Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Yunanistan’ın başka seçeneği yok!”

“Yunanistan’ın başka seçeneği yok!”

IMF Başkanı Thomsen, hepbirlikte kucaklayıp destekledikleri, Yunan tekelci sermayesini, kutladı.

IMF Başkanı, uygulanmaya başlayan “tasarruf paketi” ve “yapısal reformlar” sonucunda; Yunanistan ekonomisinin, 2012 yılından itibaren büyüme trendine gireceğini, söyledi: “Yunanistan Hükümeti’nin aldığı önlemler doğru yolda atılmış bir adımdır. Şimdiden olumlu sonuçlar alınmaya başlandı. Kamu açıkları azaldı. Kamu maliyesi daha iyi yönetiliyor. Bankacılık sisteminin istikrar kazandı. Hayati yapısal reformlar yapıldı.”

IMF Başkanı, nihayet; tüm sorunların özüne; krizde, çöküşte alabildiğine şiddetlenen sınıf mücadelesine, gelebildi: “Yunanistan ekonomisinde maliyetler çok yüksek. Kamu sektöründe ortalama ücret, özel sektöre oranla yüksek. Diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında nadir görülen bir durum. Bütçenin üçte ikisi ücret ve emekli aylıklarına gidiyor. Yunanistan’ın başka bir seçeneği yok.”

IMF, emperyalist kapitalizmin, Dünya Bankası, GATT vb. ile beraber, “yıkıcı yapıcısı”; başta Yunan tekelci sermayesi gelmek üzere; Yunanistan sermayesini, devletini, hükümetini kutluyor. Hepbirlikte; içiçe geçen savaşımlarla; kriz ve yeniden yapılanma mücadelesinde, Yunanistan’da da; bölgeyi, Avrupa’yı, dünyayı da etkileyecek, eşiği aşmalarını kutluyorlar…

Yunanistan’da, işçi sınıfının, emekçilerin, öğrenci gençliğin, sınıfsal toplumsal tarihsel hak bilinci, örgütlülüğü; savaşım, kazanım ve kazanımları koruma deneyimi; komşularınkinden; örneğin Türkiye’den son derece ileri. Avrupa çapında ise, belki bir Fransa işçi sınıfı ve öğrencileriyle “kıyaslanabilir!?”

Emperyalizme bağımlı Yunanistan kapitalizmi; emperyalist kapitalizmin dünya çapındaki kriz ve yeniden yapılanma savaşlarında, geri ve geç kaldı. Bunun, içiçe geçen iki nedeni var. Birincisi ve belirleyici olanı; yukarıda kabaca ifade ettiğimiz; Yunanistan işçi sınıfı ve gençliğinin, savaşımcı özelliği. Karşısındaki Hitler dahi olsa, boyun eğmeği aklının ucundan dahi geçirmeyen, dik duruşu. Cesaret ve onur, dendiğinde; dünya çapında, gururlanarak işçi sınıfının da, lanet ederek burjuvazinin de, işaret edeceği, işçi sınıfının bir kesimini oluşturması. İkincisi, heryerde olduğu gibi, Yunanistan’da da, işçi sınıfı ve emekçilerin, sınıfsal toplumsal kazanım alanının devletin “kamusal alanı”nı oluşturması. G-20’nin “kamu açıklarını derhal tasfiye edin!”, diye emrettiği bu alanın; sermayenin belli kesimlerinin, sendika bürokrasisinin vb. de, nemalanma alanı olması, nedeniyle; sermayenin bu kesimlerinin, “kamusal alanın” tasfiye edilmesine, işçi sınıfıyla birlikte; fakat, karşıt sınıf çıkarları açısından, direnmesi. Üçüncüsü, Yunanistan’ın, sermaye üretme ve birikim kapasitesinin olsun; bölge çapında güç merkezi olma kapasitesi olsun; örneğin komşu Türkiye ile karşılaştırıldığında, oldukça geri, yetersiz kalması.

Yunanistan’ın, tüm bunlara bağlı olarak, emperyalist kapitalist yeniden yapılanmada geç ve geri kalması, anlaşılır. Emperyalist kapitalizm de, bunu biliyor. Fakat; emperyalist kapitalizmin dünyayın yeniden paylaşım savaşları anlamına da gelen, yeniden yapılanma savaşlarında; bilmek, asla kabul etmek, anlamına gelmez. Gelemez! Bu yüzden, Yunan tekelci sermayesiyle yeniden ve bir üst düzeyde kaynaşarak; emperyalist kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda Yunanistan’ı hallaç pamuğu gibi atması ve bundan gücü oranında pay alması için, ona işçi sınıfına fatura edilecek milyarlarca dolarlık borç vererek; bu anlaşılırlığı, varolan sınıf savaşımı koşul ve ilişkilerini redde; bilgiyi, varolan sınıf savaşımı koşul ve ilişkilerini değiştirme savaşımına dönüştürüyor. Çünkü; Yunanistan tekelci sermayesinin de içinde bulunduğu emperyalist kapitalizmin, varolan ve kendilerinin oluşturdukları, krizleştikleri kriz koşullarında, “başka seçenekleri yok!”

Bizim ise; ister Yunanistan, ister Türkiye; ister bölge ister Avrupa olsun; işçi sınıfı için ise; “başka seçenek”, var.

Onlar, emperyalistler, kapitalistler; Yunanistan’da, Türkiye’de, dünyanın her yerinde, bize, “başka seçenek yok!”, deseler de. Celladımız ve papazımız olup, bizi, bu seçeneksizliğe ve kendi seçeneklerine ikna etmeye; boyun eğdirip teslim almaya, çalışsalar da. Var!

Sosyal liberal Avrupa Sosyal Forumu’nun, “Başka bir dünya mümkün!” sloganını, “Başka bir Avrupa mümkün!” haline dönüştürmesiyle, var. Bu haliyle; “Başka bir Avrupa mümkün!” haliyle; bu seçenek; işçi sınıfının seçeneği değil. Hala, sermayenin seçeneklerinden birini oluşturuyor. Sermayenin seçeneklerinden biri: Şu an, şimdi, seçtiği, seçmek zorunda kaldığı bir seçenek değil. Sermayenin, kendi seçenekleri içinden, seçmek zorunda kaldığı seçeneği, yukarıda yazmıştık. Fakat, “Başka bir …. mümkün!” seçeneğini de; sınıf mücadelesinin dünya çapındaki gelişimine dair öngörülerine bağlı olarak; cepte ve gündemde bulundurmayı da, ihmal etmiyorlar; edemezler. Kendileri için olmasa da; bizim için, işçi sınıfı için; işçi sınıfını, emperyalist kapitalist sömürü, talan, ezilme koşullarına bağlı kılmak, bu bağımlılığı sürdürmek için; “düzeltilmiş kapitalizm” hayalini sürekli canlı tutmak için; bu seçeneği de, piyasaya pompalayıp duruyorlar.

Başka seçenek var: Çok yakında başlayacak olan ASF içindeki sınıf mücadelesini geliştirerek, var. “Başka bir … mümkün!” sloganını; nokta nokta olarak ifade ettiğimiz boşluğu, dünya içinde varolan herşeyle doldurarak, var.

Başka bir su mümkün!
Başka bir okyanus mümkün!
Başka bir UPS mümkün!
Başka bir Acıbadem Sağlık Grubu mümkün!
Başka bir G-20 mümkün!
Başka bir KTHY mümkün!
Başka bir okul, maden, tersane vb. mümkün!
Başka bir öğrenci, işçi vb. mümkün!
Başka bir insan mümkün!…

“Başka bir …. mümkün! Emperyalist kapitalizmin krizinin faturasını ödemeyeceğiz! Emperyalist kapitalizme karşı savaş! Sosyalizm kaçınılmaz!”, haline dönüştürerek, var.

Sadece ASF içinde değil. Yunanistan’da, Türkiye’de, bölgede, Avrupa’da. Her yerde… Var!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*