Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » 135’in 60’lığı, GİSBİR’i yanıtlıyor

135’in 60’lığı, GİSBİR’i yanıtlıyor

Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR), tersane kapitalistlerinin örgütlü gücüdür. Tersane sermayesinin, tersaneleşmiş sermayenin, ekonomik, siyasal, toplumsal, ideolojik gücüdür.

GİSBİR, sorumlusu olduğu ve bugün sayısı 135’e dayanan tersanelerdeki iş cinayetlerine karşı tepkilerin yoğunlaştığı, eylemleşip toplumsallaştığı önceki dönemde, tersaneler bölgesinde bir hastane yaptıracağını açıklamıştı.

Açmaya açacaktı; bu doğruydu. Fakat, bu hastane, hiç de öğüttüğü, katlettiği tersane işçileri için değildi. Tam tersine, tersane işçilerini öğüte katlede sömürerek elde ettiği karı, çok daha fazla arttırmak için, sağlığın özelleştirilmesinden de yararlanarak, özel sağlık alanına yatırıyordu. Fakat, o toplumsal eylemlerle çok sıkıştırıldığı; hatta devletin dahi, bir zahmet ve lütfen, tersaneleri denetliyormuş gibi yapmak zorunda kaldığı, o dönem; açacağı bu hastaneyi, “iş kazası geçiren tersane işçilerinin tedavi edileceği; bu çok önemli ihtiyacı karşılamak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak, tersanelere hastane açacaklarını”, söyleyerek, pazarlayacaktı.

Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi, 9 Nisan 2010’da, Başbakan tarafından törenle açıldı.

Sağlığın değeri
Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi’nin sitesinin girişinde, “Sağlığınızın değerini biliyoruz!”, yazıyor. Şöyle sürdürüyor:

“Sağlığa Hizmet Ediyoruz.
GİSBİR Sağlık Merkezi, Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği tarafından, Tuzla ve çevresinde görülen sağlık hizmetlerinin eksikliğini gidermek ve Anadolu Yakası halkına yepyeni bir sağlık hizmeti anlayışı ile hizmet vermek için kurulmuştur.
Türkiye’de özel sektör birliğine ait ilk hastane olmasının yanı sıra, Tuzla ilçesinin de tam teşekküllü, modern tıp teknolojileri ile donatılmış ve alanlarında uzman kadrosu hizmet veren ilk hastanesidir.
Bu yenilik ve ilk olma özelliklerine, hasta memnuniyetine dayalı hizmet anlayışı ve teknolojik yenilikleri destekleyen vizyonu ile birleştiren Gisbir Sağlık Merkezi, “Sağlığınız Değerlidir” biliyor.”

135’in 60’lısı yanıtlıyor
Tersane işçilerinin, buna bir yanıtı olmalı…
Tersane işçileri, kendi yanıtlarını hazırlarken; biz, ne yazık ki bu sınıfsal kolektif yanıt verme hazırlığına katılamayacak olan, 60 yaşında iş cinayetiyle katledilen, Mehmet Tağrikulu adına yanıtlayalım…

Mehmet Tağrikulu’nu GİSBİR katletti. Hem de kaç kez!..

Tersanede 60 yaşına kadar sömürerek katletti.

“Yasa masa tanımam!”, diyerek; kendi devletinin dahi, kağıt üzerinde kalmak kaydıyla, çıkarmak zorunda kaldığı, işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yasa, yönetmelikleri takmayarak; tersanelerde işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili hiçbir önlem almayarak; konuyla ilgili mühendislik odalarının çırpınışlarını iplemeyerek, konuyla ilgili mühendislerin ücretini kendisi vermeye kalkarak; 135. kez, katletti.

Dünkü kuşatılmışlığında, tersane işçileri için fedakarca yaptıracağını söylemek zorunda kaldığı; kuşatma ortadan kalkınca, tersane işçilerini tümden dışlayacak şekilde, fahiş fiyatlarla kendi sınıfının obezlik, güzellik, gerdirme vb. hastalıklarına açtığı; Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi koridorlarında ölmeye terkederek, katletti.

GİSBİR, sağlık yatırımına çağırıyor
GİSBİR, Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi ile, “Sağlığınız değerlidir!”, “Sağlığınızın değerini biliyoruz!”, diyor.

Tersaneleşmiş sermaye, sermayenin GİSBİR’i, sağlığı da sermaye olarak görüyor. Sağlığı da sermayeleştiriyor. Sermaye haline getiriyor. Sağlığa da, artı değer ve değer olarak bakıyor. Sağlığı da, artı değer sömürüsünün vahşileştirilip geliştirileceği; metalaştırılması ve tekelci fiyatlandırmasının geliştirileceği bir alan olarak görüyor. Harekete geçiyor. Sermayeleştirdiği tersane işçilerinin cesetlerini, hastane yatırımına dönüştürüyor…

GİSBİR, Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi ile, Tuzla’dan Gebze’ye, Anadolu Yakası’ndan İstanbul bütününe ve ülkeye, toplumun bütününe, “Sağlığınız değerlidir”, “Sağlığınızın değerini biliyoruz!”, diyerek; sağlığa, karşıt sınıfları kendi sağlıklarına, tek tek insanları kendi sağlıklarına yatırım yapmaya çağırıyor.

Çağrısı yanıtsız kalmıyor.

Acıbadem Sağlık Grubu olağanüstü büyüyor. O kadar büyüyor ki, dünyanın en büyük sermayelerinden biri; sağlıktaki azami karlılığı çoktan farketmiş ve fıldır fıldır, sağlık alanında el koyacağı birikmiş artıdeğer arayan Capital, Acıbadem Sağlık Grubu’nu keşfediyor ve anında yutuyor.

Tuzla’nın, Gebze’nin, Anadolu Yakası’nın vb. kapitalistleri, aileleri vb., “kişilik kazanmış sermaye” hastalıklarının tedavisi; yeşil renklerinin ışıldatılması, patlayacak hale gelen kasalarının gerdirilmesi, ömürlerinin komünizm belasından kurtularak ölümsüzlüğe kavuşturulması, o güzelim eşlerinin orasında burasında peydahlanan kırışıkların düzeltilmesi, çocuklarının bunca dili, bunca yöneticilik eğitimini özümleyebilmeleri için sindirim sistemlerinin geliştirilmesi ve hızlandırılması vb., için, çoktan “e-randevu”ları rezerv etmiş haldeler.

Bu yüzden, pazartesi doludur, salı, çarşamba dolu. “e-randevu”da boş olmayan gün, saat, dakika, an yoktur… Bu yüzden, Mehmet Tağrikul, ölümün eşiğinde olsa da, “e-randevu”da, kendine bir yer, bir gün, saat, dakika, an bulamaz. Ölür…

GİSBİR Hastanesi’nde yer ve zaman için mücadele
GİSBİR, Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi ile, sağlığı alabildiğine özelleştiriyor, sermayeleştiriyor, tekelci fiyatlarla metalaştırıyor. Ancak, sadece bu değil. Sağlığı alabildiğine sermayeleştirirken; alabildiğine de toplumsallaştırıyor. Hiç istemediği halde, tersine alabildiğine karşı çıkıp, korktuğu halde: Sağlığı, zorunlu olarak, toplumsallaştırıyor; toplumsal sağlığin, sağlıklı toplumun koşullarını oluşturuyor…

Mehmet Tağrikul, ölümün eşiğinde, Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi’nin kapısından girebildi. Hastanede tüm yerler, tüm zamanlar tutulmuştu. Kendine ne yer, ne de zaman bulabildi. Öldü…

Tersane işçileri; sendikal, siyasal, toplumsal örgütlülük ve mücadeleleri geliştikçe; Özel GİSBİR Sağlık Merkezi Hastanesi’nde, kendilerine yer ve zaman ayrılmasını sağlayacaklar. Güçlendikçe, hastanede kendilerine ayrılan yer de, zaman da artacak….

Tersane işçileri; işçi sınıfının, maden işçileriyle birlikte bu hep ölen; fakat sadece ölmeyi değil, mücadele etmesini de, yaşamın içinden zorunlu bir ihtiyaç kılıp öğrenmekte, yaşama geçirmekte olan kesimi. Kendi yaşamsal sağlık ihtiyaçlarının toplumsallaşmasıyla, toplumsallaşan sağlığı, mücadele içinde birleştirecek, bütünleştirecekler.

Yarının sağlıklı toplumu; tersanelerin de, sağlığın da sermayeden zorla, amansızca kurtarılacağı, yarının sağlıklı toplumu, onların da katkısıyla kurulacak…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*