Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » 26 Mayıs tartışmaları ve belirsizliği sürüyor

26 Mayıs tartışmaları ve belirsizliği sürüyor

26 Mayıs eylemi için konfederasyonlar arasında ve içinde tartışma sürüyor. Türk-İş, DİSK, KESK, Kamu-Sen’in bugün Türk-İş Genel Merkezi’nde tekrar bir araya gelmesi bekleniyor.

KESK: Dört Konfederasyon genel grev sözünü tutmak zorundadır
(ANF, 13 Mayıs)

KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, hükümetin emekçilerin acil sorunlarının çözümü yolunda herhangi bir adım atmadığına işaret ederek, “Bu nedenle dört konfederasyon 26 Mayıs eylemini genel greve dönüştürmek ve Türkiye emekçilerine verdiği bu sözü tutmak zorundadır” diye konuştu.

KESK, DİSK, Kamu-Sen ve Türk-İş 6 Nisan’da emekçilerin acil çözüm bekleyen taleplerini dile getirerek, hükümetten adım atmasını istemişti. Aksi durumda 26 Mayıs’ta bir günlük genel eylem gerçekleştireceklerini duyurmuştu. Bu kararın ardından sadece KESK Türkiye genelinde 26 Mayıs eylemi için bir günlük genel grevi örgütleme çalışması başlattı.

Türk-İş, DİSK ve Kamu-Sen ise bu eyleme ilişkin henüz bir çalışma başlatmış değil. DİSK de bir günlük iş bırakma eyleminden yana olduğunu belirtirken, Türk-İş ve Kamu-Sen ise 2 saatlik iş bırakma ya da farklı düşük nitelikli eylem yapılmasını istiyor. Türk-İş sıcak bakmasa da, Türkiye genelinde kendisine bağlı bazı sendikalar bir günlük iş bırakma eylemi için çalışma yürütüyor.

Bu tartışmalar ekseninde dün bir araya gelen dört konfederasyonun başkanları bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda eyleme yönelik görüşler dile getirildi ve her konfederasyonun kendi içinde değerlendirme yapıp yeniden bir araya gelinme kararı alındı. Yarın tekrar bir araya gelecek olan konfederasyon başkanlarının bu toplantısında eylemin türüne ilişkin net kararların alınması bekleniyor.

26 Mayıs eylemi ile ilgili ANF’ye konuşan KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, 6 Nisan’da taleplerini dile getirdiklerini ve hükümete emekçilerin acil sorunlarına çözüm için çağrıda bulunduklarını hatırlatarak, “Ancak hükümet bu sorunlara yönelik herhangi bir adım atmamıştır. Bu nedenle dört konfederasyon 26 Mayıs eylemini genel greve dönüştürmek ve Türkiye emekçilerine verdiği bu sözü tutmak zorundadır” diye konuştu.


26 Mayıs eylemi fiyasko olmasın!

(Atilla Özsever, Cumhuriyet, 13 Mayıs)

Yukarıdaki başlık biraz “sert” olabilir ancak dört konfederasyonun altına imza attığı 26 Mayıs genel eylem kararıyla ilgili hazırlıkların çok yavaş ilerlediği belirtiliyor. 22 Şubat 2010 günü Türk-İş, DİSK, Türkiye Kamu-Sen ve KESK genel başkanları, başta 4/C olmak üzere güvencesiz çalışma ile ilgili uygulamalardan vazgeçilmesi, kıdem tazminatı hakkına kesinlikle dokunulmaması, işsizlik sigortası fonunun amacı dışında kullanılmaması, sağlıkta katkı payı uygulamasına son verilmesi gibi 12 temel konuda taleplerini ortaya koymuş, bu taleplerin hükümetçe karşılanmaması halinde 26 Mayıs 2010 tarihinde üretimden gelen güçlerini kullanarak genel bir eylem yapacaklarını açıklamışlardır.

O tarihten bu yana nerdeyse üç aya yakın bir zaman geçmiştir. Geçtiğimiz hafta KESK Genel Başkanı Sami Evren, 26 Mayıs eylemine vurgu yapmış, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu ise Haber-İş Sendikası’nın genel kurulunda ve kendisine bağlı Tes-İş Sendikası’nın Ankara Şube kongresinde bu eylemin önemine değinen ciddi bir söylemde bulunmamıştır. TEKEL direnişini desteklemek amacıyla yine dört konfederasyon 4 Şubat 2010’da genel eylem kararı almışlarsa da zaman darlığı nedeniyle eylem istenen etkinlikte gerçekleşmemiştir. Ancak 26 Mayıs eylemine epey bir süre vardı. Bu satırların yazıldığı sırada henüz dört konfederasyon başkanının ortak bir toplantısı yapılmamıştı.

Öte yandan 1 Mayıs’ın 32 yıl aradan sonra Taksim Meydanı’nda coşkulu ve kitlesel olarak kutlanması, emek hareketine büyük bir moral kazandırmıştır. Bu moralin de etkisiyle 26 Mayıs genel eyleminin, daha doğrusu genel grevinin güçlü bir biçimde icra edilmesi hayati bir öneme haizdir. 1 Mayıs’taki bazı olaylar ileri sürülerek 26 Mayıs’ın görev ve sorumluluğundan kaçınılması düşünülemez.

Yunanistan’daki emek hareketinin direnişinde görüldüğü gibi işçiler, memurlar, tüm çalışanlar, emekliler AB ve IMF’nin “acı reçetesine” karşı şiddetle muhalefet etmekte, genel grev eylemiyle hayatı durdurmaktadırlar. Hak gasplarına karşı yapılan bu mücadelede, henüz tam bir sonuç alınmamakla birlikte PASOK hükümetinin emeklilere ödenen iki ikramiyeye son verme girişiminden vazgeçtiği yönünde haberler gelmektedir.

TEKEL işçisinin 78 günlük direnişi ve 1 Mayıs’ın görkemli bir şekilde kutlanması, emek kesiminin birlik, dayanışma ve mücadeleyi ön plana aldığını göstermektedir. Bu mücadele 26 Mayıs’ta ileri bir aşamaya taşınmazsa, hükümetin ve sermayenin emeğe yönelik girişimleri daha da artacaktır. Öncelikle güvencesiz çalışma iyice yaygınlaşacak ve kıdem tazminatı hakkına dokunulmaya başlanacaktır. 26 Mayıs genel grevinin başarısız olması ya da göstermelik bir düzeyde gerçekleşmesi, emeğe yönelik saldırıları daha da arttıracağı gibi sendikal mücadeleye de sekte vurabilecektir. Bunun tüm vebali sendikal bürokrasi ve kadrolara ait olacaktır. Hem sendikal bürokrasi, hem emek hareketi 26 Mayıs’ta ciddi bir sınavdadır…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*