Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Zonguldak maden işçilerinin direnişi ve sonrası üzerine

Zonguldak maden işçilerinin direnişi ve sonrası üzerine

Zonguldak maden işçilerinin torba yasadaki TTK’nın parçalanarak özelleştirilmesinin önünü açan tasarıya karşı yeraltı ocaklarından çıkmayarak yaptığı direniş kısmi kazanımla sonuçlandı.

Etekleri tutuşan Türk-İş ve GMİS patronları bakanlarla yaptıkları görüşmelerde “TTK hariç” sözünü aldıklarını söyleyerek direnişi hemen bitirdiler.

Bu yalnızca kısmi bir kazanım ki, o da “söze” dayalı olduğundan bir güvencesi yok.

Kaldı ki özelleştirme ve tasfiye tek değil bir çok biçim altında sürüyor: Kaçak ocaklar, rödevans sistemi, taşeronlaştırma, TTK’dan emekli olanlar yerine yeni işçi alınmaması, yatırım yapılmaması, vd.

Zonguldak TTK’da 1990’daki büyük grev ve yürüyüş sırasında 40 bin maden işçisi vardı. Şimdi 7500 kadrolu maden işçisi kalmış durumda. Kadrolu maden işçilerinin eritilmesi aynı hızla devam ederse, işçi sayısının bir yıl içinde 6 binin altına düşeceği, yatırımsızlık devam ederse, TTK madenlerinin en çok 5-10 yıl içinde üretim kapasitesini tümüyle kaybedebileceği belirtiliyor.

Enerji bakanı enerji üretiminde yerli kömürün payının 2016’da yüzde 50’ye çıkarak “tarihi rekor kırdıklarını”, enerji üretimini ucuzlatmak için bu payın daha da yükseltileceğini, “yerli kömürde önemli projelerin ihalelerini gerçekleştireceklerini” açıklıyor.

Bu da TTK’da hızlandırılmak istenen özelleştirmenin arka planı hakkında bir fikir veriyor.

Elektrik üretiminde cari açığı azaltmak adına doğal gazdan tekrar kömüre dönülüyor, kömür üretimi artırılıyor, ama kadrolu maden işçileri hızla eritiliyor.

Sonuçta hem doğa için fosil yakıtlar cehennemi, hem de maden işçisi için taşeronluk, kaçak ocaklar, rödevans, emek yıkımı cehennemi gayet aleni olarak büyütülüyor.

Burjuva-faşist düzenin temel hedeflerinden biri de, “emeğin başkenti” olarak bilinen, hem tarihsel-kolektif bellekte hem de Türkiye sınıf mücadelelerinde önemli bir yeri olan Zonguldak’ı emeğin, işçi sınıfının, sınıf mücadelesinin sembollerinden biri olmaktan çıkarmak.

Zonguldak şimdiden bir işsizlik kenti, gençlerin terkettiği, orta ve üstü yaşlılar kenti haline gelmiş durumda.

Zonguldak maden işçilerinin direnişleri çok önemli. İşçi sınıfının bu büyük tarihsel mücadele geleneğini yaşatıyor, bugünün içinden işçi sınıfının kolektif belleğini canlandırıyor ve bugüne taşıyor, bugünün genç işçi kuşaklarıyla buluşturma olanaklarını yaratıyor. Ama kendi başına bu yıkıcı sermaye saldırısı sürecini yer yer duraksatsa, yavaşlatsa bile, tersine çevirecek güçte değil.

Daha fazlası için en başta düzen sendikacılığını silkelemek gerekiyor. Tabandan örgütlenme inisiyatifi gerekiyor. Kadrolu maden işçileri eridikçe sayıları artan özel sektör, taşeron, kaçak maden sektörü işçileriyle bir araya gelmesi, birlikte örgütlenmesi, dayanışması, mücadelesinin yol yöntemlerini bulmak gerekiyor. Bunun kadar önemlisi, işçi sınıfının genç ve yeni kuşak ve kesimlerinin, işçi sınıfının önceki büyük mücadele geleneğinin son temsilcilerine, Zonguldak maden işçilerine sahip çıkması, sınıf dayanışmasını yükseltmesi gerekiyor.

Dolayısıyla maden işçilerinin direnişlerini uzaktan alkışlayıp kendini tatmin etmek yerine, asıl bunları görmek, düşünmek ve harekete geçmek gerekiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*