün göğsümde bir ağrı hissettim. Hastaneye başvurdum, sonuç: Kalp krizi geçirmiştim! Hem de 19 yaşımdayken.’

19 yaşında kalp krizi geçirdi!
– Daha önce yaşadığı göğüs ağrısına tanı konabilir umuduyla Acıbadem’e geldi.
– Ailesinde kalp hastalığı ve kolesterol yüksekliği sorunu dışında bilinen bir kalp damar hastalığı riski bulunmuyordu.
– Ama teşhis kalp krizi oldu.
– A.K., hastaneye gelmeden önce kalp krizi geçirmişti.
– Koroner anjiyografi yapıldı.
– Kalp damarında diseksiyon denilen damar içi yırtılma saptandı.
– Damarına ilaçlı stent yerleştirildi ve damarın tamamen açılması sağlanarak damar yırtığı tamir edildi.
– Taburcu edildi. Sonrasında sağlığı yıllarca takip edildi.
– Stent işlemi sonrasındaki 3. yılda A.K. hamile kaldı ve sağlıklı bir anne oldu.

95 yaşındaki kalp krizi geçiren hastaya acil stent tedavisi
Sabiha Hanım 95 yaşında, zihinsel performansı oldukça iyi, entelektüel bir yaşam tarzı olan ve hayatını aktif bir şekilde devam ettiren bir hastamız idi. Hastamız koruyucu kalp tedavisi altındayken acil polikliniğimize göğüs ağrısı ile geldi. Acıbadem Kadıköy hastanemiz kardiyoloji uzmanı Prof. Dr .Sinan Dağdelen, Uzm. Dr. Murat Yüce ve Uzm. Dr. Erkan Balaban tarafından yapılan incelemelerde Sabiha Hanım�n akut kalp krizi geçirmekte olduğu anlaşıldı. Hastamız kısa ve hızlı bir değerlendirmenin ardından kateter laboratuvarına alındı ve acil koroner anjiografi yapıldı. Yapılan işlemde hastanın ön inen damarı olan en önemli ana kalp damarlarından birinin tamamen tıkanmış olduğu tespit edildi. Derhal aynı seansta tıkalı damar teller ile kanalize edildi ve daha sonra yeterli açıklık sağlanması için buraya balon yapıldı. Yine aynı seansta bu bölgeye ilaçlı stent yerleştirildi ve hasta başarılı bir şekilde taburcu edildi.
Hastamız şu anda yaklaşık 100 yaşına ulaştı ve hala yaşa bağlı bir ritm bozukluğu haricinde sorunsuz kalp durumu ile takip edilmektedir.

İnancına göre kan nakli yasaktı
AA, 60 yaşında, Yehova Şahidi:
‘Çaresizdim. Ama inancım her zaman galip geldi. 10 yıl boyunca yakınmalarım arttı. Nefes almak, hareket etmek giderek zorlaştı. Her zorlukta yeni bir doktora başvurdum. Ama yanıt hep aynıydı: ‘Kalp nakli sırasında kan nakli yapabiliriz!’ Olamazdı, böyle bir şeyi kabul edemezdim! İnancım, hangi nedenle olursa olsun başkasının kanından yararlanmayı reddediyordu. Tüm kalbimle inandığım için arayışlarımı sürdürdüm. Bir gün oğlum, Acıbadem’de istediğim şartlarda ameliyat olabileceğimi söylediğinde çok sevindim. Telefonlar, yazışmalar derken, kendimi ameliyat masasında buldum. Ama yine de doktoruma hangi durumda olursam olayım, kan nakli istemediğimi belirttim yeniden. Sonuç, harika! Artık sağlıklı bir kalbim var.’
İnancına göre kan nakli yasaktı
– A.A. 60 yaşında ve Yehova Şahidi.
– İnancına göre kan nakli yasak.
– Aort darlığı sorunu vardı. Kalp kapağı bu nedenle kalınlaşmış ve kireç tutmuştu.
– 10 yıl çeşitli doktorlara gitti. Ancak hiç biri ameliyatı kan nakli olmadan yapamayacağını söyledi.
– Oğlu araştırdı. Acıbadem’de kan nakline ihtiyaç duyulmadan ameliyat olabileceğini öğrendi. Hemen başvurdu.
– Aort kapağı 2,5 saat süren ameliyat ile değiştirildi.
– Oldukça başarılı geçen ameliyatta hiç kan kullanılmadı.
– Ameliyattan kısa bir süre sonra sağlığına kavuştu.”

Nasıl?
Hangi insan, sağlıklı olma ihtiyacını duymaz?
Hangi insan, hastalığından kurtulmak istemez?
Hangi insan, bu örneklerden birini oluşturmak istemez?
Kampanya; bebekleri, çocuklu çocuksuz tüm aileleri, doğumdan mezara tüm kuşakları; kısacası, herkesi; tek bir insanı dahi dışarda bırakmaksızın, kucaklıyor.

UPS işçileriyle enternasyonal sınıfsal eylemli dayanışmaya!
Gündemdeki işçi direnişlerinden “en” çok yönlüsü, “en” soluklusu, “en” uluslararası sınıfsal dayanışma bağlantılısı vb., UPS direnişi. Biz, UPS direnişimizi dahi; Türkiye’deki, bölgedeki, Avrupa’daki, dünyadaki işçilere taşımanın; kolektif kitlesel eylemli sınıf dayanışmasını süreklileştirerek geliştirmenin, daha ilk adımlarını zorlanarak atarken…

Emperyalist Capital Grubu’nun yuttuğu, kapitalist sağlık tekeli Acıbadem Sağlık Grubu’nun, “ah kalbim” kampanyası, daha şimdiden, ulaşılmadık tek bir insan dahi bırakmıyor!

Dün bir yana; bugün, eşzamanlı olarak başlasak dahi; daha en başından, kesinkes, ve mutlak olarak yeniğiz!

Yedi düvelinize de!
Fakat, yenileniyoruz da!

Emperyalist kapitalizm, dünya çapındaki kriz ve yeniden yapılanma saldırısını, faşist darbelerden bugüne sürdürüyor. Bugün ise; Türkiye, bölge, Avrupa ve dünya çapında, içiçe geçen dalgalar halinde; saldırısını, bir üst düzeye çıkarıyor. Yoğunlaştırıyor, sertleştiriyor. Sonuca götürmeye; henüz yenilgi koşullarından, ilişkilerinden, psikolojisinden çıkamamış olan, işçi sınıfını, emekçilerin yenilgisini sistemlileştirerek kalıcılaştırmaya; boyun eğdirip, uzun bir dönem için, teslim almaya, saldırıyor…

Saldırsın!

Sürekliliği içinde, bu yeni ve üst düzeydeki saldırı dalgası da; yerel, sektörel, ülkesel, bölgesel, Avrupa ve dünya çapında, içiçe geçen, işçi, emekçi eylemleriyle; grevlerle, genel grev genel direnişlerle, karşılanmaya başlıyor. Süreklileşek, büyüyecek, güçlenecek, bütünleşecek…

Kampanyalarımız da, öyle! İşte, Dev Sağlık-İş Sendikası’nın, örgütlü sağlık işçilerinin, taşeron işçi çalıştırmaya, sağlıkta taşeronlaştırmaya karşı; sermayenin hastanelerini, bakanlıklarını, sosyal güvenlik kurumlarını vb., hedefe çakan; adım adım, öre öre, eylemlerle gelişen, kampanyası…

Direnişlerimiz de, öyle! İşte, TEKEL. TEKEL’i mücadelemize, mücadelemizi TEKEL’e kazandık. TEKEL’le kazandık. TEKEL direnişinin sonucu ne olursa olsun; sınıf mücadelemizi geliştirip; “görkemli veda”larla, yeni işçi kuşaklarına devledip, kazandık…

Yenileniyoruz…

Dünden kopmakta; sahneyi “örkemli bir veda” ile terketmekte olan işçi kuşaklarından kopmakta; sonsuz çürümüş, holdingleşmiş sendikalardan kopmakta; dünkü sınıfsal, siyasal, toplumsal, ideolojik, kültürel vb. ilişkiler bütününden kopmakta, ne kadar zorlansak da… Zorunlu olarak… Acı ve sevinç içinde, kendimizi dağlayarak, kendimizle amansızca savaşarak…

Doğum kordonumuzu, henüz çıkmamış dişlerimizle ısırıp, kopararak…

Yarın, yakın ya da yakınsatacağımız bir gelecekte, “Yeniyiz de!”, diye haykıracağız. Fabrikalardan, işyerlerinden, alanlardan, kentlerden, ülkelerden, bölgeden, Avrupa’dan, dünyadan…

Hodri, diyeceğiz! “Yedi düvelinize” de!

Sadece o kalp için!
Biz; kendi doğum kordonumuzu, henüz çıkmamış dişlerimizle ısırıp, koparan; yeni işçi kuşağı olarak; “bebeğimizin ilk oluşan organı, kalbi”ni, ne kapitalistlere teslim edeceğiz; ne de emperyalist kapitalizme!

O miniminnacık kalp için…

Daha anasının karnındayken, yüreğimiz çarpıntılar içinde, içerden dışardan dinlediğimiz o kalp için…

Evet! Herşey bir yana; sadece o kalp için!

O kalbi, kapitalistlere sermaye olmaktan kurtarmak için.
O kalbi, kapitalist meta olmaktan kurtarmak için.
O kalbi, tekel fiyatıyla satılmasından kurtarmak için.
O kalbi, pazarlanmaktan kurtarmak için.
O kalbi, piyasadan kurtarmak için.

Sadece o kalp için!
Savaşacağız!

Kazanıncaya kadar; sonuna kadar savaşacağız…
Sadece sınıf savaşımını, sosyalizmi değil; asıl olarak, o miniminnacık kalbi kazanacağız…
O kalbi kazanacağız ki, komünizme erişsin…
Dünyanın bütün kalpleri, miniminnacık bütün kalpleri, özgürce çarpsın, özgürce büyüsün…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*