Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Açlık grevleri sona erdi

Açlık grevleri sona erdi

Tutuklular: Eylemimizi sonlandırıyoruz
(diha, anf, etha)

Kürt siyasi tutukluları adına açıklama yapan Deniz Kaya, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “açlık grevlerine son verin” çağrısını esas aldıklarını belirterek, açlık grevini bitirdiklerini açıkladı.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “açlık grevini bitirin” çağrısı üzerine Kürt siyasi tutuklular adına açıklama yapan Deniz Kaya, açlık grevini bitirdiklerini açıkladı.

Kaya, “Önderliğimizin yaptığı ‘bu eylem yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır. Hiçbir tereddütte kalmadan, bir an önce açlık grevine son versinler’ çağrısını esas alıyor ve 18 Kasım 2012 tarihinden itibaren eylemimizi sonlandırıyoruz. Önümüzdeki süreç içinde Önderliğimize gösterilecek yaklaşım ve müzakere sürecinin somutluk kazanması takipçisi olacağımız temel konulardır” dedi.

Kaya’nın tutukluları adına yaptığı açıklama şöyle: “14 Temmuz direniş ruhu ile 12 Eylül 2012 tarihinde başlatmış olduğumuz süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemimiz Kemal Pir’lerin ‘yaşamı uğrunda ölecek kadar seviyoruz’ felsefesine dayanarak fedaice, görkemli bir direniş olarak tarihin kaydına düşmüştür. Eylemimizin amacı Kürt sorununun şiddete dayalı çözüm anlayışının ülkemizi sürüklediği trajik gidişata dur demek, yaşam ilkesini hayata geçirecek müzakere ve diyalog sürecinin başlaması için gerekirse kendimizi feda etme iradesini ortaya koymaktı. Kürt sorununun demokratik çözüm yolunu açmak için kendi bedenimizi ortaya koyduk ve çözümün en samimi deklarasyonunda bulunduk.

Kürt halkının ve demokratik kamuoyunun eylemimiz süresince ortaya koyduğu direnişi selamlıyor ve direnişimize büyük moral ve güç kattıklarını belirtmek istiyoruz. Milyonların, on binlerin direnişi ile bütünleşmiş olması an itibarı ile devletin şiddete dayalı çözüm sürecini anlamsızlaştırmıştır. Halkımıza ve demokratik kamuoyuna bu anlamda teşekkür ediyoruz.

Kamuoyunun da bildiği gibi Önderliğimizin yaptığı, ‘Bu eylem yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır. Hiçbir tereddütte kalmadan, bir an önce açlık grevine son versinler’ çağrısını esas alıyor ve 18 Kasım 2012 tarihinden itibaren eylemimizi sonlandırıyoruz. Önümüzdeki süreç içinde Önderliğimize gösterilecek yaklaşım ve müzakere sürecinin somutluk kazanması takipçisi olacağımız temel konulardır.

Halkımıza ve demokratik kamuoyuna çağrımızdır; bu direnişin ortaya çıkardığı süreci Önderliğimizin özgürlüğü ve Kürdistan’a demokratik özerklik sağlanıncaya kadar büyütmeleri ve direnişi daha ileri bir aşamaya taşırmalarıdır. Cefakar ve fedakar halkımız tarifsiz direniş ve bedellerle özgürlük iradesini ortaya koymuştur. Halkımız ile ortaya konulacak güçlü öncülüğün aşamayacağı engel yoktur.”

KCK: Sorumluluk hükümette

Cezaevlerindeki açlık grevlerini Öcalan’ın çağrısı üzerine bitirilmesine ilişkin açıklama yapan KCK, “Direnişi bundan sonra Hareketimiz ve halkımız devir almış bulunmaktadır” dedi. KCK, bundan sonra sorumluluğun AKP Hükümeti’nde olduğunu kaydetti.

KCK, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine tutukluların açlık grevlerini sona erdirmesine ilişkin açıklama yaptı.

KCK, “Bizde hareket olarak Reber Apo’nun bu çağrısına tam olarak uyacağımızı belirtiyor ve bu temelde direnişte olan tüm yoldaşlarımızın eylemlerine son vermesini istiyoruz” dedi.

ANF’de yer alan açıklamada, “Direniş, yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır” denildi. Öcalan’ın bir kez daha çözümden yana iradesini ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, bundan sonra sorumluluğun devlet ve AKP Hükümeti’nde olduğu vurgulandı.

KCK, “Direnişte olan tüm yoldaşlarımızın eylemlerine son vermesini istiyoruz” çağrısı yaptı.

“Direnişi bundan sonra Hareketimiz ve halkımız devir almış bulunmaktadır” denilen açıklamada şunlar ifade edildi. “Cezaevlerindeki tutsak yoldaşlarımız, 12 Eylül tarihinden bu yana gruplar halinde 67 gün devam eden süresiz açlık grevi eyleminde olmuşlardır.

Yoldaşlarımız, bu direnişi tamamen kendi özgür iradesiyle başlatmıştır.

Direnişin talepleri ve amacı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Açlık grevi direnişi, adı üzerinde bir ölüm orucu eylemi değildir. Ölüm orucu eylemi, karakteri gereği tüm talepler yerine getirinceye kadar sürerken; açlık grevi ise, bazı taleplerin gerçekleşmesi kadar toplumda belli bir duyarlılık yaratılıp, belli düzeyde bir kamuoyu geliştikten sonra bitirilebilecek bir eylem biçimidir. Bu bağlamda bakıldığında zindan direnişi amacına ulaşmıştır. Direnişi bundan sonra Hareketimiz ve halkımız devir almış bulunmaktadır.

Yüksek bir irade ve kararlılıkla 67 gün süren açlık grevi sonucunda toplumda çok ciddi bir gündem oluşmuştur. Bununla birlikte, Hükümet ve devlet yetkilileri bunun ciddiyetini görmüş ve istemedikleri halde de bazı adımlar atmak zorunda kalmışlardır.

Açıklık grevi direnişi, başta Kürdistan’ın dört parçası olmak üzere, yurt dışında, özellikle de Avrupa da çok önemli bir etki yaratmıştır. Halkımız siyasi ve ulusal birlik konusunda yek vücut olmuş; direnişçilerin taleplerini kendi talepleri olarak sahiplenmiş, on binler ve yüz binler ayağa kalkmıştır. Türkiye’de Kürt halkının dostları; devrimcileri, demokratları ve insan onurundan yana olan her kesin gösterdiği destek ve duyarlılık son derece anlamlı ve değerli olmuştur.

Zindan direnişi, Kürt halk önderliğinin çağrısı ile onurlu bir biçimde, başarıyla sonuçlanmış bulunmaktadır. Kürt Halk Önderi bu çağrıyı, halklarımıza karşı sorumluluğu gereği yapmıştır. Bundan sonra tüm sorumluluk devlete ve hükümete düşmektedir. Bizde hareket olarak Reber Apo’nun bu çağrısına tam olarak uyacağımızı belirtiyor ve bu temelde direnişte olan tüm yoldaşlarımızın eylemlerine son vermesini istiyoruz.

Reber Apo’yla birlikte Kürdistan halkı özgür oluncaya dek mücadelemizi her düzeyde ve her yerde kesintisiz, kararlı ve radikal bir biçimde yükselterek geliştireceğimiz kesindir.”

‘Artık sorumluluk AKP’de’

BDP ve DTK Eş Başkanları, Kürt siyasi tutukluların açlık grevlerini sonlandırmasına ilişkin açıklama yaptı. Öcalan’ın çağrısının herkese nefes aldırdığını belirten eş başkanlar, bundan sonraki süreçte sorumluluğun AKP’de olduğunu vurguladı, hızla müzakerelerin başlamasını istedi.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, “açlık grevlerini bırakın” mesajını açlık grevindeki tutuklulara ileten BDP milletvekilleri, bir kez daha tutuklularla görüştü.

Tutukluların, “Önderliğimizin açıklaması bizim için esastır. Tartışmasız gereğini yerine getireceğiz. Açlık grevini bırakıyoruz” şeklindeki açıklaması üzerine Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, BDP milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Özdal Üçer, Sabahat Tuncel, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir DTK binasında basın açıklaması yaptı.

Basın toplantısına Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’da katıldı.

‘ÖCALAN TARİHSEL ROLÜNÜ OYNADI’

Burada konuşan BDP Eşgenel Başkanı Gültan Kışanak, cezaevlerinden alınan kararın herkesin rahat nefes almısına denen olduğunu belirtti.

Kışanak, şunları söyledi: “Cezaevlerindeki arkadaşlarımız açlık grevini bugün itibaren sonlandırdıklarını belirtti. Bu açlık grevleri göz önüne alındığında amacına ulaşmıştır. Türkiye’nin siyasal tarihinde önemli bir direniş sayfası olarak yerini aldı. Başbakanın bütün olumsuz yaklaşımlarına, tahrik edici, itibarsızlaştırmaya çalışan yaklaşımlarına karşın Kürtler ve Türkiye halkı, demokratik güçleri, vicdani ve insanı yaklaşımı olan herkes bu mücadeleyi ve talepleri sahiplendi.”

Milyonlarca insanın ayağa kalktığını kaydeden Kışanak, “Biz 68 günü hem Türkiye’nin siyasal tarihinde, hem Kürt halkının özgürlük mücadelesinde önemli bir dönem noktası olarak görüyoruz. Söz söyleyen, dua eden, olumsuz gelişme yaşanmadan sonuçlanmasında katkısını sunan herkese teşekkürler” dedi.

“Sayın Öcalan bir kez daha lider ve önder olduğunu ortaya koyan önemli tarihsel bir duruş sergiledi. İnsan yaşamına ne kadar önem verdiğini ortaya koydu” diyen Kışanak, şöyle devam etti: ” Takdir edilecek çabadır. Herhangi bir insanın yaşamına zarar gelmeden sonuçlanması için güçlü bir çağrı yaparak, eylemin sonuçlanmasında en önemli rolü ve katkıyı sundu. Hepimiz 60. günden sonra her saniye olası bir olumsuz gelişme haberi duyabiliriz kaygısıyla yaşadık. İmralı’dan gelen çağrı hepimize nefes aldırmıştır. Türkiye’yi açıkça bir kaosun felaketin kıyısından alan bir açıklama olmuştur. Böylesine bir kaosu önleyen Sayın Öcalan tarihsel rolünü oynamıştır.”

‘ÖCALAN, KRİTİK VE KİLİT ROLE SAHİP’

Açlık grevlerinin sona erdiğini ancak sorunların bitmediğini söyleyen Kışanak, “Kürt sorunun barışçıl demokratik yöntemlerle çözülmesi için müzakerenin vakit geçirilmeden başlaması için” ellerinden gelen çabayı göstereceklerini vurguladı.

Öcalan’ın bu anlamda en kritik ve kilit role sahip olduğunu kaydeden Kışanak, şunları vurguladı: “Kürt halk önderi Sayın Öcalan en önemli kritik ve kilit bir role sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sağlıklı koşullara kavuşarak bu müzakerenin yürütebileceği konuma sahip olmalıdır. Bu bir irade beyanıdır. AKP Hükümeti’nin de devletinde bu irade beyanına saygı göstermesi, dikkate alması gerekiyor. Bundan sonra olumlu bir sürecin önünün açılması için adım atmasını bekliyoruz. Bu nedenle bir kez daha hiç kimse beklemeden, bir dakikayı heba etmeden bu mücadeleyi en güçlü şekilde yürütüp barışın, çözümün önünü açacak koşullar yaratmaya çalışacağız.”

TUĞLUK: MÜZAKERE BAŞLASIN

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Aysel Tuğluk, defalarca Kürt meselesinin siyasal ve demokratik çözümünde Öcalan’ın rolüne işaret ettiklerini hatırlatarak, “Öcalan’ın Kürt meselesinde en birinci aktörlerden olduğun söyledi. Bu meselenin çözümlenmesi isteniyorsa Öcalan’ın muhatap alınması gerektiğini ifade ettik. Bu ifade ettiğimiz şeylerin ne kadar gerçek olduğunu bugün somut olarak yaşıyoruz” dedi.

Öcalan’ın, olumsuz iyi bir şey yaşanmadan sürecin sonuçlanmasını sağladığına dikkat çeken Tuğluk, şunları söyledi: “Bu açıdan bir kez daha Türkiye kamuoyunun Sayın Öcalan’ın çözümleyici rolü noktasındaki gücünü ortaya koyduğu iradeyi görmeye çağırıyoruz. Türkiye, Kürt sorununu demokratik çözümünü sağlamak istiyorsa Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı, iletişimi sağlamalı, müzakere sürecini başlatmalıdır. Ortaya çıkan bu toplumsal iradeye saygı gösterilmelidir. Bundan sonraki çabamız bu meselenin barışçıl sürece evrilmesi, ölümün yerine yaşamın kazanması için mücadele etmek olacak. Yeni başlangıçlar yaratabiliriz. Barış için çözüm olgunlaşmıştır. Bundan sonra en büyük sorumluluk AKP’ye aittir. Çözüm programı sunulmalıdır. Türkiye tarihi bir karar vermekle yüz yüzedir. Ya demokratik barışçıl yöntemlerle çözecek, ya da ciddi bir kırılmayı yaşayacak. Biz ısrarla ve inatla birlikte yaşamayı savunuyoruz.”

‘KÜRTLER DİRENİŞ BEĞENDİREMEDİ’

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, 68 gün boyunca kulaklarında sık sık 12 Eylül ve 19 Aralık ‘Hayata dönüş’ operasyonunun mimarlarının sesinin çınlandığını söyledi.

Önder, şöyle devam etti: “Kenan Evren ne diyordu ise Hikmet Sami ne diyor ise, bu direniş karşısında devletin çıkardığı seste bu tür homurtulardan ibaretti. İnsani bir ses duyamadık. Tahrire güzellemeler diziyorlardı. Fakat Kürt halkının evlatları, cezaevlerini Tahrire döndürmüştür.”

Son bir haftada yaşananları görmek için Diyarbakır sokaklarında kısa bir gezintinin yeterli olacağını söyleyen Önder, “Ancak bir işgal hukuku, işgalci bir kuvvet bir kentin ana caddelerine, ana arterlerine, tanklarını her sokak başına dizmek suretiyle önlem alabilir. Bir devlet kendi halkına karşı böyle önlem alamaz. Düşman hukukuyla yaklaştığınız bir halktan kardeşlik beklemek ancak aymazlığın ürünüdür” dedi.

“Kürtler ümit etmeyi bıraktılar, sadece annelerin oturduğu çadıra 38 gaz bombası atarsan senden ümit edilecek bir şey kalmamıştır” diyen Önder, şöyle devam etti: “Kürtler, bu beyzadelere bir türlü direniş beğendiremiyor. Gandi var diyorlardı. Gandi yapınca bilgelik oldu, Kürtler yüz binlere taşıyınca eleştiri oldu. Demokratik siyaset alanı bu kadar daraltılmasaydı, ne savaş ne açlık grevleriyle işgal edilmeyecekti.”

CEZAEVİNDEKİLERDEN TEŞEKKÜR

Önder, cezaevlerindeki tutukluların mesaj gönderdiğini söyledi ve devam etti: “Bu sürece zehirli bir dille şeytanlaştırmak isteyenler kadar hümanizm ile yaklaşanlar da oldu. Cezaevindekilerin en seçkin teşekkürü okullarından eve giderken siyasi tutsaklar onurumuzdur diyen öğrencilereydi. Kendilerinin iradesi değil, gizli gizli besleniyorlar diyenlere ise ‘Vebalimizi alıp kendi karanlık yüzlerini tüm insanlığa aşikar ettiler’ diyerek teşekkürlerini ilettiler.”

Milletvekilleri açıklamanın ardından halka karanfil dağıtarak, açlık grevini bitirdi.

Mehmet Öcalan açlık grevini bitiren görüşmenin ayrıntılarını anlattı

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen kardeşi Mehmet Öcalan, bozuk olduğu iddia edilen koster ile İmralı Adası’na gittiğini belirtti. Ağabeyi Öcalan’ın açlık grevi ile ilgili, “Ben buradan açlık grevlerinin sonlandırılması gerektiğini belirtiyorum. Artık bu eylem amacına ulaşmıştır” dediğini aktaran Mehmet Öcalan, “Bir şeyler yapılacaksa zindandaki arkadaşlara yüklenilmesin. Bu ahlaki de değil. Ne vicdani ne de insanidir” diye konuştuğunu aktardı. Abdullah Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Mehmet Öcalan, “Bunu herkes bilsin ki, sadece Kürdistan’da değil tüm dünyada kim ne yapabiliyorsa, insanlık için ne adım atıyorsa sanki onlarla yürüyormuş gibi onlarla yaşıyormuş gibi her konuda bilgisi var” diye konuştu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere dün İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne giden ve 68’inci gününde açlık grevinde bulunan PKK’li ve PAJK’lı tutsakların eylemini sona erdirmesine ilişkin ağabeyinin çağrısını kamuoyuyla paylaşan Mehmet Öcalan, dünkü İmralı görüşmesini DİHA’ya anlattı. Yaklaşık 15 aydır “bozuk” olduğu iddia edilen eski koster ile İmralı’ya gittiğini aktaran Öcalan, 15 aydır çeşitli gerekçeler ile aile ve avukat görüşmelerine izin verilmeyen ağabeyi ile yaklaşık 45 dakika İmralı’da yüz yüze görüştüğünü söyledi. Görüşe izin verilmemesi gerekçelerinin herkesçe gerçeği yansıtmadığının bilindiğini ifade eden Öcalan, “Dün yaptığımız görüşmenin amacı da bilindiği gibi 68 gündür açlık grevinde olan ve sağlık durumları ölüm eşiğine gelen arkadaşlarımız içindi. Arkadaşlarımızın aileleri devlet ve hükümet yetkililerine adım atmaları için açlık grevinin sonlandırılması için sürekli çağrıda bulundu. Hem aileler hem de tüm kamuoyu biliyordu ki, açlık grevinin sonlandırmayı ancak Başkan yapabilirdi. Biz de bunun üzerine dün adaya gittik” dedi.

Öcalan: Bu eylem benim için çok çok anlamlıdır!

Görüşme sırasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kendisine ilk başta “Sen niye geldin?” diye soru yönelttiğini ifade eden Öcalan, “Tabi ben ona anlattım. Hem iki haftada bir görüşme hakkımız olduğunu hem de var olan diğer nedenlerden dolayı görüşme için geldiğimi söyledim. Arkadaşlarımızın günlerdir açlık grevinde olduğunu belirttim. Açlık grevinin gerekçelerini de anlattım ona. Başkan da bana ‘Açlık grevi içerdekilerin işi değil. Bunu dışarıdakilerin yapması gerekiyordu. Yapılması gerekiyorsa bunu dışarıdakiler yapmalıdır’ dedi. ‘Dışarıdakilerin görevini zindandaki arkadaşlar yapmışlar. Bu doğru bir şey değil, iyi bir şey de değil’ dedi. Başkan ayrıca, ’70 güne varan açlık grevine girmişler. Tabi ölüm eşiğine gelmişler. Ben buradan açlık grevlerinin sonlandırılması gerektiğini belirtiyorum. Sen İstanbul’a döndüğünde basın aracılığı ile bu mesajımı duyurursun. Artık bu eylem amacına ulaşmıştır şeklinde yansıt. Bu eylem benim için çok anlamlıdır. Özellikle bu eylemin zindanlarda gelişmesi benim için çok çok anlamlıdır. Ve yerini bulduğu kanısındayım’ dedi” diye konuştu.

‘Sağlık durumum iyi dışarıdaki gelişmeler nedeniyle çok düşünüyorum’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Öcalan, “Sağlık durumunu sordum o da ‘Sağlık sorunumdan ziyade dışarıda ve zindanlardaki gelişmeler nedeniyle gece gündüz çok düşünüyorum. Sürecin nasıl doğru bir şekilde ilerlemesi gerektiği konusunda çok yoğunlaşıyorum. Benim buradaki mücadelem budur. Gece gündüz düşünüyorum. Yol yöntem arıyorum. Türk basını ‘Öcalan İmralı’da keyfine bakıyor’ diyor. Herkes bilsin ki, ben burada bu sürecin doğru işlemesi için gerçekten yoğun çaba içerisindeyim. Yaşanan acıların artık Kürt halkının üzerinden kalkması, Kürt sorununun çözülmesi ve bu sorunun tamamen ortadan kalkması için çaba içerisindeyim. Gece gündüz bunu düşünüyorum ve bunun mücadelesini veriyorum’ dedi” diye konuştu.

‘Zindandaki arkadaşlara yüklenilmesi ne insani ne de vicdanidir’

Öcalan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, “Dışarıda yaşananları az-çok takip ediyorum. Ama yaşanan gelişmeler; bir şeyler yapılacaksa zindandaki arkadaşlara yüklenilmesin. Bu ahlaki de değil vicdana da sığmaz. Ne de insanidir. Ne yapılacaksa, ne mücadele yürütülecek ise dışarıda kendi gücünüz kendi imkanınız ile yapmanız gerekiyor. On bin insanımız zindanlara düşmüştür. Onlara yüklenmeniz yerine, başta Diyarbakır ve bütün bölge ve Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerde insanları toplayıp, bu sorun ile ilgili tepkileri dile getirin. Özellikle yapacağınız bu mücadele zindandaki arkadaşlarımızı kurtarmaya yönelik olsun. Bunu yapın. Sadece BDP, DTK değil tüm sivil toplum kuruluşları, demokratım diyen herkes hem Kürt sorununun çözümüne katkı sunsun hem de zindandaki arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşması için çalışsın. Onların hiçbir suçu yok. Onlar suçsuz bir şekilde tutuklanmışlar. Demokratik ve yasal haklarını kullanarak mücadele etmişler” dediğini aktardı.

‘Ağabeyimin sağlık durumu iyi psikolojisi ise 12 yıl öncesindeki gibi’

Ağabeyi ile ilgili başta Kürt halkı olmak üzere kamuoyu tarafından merakla beklenen sağlık ve fiziki durumuna ilişkin de bilgi veren Mehmet Öcalan, “Kamuoyunun çok merak ettiğini biliyorum. Fiziki yapısı olarak öncekisi gibidir. Saç olarak şuan benim gibi, ama bıyıkları yine gür, fakat beyazlanmış durumda. Sağlık durumu iyiydi. Psikolojik durumu 10-12 yıl önce nasıl ise bugün de aynı şekilde gördüm. Bunu herkes bilsin ki, sadece Kürdistan’da değil tüm dünyada kim ne yapabiliyorsa, insanlık için ne adım atıyorsa sanki onlarla yürüyormuş gibi onlarla yaşıyormuş gibi her konuda bilgisi var. Bundan daha iyi bir şey ne olabilir ki?” dedi.

‘Suriye’deki özerklik diğer halklarla ortak mücadele ederek anlam bulabilir’

Ağabeyi Öcalan’ın Suriye Kürtleri’nin son durumu ve kazanımlarına ilişkin değerlendirmede de bulunduğunu hatırlatan Öcalan, “Dört parçada yaşayan Kürtlere selam söyleyen Başkan, Suriye ile ilgili, ‘Tabi özellikle Suriye Kürtleri için sadece 6 ili ele geçirmekle Suriye’deki sorunu çözemezler. Demokratik kurum ve yapılar. Araplarla, Yahudilerle, Hıristiyanlarla tüm halklarla ilişki içinde olsunlar. Beraber hareket edebilsinler, yapılarını kurabilsinler ki; ancak bu şekilde özerklik tam anlamını bulabilir. Bu saatten sonra ne Beşar Esed rejimi ne de Özgür Suriye Ordusu oradaki halkları özgürleştirebilir. İşte oradaki çatışmalar çok tehlikelidir. Bu tehlikeyi kaldırmak için demokratik özerklik orada bulunan tüm halk ve yapılarla verecekleri ortak mücadele ile kurabilinir. Birlikte hareket edildi mi ancak böyle tam anlamı ile çözüm getirebilirler. Suriye Kürtleri iyi bilsinler ki, sadece 6 il ile sorun çözülmez. Gelişmezlerse oradaki kazanımları dahi tehlikeye girebilir. Birlikte hareket etmek Suriye Kürtleri için daha iyi olur” diye konuştuğunu ifade etti.

‘Beni ayakta tutan Kürt sorununun demokratik çözümü’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, hakkında kimi medya kuruluşları tarafından servis edilen haberlere de tepki gösterdiğini aktaran Mehmet Öcalan, “Cezaevinde kendisi hakkında haber servis eden bazı gazetelerin birkaç kupürünün verildiğini söyledi. Başkan, bu kupürlerin de ‘Öcalan İmralı’da lüks hayat yaşıyor’ şeklinde haberden oluştuğunu söyledi. Bunun ‘Büyük bir yalan’ olduğunu söyledi. ‘Dört duvar arasında, nefesimiz bile zor çıkıyor’ diye konuştu. Abim yine devlete seslenerek ‘Eğer Türkiye devleti demokratik bir şekilde sorunlara yaklaşırsa, çözülmeyecek şey yok ve doğru yollu bulabilir. İşte bu dört duvar arasında beni ayakta tutan, Kürt sorununun, Türkiye’deki sorunların demokratik yollarla çözülmesidir” diye kaydetti.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*