Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Adana 1 Mayıs’ından “insanca yaşam” röportajları

Adana 1 Mayıs’ından “insanca yaşam” röportajları

Adana’da 2010 1 Mayıs alanı işçi ve emekçilerin, Tekel işçilerinin, ev emekçilerinin, tekstil ve konfeksiyon işçilerinin, öğrencilerin, emeklilerin, işsizlerin, atık kağıt işçilerinin ve kamuoyunda “taş atan” çocuklar olarak bilinen Kürt çocukların talepleriyle yankılandı. Adana 1 Mayıs alanından yaptığımız röportajları yayınlıyoruz.

Alanda ilk gözümüze çarpan “Yaşasın 1 Mayıs-Adana Mevsimlikçiler ve İşportacılar Derneği” pankartı oldu. İlk konuştuğumuz dernek başkanı ve aynı zamanda bir işportacı olan Veysi Aktürk oldu. Ve “1 Mayıs sizin için ne anlam ifade ediyor?” diye sorduk.

Veysi Aktürk: Haklarımız için iyi bir yaşam ve çocuklarımıza iyi bir gelecek kurmak için mücadele etmemiz gerektiğini ve bunun için ilk başta örgütlenmek gerektiği için de ilk önce derneğimizi kurduk. Sağlıklı tezgahlar istiyoruz. Vergimizi, kiramızı ödeyelim ama sabit bir yerimiz olsun. Her an baskın yeme korkusuyla çalışmak istemiyoruz. İnsanca ve onurluca yaşamak istiyoruz. İnsanca işimizi yüretecek ortam sağlanmasını istiyoruz. Güvenli, sağlıklı tezgahlarımız olsun istiyoruz. Her an korkuyla iş yapmak değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Çocuklarımıza güvenli gelecek istiyoruz. Bu gün burada insanca ve onurlu bir yaşam için taleplerimizi haykırmaya geldik.

İşportacı Mustafa Aydın: Sorunlarımızı ve dertlerimizi haykırmak için alanlara indik bugün. Bizler kalıcı tezgahlar istiyoruz. İşgaliyemizi ödeyelim buna karşılık olarak da korkusuzca tezgahlarımızı kurmak istiyoruz. Bizler insanca yaşamak istiyoruz. Kaçmak, göçmek istemiyoruz. Hiç bir sosyal güvencemiz yok. Bizler de sosyal güvence istiyoruz. İnsanca ve onurlu bir yaşam için bu alanlara indik. Dertlerimizi haykırmak için buradayız. Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz diyen Tekel işçilerinin yanındayız.

Tekel işçisi Meral: Tekel işçisiydim. Şu anda Orman İşletme Müdürlüğünde çalışıyorum. Tekel direnişi boyunca arkdaşlarımı yalnız bırakmadım. Sonuna kadarda yanlarındayım. Tüm emekçi ve işçi kardeşlerimin 1 Mayıs’ını kutluyorum. 1977 yılında Taksim’de kaybettiğimiz kardeşlerimizi saygıyla anıyorum. Bir an önce ’77 1 Mayıs katillerinin yargılamasını istiyorum. 4-C ‘ye hayır demek için buradayım.

Tekel işçisi Nuriye Altaş: Tekel direnişi devam ediyor. Taksim’i kazandık. Bizler vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Direnmeye devam edeceğiz. 1 Nisan eyleminin ardından eşim çalıştığı işyerinde iş kazası geçirdi. Şu anda her iki elini de kullanmıyor. Eşimi evde bırakıp haklarımızı onuna kadar almak için buradayım. Eşim kaza iş kazası geçirmemiş olmasaydı o da şimdi burada olacaktı.

Tekel içileriyle halaylarımızı çekerken Botan’ın taşıdığı “Tutsak çocuklar serbet bırakılsın dövizi gözümüze çarpıyor.

Botan: 15 yaşındayım. 7. sınıfa gidiyorum. Cezaevinden çıkalı bir hafta oldu. Cezaevinde dayak yedim, horlandım, hakaret ve işkenceye maruz kaldım. Arkadaşlarım hemen serbest bırakılsın. Tüm tutsak çocuklar serbest bırakılsın. Bu yaşta işkenceye maruz kaldım. Bunları haykırmak için buradayım. Arkadaşlarımın serbest bırakılması için buradayım.

İşe başladığından bu yana ilk kez 1 Mayıs’a katılan Belediye otobüsü kullanan kadın şoför arkadaşı dinliyoruz.

Büyükşehir Belediyesi’nden bir kadın şoför: 2006 yılından bu yana Büyükşehir Belediyesi’ne ait otobüs kullanıyorum. Belediye-İş Sendikasında örgütlüyüm ama sendikamı alanda göremedim ne yazık ki. Gerçi ne 8 Mart’larda ne de 1 Mayıs’larda sendika bizleri alana çağırmaz. Alanlara gelmememiz sendikanın işine de geliyor bir yandan. Bugün 1 Mayıs’a katılmak için işten izin aldım. Bizler oldukça ağır koşullarda çalışıyoruz. Ben sendikalıyım ama son işe giren arkadaşlarımız sendikalı değil. Bugün ağır koşullarda ve güvencesiz çalışmaya karşı buradayım. Haklarımı istemek için buradayım.

“Sen git ben çocuklara bakarım”

Bir kadın emekçinin 1 Mayıs’a dair duygu ve düşünceleri:

Bugün 1 Mayıs kutlamalarına katılabilmiş olmak gerçekten çok özel ve önemli bir durum benim için. Haklarını arayan, haksızlıklara isyan eden binlerce insanın içinde olmak,onlarla birlikte yürümek, az da olsa onlara destek olabilmek, müthiş bir mutluluk verdi bana. Gidemeyeceğimi düşünmüştüm önce 2 çocukla, ama eşim “Ben evdeyim çocuklara bakarım sen git” deyince hemen hazırlanıverdim.

Ben 10 senelik evliyim,2 çocuk annesiyim. Dışarda çalışmıyorum belki ama en ağır işçilerden biriyim, ev kadınıyım. Daha iyi şartlarda yaşamak, çocuklarıma daha iyi bir gelecek sunabilmek istiyorum. Eğitim parasız diyorlar, okuldan haftada en az 1 gün para istiyorlar, sınav için, fotokopi için ya da başka şey için…Sağlık parasız deniliyor ama cüzdanında para olmazsa sağlık ocağına bile götüremiyorsun çocuğunu. Maalesef böyle kötü bir sistemde büyütüyoruz çocuklarımızı.

1 Mayıs barış, demokrasi ve güvenli bir gelecek için mücadele günüdür. Bugün bu mücadelenin içinde yer alabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Bütün işçilerin ve emekçilerin 1 Mayıs’ını kutluyorum.

Didar Sırakaya

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*