Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 2015 Nisan ayında en az 130 işçi yaşamını yitirdi…

2015 Nisan ayında en az 130 işçi yaşamını yitirdi…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler, hukukçular… ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; devletten ve sermayeden bağımsız; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten bir koordinasyon, bir emek örgütüdür… 
 
 
Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ile işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz ve her gün güncellenen bilgiler ışığında 2015 yılının ilk dört ayında yaşanan iş cinayetleri şöyle: 
 
Ocak ayında en az 128 işçi,
Şubat ayında en az 85 işçi,
Mart ayında en az 139 işçi,
Nisan ayında ise en az 130 işçi yaşamını yitirdi…
Böylece 2015 yılının ilk dört ayında iş cinayetlerinde en az 482 işçi can vermiş oldu…
 
 
2012 yılından beri kaçıncı değişiklik oldu artık takip edemiyoruz ama işçi sağlığı mevzuatında yeni düzenlemeler yapıldı. Bu noktada “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 23 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Ancak aynı dönemde yani son dört yılda sadece Nisan ayında yaşanan iş cinayetleri bize gerçekleri yansıtıyor: İşçiler her geçen ay daha fazla ölüyorlar…
 
 
İnşaat, tarım, taşımacılık ve ticaret/büro işkollarında işçi ölümleri yoğunlaşıyor…
İnşaat, Yol işkolunda 40 işçi; 
Tarım, Orman işkolunda 27 emekçi; 
Taşımacılık işkolunda 19 işçi; 
Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 13 emekçi; 
Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; 
Madencilik işkolunda 3 işçi; 
Metal işkolunda 3 işçi; 
Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; 
Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi;
Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi;
Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; 
Konaklama, Eğlence işkolunda 2 işçi;
Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi;
Çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz/öğrenemediğimiz 2 işçi;
Ağaç, Kağıt işkolunda 1 işçi;
Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 1 işçi can verdi…
 
Nisan ayında yaşamını yitiren 130 emekçinin 108’i işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 19’u çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 3’ü esnaflardan olmak üzere 22’si kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor…
 
 
İşçiler en çok trafik/servis kazaları, düşme, ezilme/göçük ve diğer nedenlerden dolayı can verdi…
Trafik, Servis Kazası nedeniyle 34 işçi;
Diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, intihar, silahlı saldırı, kene ısırması, arı sokması, beyin kanaması, akciğer rahatsızlığı) 33 işçi; 
Düşme nedeniyle 27 işçi; 
Ezilme, Göçük nedeniyle 23 işçi; 
Patlama, Yanma nedeniyle 4 işçi;
Elektrik Çarpması nedeniyle 3 işçi;
Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 3 işçi;
Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 2 işçi
Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi can verdi…
 
 
Nisan ayında iş cinayetlerinde 9 kadın işçi can verdi… 
Urfa’dan Konya’ya gelen mevsimlik tarım işçilerini taşıyan minibüs devrilmesi sonucu Sahide Aktoğ can verdi…
 
Bolu’da Toplum Yararına Program kapsamında Orman Bölge Müdürlüğü’nde 6 aylık çalıştırılan işçiler, otoyol kenarında ağaçlandırma çalışması yaparken otomobil çarptı ve Şükran Bozkır can verdi…
 
Adana’da çadırda kalan mevsimlik tarım işçisi Dersim Hacı, tarladan topladığı yeşil bir bitkiyi yedi, çalışmaya giderken fenalaşıp can verdi…
 
Manisa’da çiftçi Ümmü Erdinç tarlaya çalışmaya giderken traktörüyle su kanalına devrilerek can verdi…
 
Şanlıurfa’da çiftçi Fatma Polat tarlaya çalışmaya giderken yolcu olarak bindiği traktörden düşerek can verdi…
 
Sakarya’da Geyve METEM Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Çağla Yalçın staj yaptığı Kazımpaşa Anaokulu’nda beyin kanaması geçirerek can verdi…
 
İstanbul’da çalışırken rahatsızlanan, rahatsızlığına karşın angarya çalıştırılmak istenmesine karşı sendikalı olan ve ardından da “iş daralması” gerekçesiyle işten atılan metal işçisi Nurcan Otlu akciğer rahatsızlığı nedeniyle can verdi…
 
Manisa’da yoğun çalışan hemşire Hatice Özbaş hastane nöbetinde göğsünden rahatsızlık hissetmeye başladı ve evinde kalp krizi geçirerek can verdi…
 
İzmir’de hastanede temizlikçi olarak çalışan Bahtınur Yaman beşinci kattan atlayarak intihar etti…
 
 
Nisan ayında iş cinayetlerinde 2 çocuk işçi can verdi… 
Çocuk işçiler yukarıda kadın işçiler başlığında bilgisini verdiğimiz 16 yaşındaki Dersim Hacı ve 17 yaşındaki Çağla Yalçın…
 
Yine aylardır vurguladığımız bir hususa tekrar dikkat çekmek istiyoruz. Nisan ayında tarım, maden, ağaç, ticaret, eğitim, büro, metal, inşaat, taşımacılık, sağlık, konaklama ve belediye işkollarında emekli ya da emeklilik çağında çalışan 39 işçi yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinde artarak bu yaş grubunun can vermesi devletin yaşı ilerleyen işçilere / emekçilere verdiği değeri ve sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu durumu da gösteren bir gerçeklik…
 
Nisan ayında iş cinayetlerinde 6 göçmen işçi can verdi…
Kadın işçiler başlığında bilgisini verdiğimiz 16 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Dersim Hacı Suriye’deki savaştan kaçıp çalışmaya gelmişti…
 
Bursa’da Suriyeli işçi Nazmi Ali yirmi gündür çalıştığı işyerinde 3 metre uzunluğunda 90 kilogram ağırlığında olan mermer tabakasını sırtına almak istediği sırada ayağının kayması ile yere düştü, düşerken başını kesim aletine vurdu ve taşıdığı mermer tabakanın altında kalarak can verdi…
 
İzmir’de Suriyeli işçi Basel Selo üç aydır çalıştığı kozmetik firmasına ait inşaatın üçüncü katından asansör boşluğuna düşerek can verdi…
 
Hatay’da Suriyeli işçi Ali Ebu Ali dört katlı inşaatın çatısından düşerek can verdi…
 
Erzincan’da mum hammaddesi yüklü tır uçuruma yuvarlandı. İranlı tır şoförünün ismini öğrenemedik…
 
İstanbul’da Türkmen işçi Coşgun Tohtoyev inşaattan düşerek can verdi… (Olay 5 Ekim 2014 yılında gerçekleşti ancak bu ay öğrenebildik)
 
 
İş cinayetleri en çok İstanbul, Konya, Antalya, Bursa, İzmir ve Adana’da can aldı…
12 ölüm İstanbul’da; 
9 ölüm Konya’da; 
7’şer ölüm Antalya ve Bursa’da; 
6 ölüm İzmir’de; 
5 ölüm Adana’da; 
4’er ölüm Bilecik, Bolu ve Kocaeli’nde; 
3’er ölüm Adıyaman, Aydın, Çorum, Düzce, Malatya, Manisa ve Tekirdağ’da; 
2’şer ölüm Aksaray, Ankara, Bingöl, Burdur, Çankırı, Edirne, Elazığ, Gaziantep, Giresun, Hatay, Kahramanmaraş, Kastamonu, Mersin, Sakarya ve Trabzon’da; 
1’er ölüm ise Afyon, Artvin, Bartın, Batman, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Gümüşhane, Isparta, Kayseri, Kırıkkale, Niğde, Ordu, Samsun, Şanlıurfa, Şırnak, Yalova, Yozgat, Zonguldak ve Cezayir’de yaşandı…
 
İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesi cezalandırılamaz…
ÇAPA’nın sağlık emekçileri, iş kazalarının bildirimi ve önlenmesi, risk değerlendirmelerinin ve işçi sağlığı eğitimlerinin nitelikli yapılması, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının sendikal katılımla işlevsel hale getirilmesi gibi birçok başlıkta işçi sağlığı mücadelesi yürütüyor. Bu süreçte gerek hastanesinde gerekse İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi bünyesinde Türkiye’nin dört bir yanında işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini koruma ve meslek hastalıklarını görünür kılma çalışmaları yürütmek için büyük emek harcayan Arş. Gör. Dr. Coşkun Canıvar İstanbul Üniversitesi yönetimi tarafından çok ciddi bir cezalandırma girişimi ile karşı karşıya…
 
İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Tabip Odası hastane temsilcisi ve SES üyesi Arş. Gör. Dr. Coşkun Canıvar’ın taşeron çalıştırılan sağlık işçilerine yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitim toplantısında göstermelik eğitime ‘nitelikli işçi sağlığı eğitimi’ talebiyle yaptığı itiraz disiplin cezası önerisiyle karşılık buldu. Meslekten atılma cezasının bir alt seviyesi olan “kademe durdurma cezası” fiilen işçi sağlığını savunanlara karşı pervasız bir gözdağı niteliğinde. İstanbul Tıp Fakültesi (ÇAPA) hastanesinde, İstanbul Tabip Odası, SES, DİSK Genel İş, Dev Sağlık İş ve Taş-İş-Der’in hep birlikte yürüttükleri mücadelenin simgelerinden biri olan Dr. Coşkun Canıvar’a karşı yönetimin bu cezalandırıcı tutumu tüm bu kurumsal yapılara karşı alınmış bir tavırdır. Her yıl binlerce işçinin iş cinayetlerinde katledildiği onbinlerce işçinin meslek hastalıklarına yakalandığı bir ülkede bir üniversite yönetiminin takındığı bu tavır kesinlikle kabul edilemez.
  
Akademinin, hekimliğin ve insan olmanın gereklerinden biri olan işine, işyerine, iş arkadaşlarına sahip çıkma girişiminin cezalandırılmasının fiilen ve hukuken mümkün olmadığını hatırlatarak;
 
“Kademe Durdurmak” yerine 
“Meslek hastalıklarını, güvencesiz çalıştırmayı, iş cinayetlerini ve taşeronlaştırmayı” DURDURUN…
 
 
2015 / Nisan ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren Halil Aktoğ, Sahide Aktoğ, Sefa Nes, Şükran Bozkır, Salih Engin, Şemsi Taşkan, Ali Seydi Yüce, Dersim Hacı, Ümmü Erdinç, Mustafa Atıcı, Fatma Polat, Metin Şevik, Ömer Adak, Hasan Barlık, Cemal Aydın, Ramazan Orhan, Beytullah Alan, Mehmet Yaşar, Mehmet Kaya, Ali Berk, Selahaddin Durgut, Müslüm Mete, Nihat İnan, Ekmel Karakaş, Ramazan Aydın, Arif Danış, Süleyman Durmaz, Şerafettin Sağlam, Fatih Erşan, Mahmut Meydan, Mustafa Yaylı, Erol Uğur, Doğan Karacan, Şirin Ayık, Osman Sabitoğlu, Murat Yılmaz, Ayhan Kösedağ, Yener Bulut, Veysel Alan, Necmettin Ergül, Ali Yılmaz, Suat S., Aytaç Öztaş, Halis Çelik, Çağla Yalçın, Halil Serkan Öz, Fenni Duran, Nedim Başer, Baki Güney, Nazmi Ali, Ömer Ergin, Nurcan Otlu, Bekir Çetinkaya, Şahin Temel, Halil Ödemiş, Sadullah Ünsal, İsmail Öztoprak, Şaban Dülger, Ramazan Koçyiğit, Zülfükar Özcan, Murat Polat, İsmet Kazi, Şenol Yılmaz, Lokman Kerim Taranoğlu, Yücel Dilekçi, Ferhat Çimen, Ahmet Kaya, Fatih Fidan, Murat Güner, Osman Singil, Rıfat Yılmaz, M.A., Basel Selo, Cemil Şahin, Nebi Uyanık, Semih Dikmen, Ali Ebu Ali, Yücel Erdoğan, Ramazan Duman, Adem Akbulut, Ömer Çelik, Hüsnü Meram, İbrahim Kılıç, Osman Güngör, Fevzi Altunkaynak, Ali Koldaş, Muammer Mert, Ahmet Çetinkaya, Mustafa Taşdan, Mehmet Ali Birand, Coşgun Tohtoyev, İrfan Erdem, Ali Ekber Turan, Mehmet Sağ, Mustafa Güngör, Mecit Sağın, Galip Çiçek, Erdal Şarlı, Üzeyr Melik, Kenan Ayaydın, Tahsin Kılıç, Mustafa Uzuner, İsa Metin, Abdullah Palancı, Ergün Bozoğlu, Mustafa Özuğur, Adem Ovalı, Şahin Paslanmaz, Kerem Aydın, İbrahim Halil Can, İsmail Yılmaz, Hatice Özbaş, Bahtınur Yaman, Selami Gürler, Emrah Gökçe, Secaattin Kutlay Dinçer, Hacı Mehmet Kargın, Bedri Bozdemir, Yusuf Oğlakçı, Sait Öztürk, Nasreddin Yıldızhan, Akif Ateş, Samet Mercan, Abdurrahman Algın, Ömer Kütük, Onur Altın, Ramazan Bıçak ve ismini öğrenemediğimiz üç işçiyi saygıyla anıyoruz!
 
 
İletişim
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 

 

Bir yorum

  1. Görkemli, ihtiyaç duyduğumuz bütünlüğe yakın bir araştırma. Çalışmaya katılanlara, çalışmaya kendini sunanlara “borcumuzu”, ancak sorunumuzun aşılması yönündeki mücadelemizi geliştirerek “ödeyebileceğiz.”
    Araştırmada özellikle dikkatimizi çeken, yürütülen çalışmanın ve onun birikimi olarak sunulan yoğunlaştırılmış sonucunun bütünlüğü oldu. Yapılagelen, en yumuşak deyişle etkisiz, sınıfsal deyişle “işbirlikçi”, siyasal deyişle burjuva demokrat/küçük burjuva hümanistik/neoliberal muhafazakar demokratik, ölülerimizin istatistiğini sermaye ve devletinin sömürgen ezici istatistiklerinin bir iç bileşeni olarak üreten; yaşayan işçileri ölen işçilerle daha bir sindirmeye hizmet eden, ölü işçi birikimini ortaya koyup sıvışan iğrenç kokulu çöp tenekelerinin karşısında, bu araştırma, bizlere sınıfsal ufuk sağlığı, toplumsal sınıf bilinci sağlığı, bütünsel örgü sağlığı, sınıfsal nefret coşkusu sağlığı kazandırıyor.
    Araştırmada kurulan bütünlük, doğrudan ve açıktan hiç vurgulanmadığı halde, mücadelenin kuşkusuz içinde fakat sürüklenmekte olan her işçi için, daha bu araştırmayı koklar koklamaz anında bilincine varacağı, toplumsal sınıf bütünlüğümüzdür. Görkemli! Çünkü, bugünün en temel en yakıcı sınıfsal ihtiyacı, toplumsal sınıf oluşumunun, toplumsal sınıf bütünlüğünün içinde oluşunun örgülü eylemli bilincidir. Kutluyoruz!
    Araştırmada bu bütünlük, kimi eksikleri olsa da, kadın, yaşlı, göçmen, çocuk vb. ile hemen tüm toplumsal kesimleri; kendisi de işçileşerek mücadelenin temel bir iç dinamiği haline gelen nitelikli işgücünün, sermaye ve devletiyle dansı (araştırmada vurgulanan akademisyen örneğin); cografik bölgesel kentsel uzamsal zamansal vb. boyutları ile yerelin içindeki dünya olarak ortaya çıkıyor. Bu bütünsel koyuş da; sermayenin küreyerelleşmesine ve önceki dönem dışladığı tüm toplumsal kesimleri, ilişkileri bu dönem gelişen artıdeğer ihtiyacı kapsamı ve derinliği nedeniyle, yönetişimle içermesine denk düşüyor. Müthiş!
    İgrenç kokulu çöp tenekesi olan araştırmalar, nasıl sermaye ve devletinin/neoliberal muhafazakar demokrasisinin, toplumsal proletaryaya stratejik dönemsel saldırı programlarının bir iç bileşeniyseler; bu araştırma da, toplumsal proletaryanın stratejik dönemsel saldırı programının bir iç bileşeni oluyor. Harika!
    Tamamlanması için katkı sunmaktan mest olacağımız kimi önemli eksikleri de var. İş cinayetleri ile sınırlı kalması/kendini sınırlaması, ulusal sınıfckesimlerini içermemesi, uluslararası/enternasyonalist düzeyi ihmal etmesi, emek üretkenliği sorununu/çelişkisini/mücadelesini tümden dışarıda bırakması vb. Bunların da, elbette teorik bulutsu bir halde değil, tıpkı araştırmanın buradaki sunumu gibi net, yalın ifadeler ve veriler bütünlüğü olarak katılmasıyla, araştırmanın düzeyinin güncel dönemsel stratejik sınıf mücadelesinin yakıcı ihtiyaçlarına tam uygunluğu, ve birbirlerini de geliştirerek yolumuza ray asfalt pist otoban dünya döşemeleri sağlanabilir. Pırıltılı bilincinize sağlık!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*