Anasayfa » GENÇLİK » YÖK Çelişkileriyle Birlikte Tarihe Gömülmeli

YÖK Çelişkileriyle Birlikte Tarihe Gömülmeli

YÖK, sermaye ve devletinin üniversite gençliğinin tahakküm altına alınması için kurulan olağanüstü yetkilere sahip devlet kurumu olarak çalışmaya devam etmektedir.

Özgürlükler makyajıyla bezenen AKP hükümeti döneminde YÖK’ün kaldırılması tartışmalarına kadar giden burjuva siyasetçiler ve bürokratlar YÖK’ün kapatılmasını bırakalım ihtiyaçları dâhilinde dizayn edilmesini bile özgürlükleri genişletiyoruz yalanıyla sunmaya çalışmaktalar.

Yüksek öğretim de özgürlükler ile ilgili son taklasını YÖK’ün kuruluşu olan 6 Kasım’da bir bildiri yayınlayarak hem tarihi bir atıf, hem de karizmasını düzeltme gayretiyle YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya yapmıştır. Ama ne yazık ki birgün sonra paydaşları olarak tabir ettiği rektörlerin, dekanların baskısına direnemeyerek özgürlükleri başka bahara bırakarak disiplin yönetmeliğinin 3. maddesini değiştirmiştir.

9 Maddeden oluşan 6 Kasım özgürlük bildirisinin temel vurgusu fikir özgürlüğü (hiçte baskı olmaksızın) ve akademik özgürlük çerçevesinde sıralanan özgürlük üstüne özgürlük vaad eden bildiri olma özelliği taşıyor. 7 Kasım günü ise afiş ve stand açmanın zaten izne tabi olduğu beğenilmeyen, zararlı bulunan okul idaresince engellenen fikirlerin bildirilerini de dağıtmayı izne tabi kılan bir düzenleme resmi gazete de yayınlanıyor.

Üniversite gençliğini kocaman bir hapishaneye çeviren disiplin yönetmeliğini sağlamlaştıracak son çivilerde çakılmış oluyor. 3 kişinin yan yana yürüdüğünde örgüt üyeliğinden yargılandığı bir ülke de üniversite yerleşkesinde 3 genç yan yana bildiri dağıttığında ise soruşturmaya tabi olacaktır.

Bir diğer maddesi ise zaruri hallerde soruşturmaya maruz kalan öğrencinin yüksek öğretim binalarına girmelerini yasaklayabilecekleridir. Soruşturmaya maruz kalan öğrenciye bundan sonra yağmurlu hava da bile Yök’ten su yok. Mediko, yemekhane, derslikler, kütüphane vs. gibi hiçbir alana giremeyecek olan soruşturmaya maruz kalmış öğrenci cezasını soruşturma evresinde çekmeye başlıyor. Bu da başka bir özgürlük ifadesi olsa gerek.

Değişikliğin son maddesi ise 8.maddenin c bendine “suç sayılan eylemleri işlemek” olarak oldukça muallak ve bilimsel olmayan bir tavırla yazıldığı anlaşılan bir ibare. Suç kavramıyla kastedilen bile belli olmadığı halde bu ibare cevval rektörlerimiz ve dekanlarımızın elini oldukça güçlendirmektedir. Bundan sonra bir anda soruşturma açılıp okula sokulmayan öğrenciler görebiliriz. Soruşturmacıların bu kadar elini güçlendiren bir değişiklikle YÖK tutunduğu dala daha sarılmış bulunmaktadır.

Öğrenci gençliğin kendini gerçekleştirmesinin önüne her geçen gün denetim ve güvenlik mekanizmalarını çıkaran bir kurum özgürlük kavramının yakınından dahi geçemez. Polis ile ÖGB ile özgürlük arayışında olan Yök’ün üniversitelere verebileceği özgürlük bilim düşmanı dogmatik fikirlere kılıf bulan akademisyenler, öğrenciyi, bilimi, teknolojiyi ve yerleşkeleri sermayeye peşkeş çeken rektörler, “muhafazakar demokrat” olarak bilinen bireylere asistan kontenjanı olarak sayabiliriz. Özgür bilim ve özgür üniversiteyi de ancak emeğimizi de onurumuzu da savunarak kazanabiliriz.

www.sinifsiz.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*