Anasayfa » GÜNDEM » 5 yıl sonra bir kez daha: “Katil devlet hesap verecek!”

5 yıl sonra bir kez daha: “Katil devlet hesap verecek!”

Hrant Dink, katledilişinin beşinci yılında onbinlerce kişi tarafından Taksim Meydanı’ndan Şişli’ye Agos Gazetesi önüne yapılan yürüyüş ile anıldı. Medyanın ‘sessiz yürüyüş’ diyerek pasifize etmeye çalıştığı eylem, binlerce insanın öfke dolu sloganlarına tanıklık etti. Saat 13.00’de başlayan ve onbinlerce kişinin adeta insan seli oluşturduğu yürüyüşte sıkça “Katil Devlet Hesap Verecek!”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği!”, “Biz Bitti Demeden Bu Dava Bitmez!” sloganları atıldı. Binlerce kişi ellerinde ‘hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeniyiz’ yazılı dövizler ile kortej oluşturdu.

Yürüyüşte en önde Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ve çocukları yer aldı. Sanatçılar, milletvekilleri, aydınlar, yazarlar, siyasi parti ve örgüt temsilcileri ve Batman’da askerlik yaparken arkadaşının tüfeğinden çıkan kurşunla öldürüldüğü söylenen Ermeni asıllı asker Sevag Şahin Balıkçı’nın ailesi de yürüyüşe katıldı. Yürüyüş saat 14.30 sıralarında kitlenin Agos Gazetesi’nin önüne ulaşmasıyla sona erdi.

Saatler 15.00’i gösterdiğinde Hrant Dink’in anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunan onbinlerce kişi, ‘Katil devlet hesap verecek’, ‘Bu dava böyle bitmeyecek!”, “Faşizme inat kardeşimsin Hrant’, ‘Yaşasın halkların kardeşliği’, ‘Biz bitti demeden bu dava bitmez’ sloganlarını attı. Sloganların ardından Hrant Dink’in arkadaşı gazeteci ve yazar Karin Karakaşlı, Agos Gazetesi’nin penceresinden kalabalığa seslendi.

Karakaşlı, “Onu bir kere de öldürmediler canlar. Barış çağrıları yapan yazılarını yazarken öldürdüler. Valilik binasında uyarırken öldürdüler. Mahkemeden mahkemeye koştururken öldürdüler. Kendisi yetmezmiş gibi oğlunu ölümle tehdit ederken ve kimbilir ona, bizlere hiç söyleyemediği neler neler ederken öldürdüler. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Gizlenen telefon görüşmeleri, başlatılmayan ya da üstü kapatılan soruşturmalar… Hepsi birbirini izledi. Başta Veli Küçük ve Kemal Kerinçsiz başta olmak üzere pek çok Ergenekon sanığının Dink sağken linç kampanyası yürüttüğü biliniyordu ama bu cinayet davası bir türlü Ergenekon ile bağlantısı kurulamadı” diye konuştu.”‘Dosya kapandı'” diyorlar bize. Hrant Dink dosya değil ki kapansın. O bir yara” dedi. Karakaşlı, Türkiye’de öldürülen Ermenilerin isimlerini okurken, binlerce kişi de hep bir ağızdan ‘Burada!’ diye bağırdı.

Bu arada 5 yıl önce katledilen Hrant Dink’in öldürüldüğü yere Ermenice ve Türkçe, “Hrant Dink burada öldürüldü. 19 Ocak 2007 saat 15.05” yazılı bir kaldırım taşı yerleştirildi. Kaldırım taşının etrafına mumlar yerleştirilirken Agos Gazetesi’ne de “5 yıl değil 95 yıl da geçse, bu dava böyle bitmez” yazılı bir afiş asıldı.

Dava nasıl sonuçlanmıştı?
Hrant Dink’in katili olarak sadece Ogün Samast ve Yasin Hayal ceza aldı. Bağıra bağıra işlenen bir siyasal cinayette, iki tetikçi dışında kimse ceza almamış oldu. Devlet tarafından Trabzon yerelinden bir sivil faşist örgütlenmenin taşeron olarak kullanılmasıyla gerçekleştirilen bu siyasal cinayette esas suçlular hasıraltı edildi. Ogün Samast ve Yasin Hayal’i azmettiren polis görevlisi/muhbir Erhan Tuncel salıverildi. Erhan Tuncel’in hemen üzerinde yer alan, Tuncel’i muhbir olarak devşiren ve bu sivil faşist çete içerisinde istihdam eden, Dink’in öldürülmesinden sonra da AKP tarafından ödüllendirilerek terfi ettirilmiş olan polis müdürü Ramazan Akyürek’ten başlayarak bir tek devlet görevlisi dahi mahkemece suçlanmadı. Trabzon il jandarma ve polis görevlileri, cinayetten 11 ay öncesinden yazılı biçimde bilgilendirilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul valisi, JİTEM görevlileri ve diğer devlet görevlileri yargılanmadılar, ceza almadılar. İçişleri Bakanı ve hükümet, Başbakan, kimse, hiçbir devlet görevlisi bırakın istifa etmeyi, üzerlerine dahi alınmadılar; bu siyasal cinayette görev alan, kendilerine bağlı çalışan diğer devlet görevlilerini korudular, kolladılar, terfi ettirdiler. Mahkemeler de parçası oldukları devletin gereği olarak malumu ilan ettiler. Tuncel ve Hayal’e “örgüt üyeliğinden” beraat verildi, çünkü devlet yasal tek silahlı örgüt olarak kendi kendisini “örgüt” olarak tescil etmek zorunda değildi!

Bu devletin, bu demokrasinin çürümüş bir diktatörlük rejimi olduğunun bir kez daha ispatı oldu Hrant Dink cinayeti. Ailesinin dediği gibi evet, bu dava daha yeni başlıyor. Tek ve esas yolumuz Yargıtay’a, ulus üstü mahkemelere başvurmak olmayacak, ancak biz de bu davanın daha bitmediği konusunda ailesiyle hemfikiriz. Bu devlet, bu diktatörlük, bu burjuva toplumun çıkarları adına Dink’ten sonra da, bugün de, gelecekte de siyasal cinayetler işlemeye devam ediyor ve edecek. Gün gelecek, bu cinayetleri işleyenlerden hesabı, insanlığı onların sefil varoluşlarından kurtararak işçi sınıfı diktatörlüğü verecek, bundan kuşkumuz yok.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*