Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Yetkilerin KHK’yla yürütmeye devri ne anlama geliyor

Yetkilerin KHK’yla yürütmeye devri ne anlama geliyor

Türkiye’de burjuvalar ve orta sınıflar tatilde, işçiler ve kentin/kırın yoksulları tatil hayalindeyken yürürlüğe giren bir kanun hükmünde kararname ile doğayı ve yaşam alanlarını tahrip eden yatırımların önündeki engeller sessizce kaldırıldı.

Kararnameyle, doğal SİT ve tabiat varlıklarıyla ilgili tüm yetkilerin yanısıra, belediye il genel meclislerinin imar planlama yetkileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tasarrufuna verilirken, ÖÇK kurumu kapatıldı. TMMOB Başkanı Soğancı, “Bakanlar Kurulu, kararname ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tüm ülkenin tapusunu istediği gibi kullanma yetkisi vermiştir” dedi.

DOĞA ESKİ TOKİ BAŞKANINA EMANET!

17 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ ile birlikte Türkiye’nin çevre, doğa ve kültür mirasının yönetimine ilişkin önemli değişiklikler yapıldı. Tartışmalara neden olan kararname ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki koruma kurullarının tabiat varlıklarıyla ilgili yetkileri ile il genel meclisleriyle belediyelerin tasarrufundaki imar planlama yetkileri yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geçerken, 1989 yılında kurulan Özel Çevre Koruma Kurumu (ÖÇK) kapatıldı.

DOĞAL SİT YETKİSİ KORUMA KURULLARINDAN ALINDI!

Bakanlar Kurulu’nca 8 Ağustos 2011 tarihinde karara bağlanan ve 17 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile birlikte koruma kurullarının ‘tabiat varlıkları’na ilişkin yetkileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geçti. Kararnamenin 17. maddesine eklenen geçici 6. maddeye göre, “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, doğal sit alanı ve tabiat varlığı olarak tespit ve tescil edilmiş alan ve varlıklara ilişkin her türlü belge, bu alan ve varlıkların statülerinin yeniden değerlendirilmesi için en geç altı ay içinde Bakanlığa devredilir” hükmü getirildi.

BAKANA BAĞLI KOMİSYON SİT’LERİ YENİDEN TESPİT EDECEK!

Yine aynı maddenin 3. fıkrasına göre de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenecek uzmanlardan oluşan komisyonda yeniden tespit edilen doğal sit alanı ve tabiat varlıkları ile ilgili statüler, Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın onayı ile, yapı yasağı öngörülen statüler ise Bakanlar Kurulu’nca onaylandıktan sonra tescil edilecek. Bu alanlar ve varlıklar yeni statüsüne, ören yerleri ise mevcut statüsüne uygun koruma-kullanma esaslarına göre yetkili idarelerce yönetilecek.

‘TABİAT VARLIKLARI’ MÜSTEŞERA BAĞLI GENEL MÜDÜR’E EMANET!

Kararnamenin 51. maddesine eklenen geçici 4. madde ile de, 2863 sayılı kanuna yeni eklememeler yapıldı. Buna göre taşınır tabiat varlıkları hariç; tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak belirlenirken, ilgili işlemler bakanlık müsteşarı başkanlığında oluşturulan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. İlgili genel müdürlüğün taşra teşkilatlanması ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisinin başkanlığında oluşturulacak ‘Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’ şeklinde olacak.

MİLLİ PARKLARIN İŞLETMESİ ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞINDA!

Kararnamenin yayımlanmasından önceki tarihlerde ilan edilmiş olan milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanlardaki kamuya ait alanların mevcut halleriyle yönetilmesine ve işletilmesine ilişkin iş ve işlemler ise Bakanlıkça onaylanan her tür ve ölçekteki çevre düzeni planı ile nazım ve uygulama imar planı kararlarına uygun olarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca yürütülecek.

ÖÇK KAPATILDI, TÜM YETKİLER ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINDA!

Kararnamenin 15. maddesine eklenen ek 1. madde ile de 1989 yılında kurulan Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇK) kapatılarak kurumun tüm yetkileri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildi. Kararnamede, ÖÇK’nın sorumluluğundaki tüm iş ve işlemler, “Bakan tarafından uygun görülen Çevre ve Şehircilik Bakanlığının birimlerince yürütülür” ifadelerine yer verildi.

BAKANA OLAĞANÜSTÜ YETKİLER!

Konuyla ilgili açıklama yapan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, “Toplumla paylaşılmayan, Bakanlar Kurulu’ndaki 26 kişinin kabul ettiği ve Cumhurbaşkanı’nın derhal onayladığı KHK’ler konusunda kim görüş bildirecek ve eleştirecek? Toplumun geleceği ve yönetim biçimi hükümetin iki dudağı arasında mı olacak? Bu yönetim biçimine kim demokrasi diyebilecek? 648 sayılı KHK, TBMM komisyonlarında bekleyen ya da Genel Kurula indirilmiş ancak görüşülmemiş kanun tekliflerini de içerecek biçimde genişletilerek yayınlanmıştır. Bu KHK ile 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Yasa, 3194 sayılı İmar Yasası, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu, 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, 3234 sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, 6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun‘da değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na yeni ve olağanüstü yetkiler devredilmiş ve tanınmıştır” ifadelerini kullandı.

TMMOB’UN ‘SAHİP ÇIKIN’ ÇAĞRISI

Kararname’de yapılan değişikliklerle açıkça “Hiç kimse ama hiç kimse artık elindeki tapuya güvenmesin. Tapu, ister kamu kurum ve kuruluşunun, ister özel kişinin, isterse devletin hüküm ve tasarrufu altında olsun bu tapu ve araziler üzerinde istediği tasarrufu yapma yetkisi yalnızca ve yalnızca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndadır” denilmek istendiğini savunan Soğancı, yürürlüğe konulan düzenlemelerin kamu yararına olmadığının açık kanıtı olduğunu belirterek “Yaşadığımız süreç olağan değildir, ülkemizde olağan demokrasilerde yeri olmayan tersi bir süreç işlemektedir. Önceki dönem torba, bu dönem KHK ile halkın haberdar olması bir yana, ilgili kurum ve kuruluşların dikkatlerinden kaçırılarak, toplum ve ülkenin kaderi üzerinde etkide bulunabilecek önemli kararlar yasalaşmaktadır. Bütün bunlar, yasama meclisi üyelerinin dahi bilgisi dışında olup bitmektedir. TMMOB uyarıyor: İlgili kurumlar, kişiler, siyasi partiler, üniversiteler, yazar-çizerler, düşünenler bu uygulamalara karşı insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan bir tutum almalıdırlar” dedi. Soğancı ayrıca şu bilgileri verdi:

YEREL YÖNETİMLER YETKİSİZ KILINIYOR

• Harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak, iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma yapılmaması halinde ruhsat ve yapı kullanma izni vermek; kamu ya da özel kişilere ait taşınmazlar üzerinde yapılacak yatırımlara ilişkin 3 ay içinde onaylanmayan etüt, çevre düzeni, nazım ve uygulama planları ya da ruhsatlandırma ve yapı kullanma izinlerini vermek şeklindeki yetkiler, aslında yerel yönetimleri yetkisiz kılmakla eşanlamlıdır.

• 648 sayılı KHK ile depreme karşı dayanıksız yapıların bulunduğu alanların dönüşüm projelerini ve uygulamalarını yapmak ve yaptırmak; Toplu Konut Kanunu‘nun ek 7. maddesi çerçevesinde uygulama yapmak, yaptırmak, bu uygulamalara ilişkin kentsel dönüşüm, yenileme, transfer alanları geliştirmek, bu alanların her ölçekteki imar planı ve imar uygulamalarını, kentsel tasarım projelerini yapmak, yaptırmak ve onaylamak; bu çerçevede paylı mülkiyetleri ayırmak, birleştirmek, arsa ve arazi düzenlemeleri yapmak, imar hakkı transfer etmek, kamulaştırma ve gerektiğinde acele kamulaştırma yoluna gitmek; yapı ruhsatı ve yapı kullanma izinlerini vermek ve kat mülkiyeti ve tescilini sağlamak Bakanlığın yetkisine verilmiştir. Bu düzenlemelerle Belediyelerin yetkisinden ve özel mülkiyetin korunmasından söz edilemeyeceği açıktır. Keyfi kullanıma açık olan bu yetkilerin “oy verenle oy vermeyenin tabii ki aynı olmayacağını” beyan eden Bakanın keyfiyetine bırakılmasından endişe duymamak olanaklı değildir.

• 2863 sayılı Yasa‘nın değişikliği ile tabiat varlıkları diğer deyişle doğal sit alanları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na transfer edilmiş olup, “Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü‘ ihdas edilmiş ve bu alanların yok edilmesinin önü açılmıştır. Artık, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgelerinin kullanma ve yapılaşmaya ilişkin kararları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nca verilecektir. Bu varlıkların statülerinin yeniden değerlendirilmesinin 6 ay içinde Bakanlığa devredileceği hükmü, 6 ay sonra bu statülerin kalmayacağının habercisidir. Yalnızca doğal sitler değil aynı zamanda doğal sitlerle kesişen arkeolojik, kültürel, kentsel ve tarihi sitler de tehlike altındadır.

• Köylerde yapılacak yapılara uygulanacak esaslarda, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu‘nun uygulanmaması, buralarda kurulacak yapılarda ruhsat ve imar planı aranmaması tarım arazilerini bekleyen tehlikelerin habercisidir.
• 3194 sayılı İmar Yasası‘na eklenen madde ile de mera, yaylak ve kışlaklar, 29 yıllığına kiralanıp yapılaşmaya açılmıştır.

• Önceki dönem TBMM Genel Kurulu‘na havale edilmiş Yapı Denetimi Hakkında Yasa Tasarısı bu KHK ile yürürlüğe girmiştir. Yapı denetçisi mühendis ve mimarları güvencesiz kılan, sorumluluğu ağır, ama bunun karşılığı hak ve yetkiyi vermeyen ve daha önce eleştirdiğimiz tasarı TBMM’de tartışılmadan sessiz sedasız dayatılmıştır.

• Bakanlar Kurulunca belirlenen projelerde çalıştırılacak personele 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırma hükümlerinin uygulanmayacağına ilişkin düzenleme, idareye keyfi bir yetki tanımaktadır.


GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR?

Türkiye ve Kürdistan sermaye eliyle yeniden yapılandırılıyor. Sermaye kendi suretine uygun bir dünya yaratıyor. Anadolu’nun ve Trakya’nın kazılmadık toprağı, deşilmedik kaynağı bırakılmıyor. Akarsulara HES’ler, stratejik bölgelere nükleer santraller kuruluyor. Kentin ve kırın kazma vurulmadık toprağı kalmayacak şekilde her yerine TOKİ ve diğer inşaat tekelleri eliyle yeni binalar dikiliyor. Ülke dev bir şantiye görünümünde! Kapitalizmde sermaye birikimi böyle sağlanıyor, karlar böylelikle realize ediliyor.

Doğa mı? SİT cinsinden engellemeler kaldırılıyor. Mahkemelerin set çektiği, durdurma kararı verdiği inşaatların çokluğu sermayenin canını sıkıyor. Kanun hükmünde kararnamelerle yasaların üzerinden acilen atlanıyor, yeni yasalar çıkartılarak engel oluşturan hukuk sistemi değiştiriliyor. Sermaye kendi suretinde, kendi görünümünde bir Anadolu ve Trakya yarattı, yaratıyor, bunda hızlanıyor, hızlanacak. Açıkça doğanın ırzına geçilmeye devam edilecek! Bu işçi sınıfı kendi yönetimini kurana kadar böyle devam edecek. Kapitalizmin kar güdüsüyle doğayı talan ve imhasına artık bir dur demenin zamanı çoktan geldi, geçiyor…

Bir yorum

  1. Çok güzel ve önemli bir noktaya parmak basmıssınız. Bilgilendirmeniz için teşekkürler

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*