Anasayfa » GÜNDEM » Covid-19 kapitalizmin bir çürüme sendromudur

Covid-19 kapitalizmin bir çürüme sendromudur

Türkiye’de ilk korona virüs (Covid-19) vakası, Sağlık Bakanlığı tarafından resmen açıklandı. Tabii, “bir vaka salgın anlamına gelmez” diye bolca dezenformasyon takviyesi ile birlikte!

Çok daha fazlasının olması çok yüksek bir olasılık. Virüs 115’ten fazla ülkeye yayılmış, İLO tarafından pandamik (dünya çapında salgın) ilan edilmiş durumda. Çin ve Güney Kore’de nisbeten yavaşlarken, Avrupa ve Amerika kıtalarında yayılma hızı artarak devam ediyor. Virüsü küçümseyen, gerekli önlemleri vaktinde almayan, halkı bilgilendirmeyen, kamu-özel (sağlık, eğitim, ulaşım, belediye, turizm, market, vd) organize kampanya ve seferberlik ağlarının olmadığı, sağlık sistemi çökmüş İran, İtalya, İran gibi ülkeleri daha sert vurabiliyor.

Türkiye’de halen virüse dair doğru dürüst bir bilgilendirme ve önlem yok. Hastanelerde test kiti yok. Test tümüyle devletin denetimindeki birkaç laboratuarla sınırlı, neyin “pozitif” olup olmadığına da hekimler, sağlık örgütleri değil devlet karar veriyor. Hastaneler örneklemleri laboratuara göndermek zorunda bırakılıyor, Sağlık Bakanlığı’nın denetleyip karar verdiği sonuçlar hakkında bir söz hakları olmuyor. Virüs konusunda enformasyon da devlet tarafından kontrol ediliyor ve sansürleniyor. Virüsle ilgili açıklama ve haber yapanlar, “kamu güvenliği” lafzı altında baskı altında tutuluyor. Bir dizi hastanede virüsle ilgili kırmızı alarm verildiği söylentileri var, ancak halk sağlığı hakkında bile sağlıklı haber alma hakkı yok!

Burjuva-faşist devlet, virüs konusundaki enformasyon ve haberleri bastırıp sansürlerken, “maskelerin işe yaramadığı” türünden dezenformasyonları ise teşvik ediyor. Öyle ki kitlelerde “maskelerin lüzumsuz olduğu” türünden yanlış bir kanı şimdiden kitleleri etkilemiş durumda. Oysa medikal maskeler virüsten yüzde 90 oranında, gazlı ve pamuklu normal maskeler ise yüzde 50 oranında koruma sağlayabiliyor.

Özellikle okullarda, işyerlerinde, toplu ulaşım ve turizm alanlarında uygulanması gereken yoğun bilgilendirme, virüse karşı alınacak tedbirler konusunda eğitim, ateş ölçüm, maske, dezenfektasyon ve önlemlerin hiçbiri yok.

Türkiye kapitalizmi mezarlığın önünden havalara bakıp ıslık çalarak geçermiş numarası yapıyor!

Gerçi maske teşvik edilince ne olacak? Devlet halka bedava maske mi dağıtacak? Tabii ki hayır, bundan da yine kapitalistler karaborsa vurgun vuruyor. Türkiye’de en basit maske fiyatı 10 liradan şimdiden 180 liraya fırlamış durumda. 250 ml dezenfektan fiyatı 3.5 liradan 15 liraya fırladı!

Virüse karşı gecikerek de olsa tedbir almış görünen kapitalist devletler de, bunu halk sağlığını korumaktan çok, ırkçılığı körüklemek, kitle eylemlerini bastırmak için yapabiliyor. Örneğin İtalya’da tüm kitle eylemleri, Fransa’da bin kişiden fazla olan kitle eylemleri yasaklandı. Kapitalizm, kendi ürettiği sağlık yıkımı bile kitlelere gönüllü hapsedilmeyi ve atomizasyonu kabullendirmek için kullanıyor. 2019’da kabaran ve 2020 yılında daha da yükselme dinamikleri taşıyan isyan ve direniş dinamiklerini bastırmak için kullanıyor.

Virüs salgını, kapitalizmin küresel krizini tetikliyor, başta ulaşım, turizm alanları olmak üzere kapitalist ekonomiyi etkiliyor, borsaları düşürüyor, ve ama tabii kapitalizmde karlar ve borsa, halk sağlığından daha önemli. Halk sağlığı da zaten çoktan borsaya düşmüş durumda.

Virüs salgını, her açıdan çürüyen kapitalizmin yeni bir çürüme sendromun ifadesi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*